02 Kasım 2004 03:00

RAPORDA NELER VAR?

Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu tarafından hazırlanan "Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu"nun yedi sayfalık raporu, "Azınlık" kavramının dünyada 16'ncı yüzyıldan beri kullanıldığı, Osmanlı döneminde de gayrimüslimlerin bu şekilde korumaya alındığı belirtiliyor.

Paylaş
Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu tarafından hazırlanan "Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu"nun yedi sayfalık raporu, "Azınlık" kavramının dünyada 16'ncı yüzyıldan beri kullanıldığı, Osmanlı döneminde de gayrimüslimlerin bu şekilde korumaya alındığı belirtiliyor. Etnik, dilsel, dinsel olmak üzere üç ölçütlü azınlık kavramına karşın Türkiye'nin Lozan'da yalnızca gayrimüslimlere azınlık hakkı tanıdığının anlatıldığı, Türkiye'nin imzaladığı uluslararası sözleşmelere çekinceler koyması ve 1982 Anayasası'nın azınlık haklarını daha da darlaştırması ile yaşanan sıkıntıların kaydedildiği raporda, bu sınırlayıcı tutumun dünyadaki eğilimlerle gitgide ters düştüğü belirtiliyor. BM İnsan Hakları Komitesinin 1990'lardaki yorumundan sonra eğilimin, bir ülkede azınlık olup olmadığını o ülkeye sormamak yönünde olduğu ifade edilen raporda, Türkiye'nin, Lozan'ın kimi hükümlerini dahi ihlal ettiği vurgulanıyor. Bu ihlallere örnek olarak da, Lozan Antlaşması'nda "bütün TC yurttaşları"na, resmî daireler dışında "dilediği dili ticarette, açık ve kapalı toplantılarda, her türlü basın ve yayın araçlarında kullanma" hakkı öngörmesine karşın, radyo ve televizyonlarda farklı dilde yayın yapmasına izin verilmemesi gösteriliyor. Lozan Anlaşması'nın 39/4 maddesinin uygulanması durumunda Kürtçe yayın konusunda Türkiye'yi meşgul eden sıkıntılı tartışmaların sona ereceğine işaret edilen raporda, bu durumun Türkiye'nin işine yarayacağı belirtiliyor. Türkiye'de azınlıkları ve kültürel hakları ilgilendiren mevzuatın kısıtlayıcı olduğu belirtilen ve örnek olarak Anayasa'nın 3/1 maddesindeki, "Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir" ifadesinin gösterildiği raporda, "Milletin bölünmez bütünlüğü" ifadesinin milletin tek parça (monolitik) olduğunu söylemek, bunun da milleti oluşturan çeşitli alt-kimlikleri inkâr etmek anlamına geldiğine işaret ediliyor. Raporda; "İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) kendi önüne getirilen davalarda, 'ülkede azınlıklar bulunduğunu ileri sürme'nin milli güvenlik nedeniyle engellenemeyeceğini belirterek ihlal kararı vermektedir" deniliyor. Devletin dili olmayacağı belirtilerek, 1961 Anayasası'nda "Resmî dil Türkçedir" biçiminde bir ifade kullanıldığına atıfta bulunulan raporda, Anayasa ve yasalardaki "devletin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğü" ilkesinin, "azınlık yaratmak" adı altında kültürel alt-kimlikleri reddeder biçimde yorumlandığına, dolayısıyla mevzuatın alt kimliklere yönelik "bölücülük-yıkıcılık" suçlamaları getirdiğine ve cezalandırdığına işaret ediliyor. Türkiye'nin, alt kimlikleri Osmanlı'dan aynen miras alırken, üst kimlik olarak da "Türk" kimliğini benimsediği vurgulanan raporda, bu üst-kimliğin vatandaşı ırk ve hatta dinle tanımlama eğiliminde olduğu, "Yurt dışındaki soydaşlarımız" dendiği zaman Türk etnik kökenden olanların kastetildiği, diğer yandan "Türk" sayılabilmek için ayrıca "Müslüman" olmak gerektiği, gayrimüslim yurttaşlara "Türk" değil "Vatandaş" dendiği örnekleniyor. Bunun kendini Türk ırkından saymayan diğer alt-kimlikleri yabancılaştırıp sorun yarattığı ve bu sorunun üst kimliğin "Türkiyeli" olması durumunda ortaya çıkmayacağı ifade edilen raporda, bunun nedeni "Sevr sendromu"na bağlanıyor. "AB'ye hazırlık sürecinin, Türkiye'deki azınlık hakları ve kültürel haklar konusunu çok olumlu bir sürece soktuğu" savunulan raporda, "Bu süreç, 1920 ve 30'larda Kemalizm'in ülkeyi çağdaşlaştırmak için 'yukarıdan devrim'le yaptığı hukuk reformlarının doğrudan devamı niteliğindedir. Nasıl bu yıllarda Kemalist yukarıdan devrime aşağıdan yukarıya şiddetli tepkiler (irtica) gelmişse, bugün de bu Uyum Paketlerine tepki gelmektedir. Bu 'Sevr Paranoyası'nın beslediği zihniyet, reformlara şiddetle direnmektedir" deniliyor.

ÖNCEKİ HABER

Derviş Eroğlu görevi iade etti

SONRAKİ HABER

Kayseri Büyük Bürüngüz köylüleri siyanürle altın aramaya karşı çıkıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa