27 Ekim 2004 01:00

Yaylalarına sahip çıkıyorlar

Malatya Kürecik'te yaylalarında mermer ocaklarının açılmasına tepki gösteren köylüler, mahkemenin yaptığı keşife katıldılar.

Paylaş
Malatya'nın Akçadağ ilçesi Kürecik bölgesinde bulunan bütün köyler, bugünlerde sadece Şet Yayla'sını konuşuyor. Yaylada mermer ocakları işletmeyi planlayan şirketler, yıllardır burada hayvanlarını otlatan köylüleri tedirgin ediyor. Şet Yaylası'nda 2001 yılında faaliyete başlayan Alacakaya Madencilik Şirketi ile köylüler arasındaki dava 3 yıldır sürüyor. Şirket, yaylanın mera özelliğini kaybettiğini iddia ederek çalışmaya başlayınca köylüler, mahkemeye başvurarak ihtiyati tedbir kararı aldı. Davanın karara bağlanması için mahkeme heyeti, iki gün önce şirketin faaliyet gösterdiği Şet Yaylası'nda keşif yaptı. Keşife Kürecik'e bağlı 18 köy ve İstanbul Kürecikliler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği üyeleri de katıldılar. Sabahın erken saatlerinde traktörlerle, köy minibüsleriyle ve motorlarla keşif alanına gelen her yaştan 500 yakın Kürecikli, "Talan olmuş Şet'im uyur hükümetim", "Doğa tahribatına son", "Uyan Kürecikli merana sahip çık", "Kürecikliler Bergama'dan örnek alın" ve "Bütün Kürecikliler yağmaya karşı birleşin" yazılı dövizler açarak, yıllardır hayvancılık yaptıkları ve geçim kapıları olan meralarının yok edilmesine izin vermeyeceklerini dile getirdiler.

Halk birleşti 75 yaşındaki Fadime Kadem, Gürkaynak köyünden. İlerlemiş yaşına rağmen yaylasına sahip çıkmak için gelmiş. Fadime Kadem, bu yaylada koyun, kuzu güderek 10 çocuk büyüttüğünü anlatıyor. Kar eridiğinde yaylaya geldiğini, kışa kadar burada kaldığını ifade eden Kadem, "Burada ayağıma değmeyen taş kalmamıştır. Burası bizim geçim kapımız. Ormanı biz büyüttük, yetiştirdik. Ben kendim yetiştirdiğim ormandan ağaç kestiğimde beni mahkemeye verdiler. Şimdi bu şirket dağa, taşa dinamit atıyor, ormanı talan ediyor. Buna niye kimse sesini çıkarmıyor? Hükümet çıkıp burası köylünün malıdır demiyor. Çünkü onlar da zenginden yana. Biz bir çakıl taşımızı bile vermeyiz. Zorla alırlarsa o başka. Ama biz ölünceye kadar buna izin vermeyiz" dedi. Alişan, İbrahim, Mahir ve Erdal, İstanbul'dan gelmişler. Gençler bir toplumun, halkın tarihini yaratan şeyin geçmişi olduğunu belirterek, "Burası da bizim tarihimiz. Bu şirketin burada olması bir işgaldir. Burada doğayı tahrip ediyorlar, hayvancılığı öldürüyorlar. Bu şirkete karşı mücadele artık bir onur meselesidir. Biz işimizi gücümüzü bırakıp buraya geldik. Kürecikli gençler olarak İstanbul'da da olsak sonuna kadar bu mücadelenin içinde olacağız. Kürecik halkı değerlerine sahip çıkacaktır" diye konuştular. Ortaköyü'nden Aliseydi Fidan da dinamitlerden dolayı hayvanlarını meraya getiremediğini söyledi.

Çirkin saldırı Bu arada yaylada faaliyet gösteren Net-Mer adlı şirket çalışanlarının tarlasından yol geçmesine izin vermeyen Keller Köyü eski Muhtarı Hasan Şahin'e saldırdıkları iddia edildi. Kürecikliler, keşiften sonra Şahin'e geçmiş olsun ziyaretinde bulundular. Ziyarete İstanbul Kürecikliler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Hüseyin Hazar, köy muhtarları, CHP İl Genel Meclisi Üyesi Mustafa Mercan ve EMEP Malatya il Başkanı Nejdet Bali de katılarak Şahin'in yanında olduklarını ifade ettiler.


MUHTARLAR KARARLI Kürecik Merkez Muhtarı Ali Turan:Mermer ocakları meramızı tahrip ediyor, doğanın dengesini bozuyor, biz buna karşıyız. 18 köy muhtarı olarak beraber hareket ediyoruz. Aramızda bir komite oluşturduk. Kürecik halkının haklarını korunmak için yasal süreci takip edeceğiz ve taraf olduğumuzu belirteceğiz. Biz köylümüzle birlikte geçim kaynağımız olan hayvancılığın yok olmasına izin vermeyeceğiz. Kahyalı Köyü Muhtarı Hüseyin Erdoğan:Muhtarlar olarak bir komite oluşturduk bundan sonra beraber yürüyüp, beraber hareket edeceğiz. Biz gelişmelere ilişkin köylümüzü bilgilendiriyoruz. Köylü de bu konuya çok duyarlı. Zaten onlar olmasa biz bir şey yapamayız. Sonuna kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz, üzerimizdeki ceketi de satsak bu mücadele sürecek.. Dutlu Köyü Muhtarı Ali Paşa Doğan:Keşif sırasında Kürecik bölgesi halkı tepkisini gösterdi, bu çok olumluydu. Bu meraların sahipsiz olmadığını gösterdik. Önce 3-4 köy birlikte hareket ediyordu. Şimdi birlik ve beraberliği genişlettik. Belki biraz geç kaldık ama bu mücadelenin başarıya ulaşacağına inanıyorum Durulova Köyü Muhtarı Seyithan Bali:Yıllardır hayvan otlattığımız, geçim kaynağımız olan meralara şirketler el koymak istiyor. Biz köylülerimizle birlikte buna karşı çıkıyoruz. Açtığımız dava ile Alacakaya şirketinin faaliyeti durduruldu. Şimdi tamamen kapatılması için mücadele edeceğiz. Şirketlere karşı mücadele her geçen gün büyüyor. Kürecik halkının birlikte mücadelesi ile biz bu şirketlere karşı kazanacağız.


DAHA GÜÇLENMELİYİZ İstanbul Kürecikliler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Hüseyin Hazar: İstanbul'daki Kürecikliler olarak şirketlere karşı verilen mücadelede sonuna kadar köylülerin yanında olacağız. Bugünkü eylem için tüm Küreciklilere teşekkür ediyoruz. Bu güzel bir hareketti önemli olan bunun sonunu getirebilmemiz. Birliğimizi, beraberliğimizi güçlendirip bundan sonra çalışmalarımızı hızlandırmalıyız.


DAVA SÜRECİ VE YAŞANANLAR Köylülerin Avukatı Yıldız İmrek Koluaçık dava ile ilgili şu bilgileri verdi: "2001 yılında Alacakaya Mermer AŞ'nin Şet Yaylası'nda faaliyete başlaması üzerine köylüler ihtiyati tedbir istemiyle mahkemeye başvurdu ve mahkeme, mermer arama ve çıkarma faaliyetini durdurdu. Daha sonra toplam 120 milyar lira maddi-manevi tazminat ve ecrimisil talepleriyle şirket aleyhine Akçadağ Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldı. Bu arada köylülerin Enerji Bakanlığı'na müracaatı üzerine şirketin usulsüz olarak merada maden arama-işletme faaliyetinde bulunduğu belirlendi ve faaliyeti durduruldu. Davaya Hazine de, ecrimisil talep ederek müdahil oldu. 25.10.2004 tarihli keşifle tazminat taleplerinin incelene

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


İşkence sistemleştiriliyor İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi İHD) üyeleri, tek tip elbise giyerek, Yeni Ceza İnfaz Yasa Tasarısı'nı protesto ettiler. Dün saat 12.30'da Taksim Gezi Parkı'nda bir araya gelen İHD üyeleri, "Zorunlu çalıştırmaya hayır", "Tecrit insanlık suçudur" yazılı dövizler taşıdılar. Tek tip elbise giyerek basına açıklamayı yapan Yönetim Kurulu Üyesi Huri Vayiç, zorunlu çalışma ve tek tip kıyafet giyme zorunluluğu getiren tasarıda, sessiz protestonun bile disiplin suçu sayıldığını belirterek, "Ağır tecrit koşullarının kabul edilmesi, yazılı ve görsel basın organlarına ve ürünlerine ulaşımın engellenmesi, sağlık hakkına getirilen kısıtlamalarla Yeni Ceza İnfaz Kanunu tasarısı tam anlamıyla baskının ve işkencenin sistemleştirilmesini hedefleyen bir yasal düzenleme niteliğindedir" dedi. Açıklama, İHD üyelerinin giydiği tek tip elbiselerin yırtılmasıyla sona erdi. Önceki akşam Ankara Yüksel Caddesi'nde yapılan eylemde de, ortak açıklama metnini okuyan İbrahim İlhan, Yeni İnfaz Yasa Tasarısı'nın "sessiz ölüm"ün yasası olduğunu dile getirerek, hükümetin tasarıyla ABD ve AB tarzı cezaevini, daha da ağırlaştırarak, Türkiye'de uygulamayı planladığını ifade etti. Hükümetin yüz binlerce insanı hücrelere kapatıp, her türlü eziyet ve işkenceyi zamana yayarak, sessizce öldürmek istediğini dile getiren İlhan, Tasarı ile mahkumların en ucuz ve kolay sömürülen işgücü olarak sermayenin emrine sunulacağını belirtti. İlhan, dışarıdaki ücretli köleliğin içerde zorunlu köleliğe dönüştürüldüğünü ifade ederek, çalışmanın gönüllülük esasına göre ve mahkumun kendini insani olarak geliştirmesini değil, şiddet ve şantaj yoluyla sağlanacağını kaydetti. Öte yandan Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP), Adana Kürkçüler cezaevinde Tutuklu bulunan MLKP davası mahkumlarının aileleri ve avukatlarıyla görüştürülmemelerini protesto etti. İnönü parkı'nda yapılan eylemde açıklama yapan Songül Yurtsever, tutuklular üzerindeki keyfi baskının son bulmasını istediklerini dile getirdi. Yurtsever, sorumluların yargılanıp görevden alınmalarını talep etti.

ÖNCEKİ HABER

Gazeteciler yargılanıyor

SONRAKİ HABER

Gazetelerde 'Ne Var Ne Yok?' - 24 Mayıs 2019 Cuma

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa