24 Ekim 2004 01:00

Entelektüel mekân; Firuzağa

Cihangir'deki Firuzağa Camii'nin altındaki Asmalı Kahve çay bahçesine gelenlerin kimisi evi yakın olduğu için geliyor, kimisi de geleneksel bulduğu için...

Paylaş
Vakti zamanında yoğunluklu olarak Rumların yaşadığı Cihangir'in çehresi, Rumların 1975 Kıbrıs Harekâtı'ndan sonra Yunanistan'a göç etmesiyle yavaş yavaş değişmiş. Cihangir'in, şimdilerde "entelektüel mekân" olarak anılması da, bu göçlerden sonra mahalleye entelektüel çevrelerin taşınmasıyla başlamış. Hal böyleyken Cihangir'deki Firuzağa Camii'nin bahçesindeki çay bahçesine gelenler de artık, semtin yeni sakinleri; yazarlar, sanatçılar ve televizyoncular. Asmalı Kahve olarak da bilinen caminin altındaki çay bahçesine özellikle "madam"lar akşamüstü kahvesi içmek için gelirmiş. Rumların, Cihangir'den taşınmasıyla canlılığını kaybeden Asmalı Kahve'ye sadece cami cemaati gelir olmuş. Sabah namazından sonra topluca çay içmeye gelen cemaat, bol bol "eskilerden" konuşurmuş. Asmalı Kahve'de garson olarak çalışan Volkan Çetinkaya cemaatin artık çay bahçesine gelmemesine üzülüyor. "Son 5 yıldır yazarlar, yönetmenler falan gelmeye başladı buraya. Ortam değişti tabii. Entel kesim biraz rahat. Cemaat de bu rahat davranışları kaldıramadığından çekti kendini. Sabah namazından sonra topluca çay içmeye geldiklerinde ben de onlarla oturur, sohbet ederdim" diyor. Mehmet Şentürk 72 yaşında. Doğma büyüme Cihangirli. "Eski insanlar kalmadı ki mahallemizde. Doluştular dışardan gelenler" diyerek yakınıyor. Rumların çok dürüst insanlar olduklarını anlatan Şentürk, Onlar gidince Cihangir'in bozulduğunu söylüyor. Asmalı Kahve'nin işletmecisi Oğuz Serttaş, Asmalı Kahve'nin 17 Ağustos depreminden sonra keşfedildiğini söylüyor. "Depremden sonra Cihangir halkı sabaha kadar oturdu bahçede. Açık mekân olduğundan güvenli burası. Etrafı ağaçlarla kaplı olduğundan da rahat" diyor. Caminin altında bir çay bahçesinin olmasını son derece doğal karşılayan Serttaş, bahçede oyun oynanmadığını söylüyor. "Sadece çay ve kahve var. Nargile satmıyoruz. Çünkü insanlar buraya kafalarını dinlemeye geliyorlar. Nargile içen adamın yanına oturulmaz. Nargile için sürekli etrafta dolanmak gerek. Başkaları rahatsız olur böyle olursa" şeklinde konuşuyor Serttaş.

'Evime yakın' Seza Sinanlar evine yakın olduğu için geliyormuş buraya. Bir de şehrin içinde yeşilin olmasının güzel olduğunu söylüyor. "Camii'nin tarihi bir cami olması sadece nokta olarak önemli bence" diyen Sinanlar buraya düzenli gelenlerin birbirlerini tanıdığını anlatıyor. "O tanışıklık çok hoş. Yani bir göz selamı bile yetiyor insana" şeklinde konuşuyor. Seda Bildik'in de evi yakınmış Asmalı Kahve'ye. "Hep burayı tercih etmiyoruz ama buranın da kendine özgü bir havası var. 'Mahalle kahvesi' bizim için" diyor. Camii'nin dokusunun bozulmadan restorasyon geçirmesi gerektiğini düşünüyor. Camii'nin altındaki iş yerlerinin camiye zarar verdiğini düşünen Bildik "Cami ahşap olduğundan çıkan yangınlarda bina tahrip oluyor. Bilinç düzleminde korumalıyız. Ayrıca bahçe küçük olduğundan sandalyeler yola taştı. Bu araç sirkülasyonunu da yaya sirkülasyonunu da etkiliyor. Bir plan ölçeğinde trafik çözümüne gidilmeli. Tozun toprağın içinde oturmak da hoş değil" şeklinde konuşuyor. Aktuğ Metin doğma büyüme Cihangir'li olduğunu söylüyor. Bu tür tarihi mekânları sevdiğini ifade eden Metin "Yapmacık değil burası. Böyle yerlerde insanlar kendilerini çok rahat ifade ediyorlar. Beni buraya çeken bu" diyor.

Yaşam ve Ölüm Firuzağa Cami halka hizmet verdiğinden, buradan cenaze de kalkıyormuş. Cenaze, çay bahçesinin önünde olan musalla taşına koyuluyormuş. Cenaze olduğu zamanlar bahçedeki masalar ve sandalyeler, cemaatin cenaze namazını kılabilmesi için kaldırılıyormuş. Hilal Göker Asmalı Kahve'nin her zaman için tercih edebileceği bir mekân olduğunu anlatıyor. Çok çeşitli ve geleneksel olarak tanımlıyor çay bahçesini. "Bildiğimiz çay... kafe şeklinde değil, ticari bir mekân havası yok. Modern bir mekân değil" şeklinde konuşuyor. Cihangir'de yaşayan arkadaşlarının cenazelerinin bu camiiden kalktığını söyleyen Göker, cenaze zamanlarında hayatla ölümün iç içe olduğunu anlatıyor. Buradaki cenazelerin "ilginç ve etkileyici" olduğunu söylüyor. Yaşam ne kadar doğalsa ölüm de en az onun kadar doğal O'nun için. Güçlü Arkın ise ölümü o kadar da doğal bulmuyor. Cenazelerin kendisine garip geldiğini belirten Arkın, cenazeye rastladığında çayını aceleyle içip-bazen içmeyip- kaçıyormuş hemen. Gerçi cenazenin karşısında çayını içmek de hoşuna gitmiyormuş, "geriliyormuş!"

ÖNCEKİ HABER

Alacakları için mahkemeye gidecekler

SONRAKİ HABER

Bursa'da otelin dış cephe temizliğini yapan sepetli vinç düştü: 2 işçi öldü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa