23 Ekim 2004 21:00

Kadınlar kurultayda
   emek örgütlerini tartıştı

KESK Kadın Kurultayı'nda Türk-İş içerisinde yapılan bir anketi n sonuçlarını açıklayan Şule Özkuzukıran, kadınların yüzde 21'inin engellendiğini belirtti.

Paylaş
KESK 2'inci Kadın Kurultayı kapsamında düzenlenen "Emek Hareketi ve Kadın" başlıklı oturuma katılan emek örgütü temsilcileri, kadınların toplumsal yaşamda karşılaştıkları engellerin kendi örgütlerine de yansıdığını ortaya koydular. Oturumda söz alan konuşmacılar, kadınların da örgütlerde söz ve karar sahibi olmak için çaba göstermeleri gerektiğini ifade ettiler. "Emek Hareketi ve Kadın" başlıklı oturumunda Türk-İş'deki 100 şube yöneticisi kadın ile yapılan bir anketi sunan Türk-İş Kadın Dairesi Başkanı Şule Özkuzukıran, Türk-İş'e bağlı 35 sendikada sadece 3 kadın sendikacı bulunduğuna dikkat çekti. Anketin ortaya koyduğu çarpıcı bir sonucun kadınların işçilikten sendikacılığa geçişte eş ve aileleri tarafınden engellenmedikleri olduğunu dile getiren Özkuzukıran, kadınların sendikalar tarafından düzenlenen eğitsel faaliyete katılarak buradan elde ettikleri kazanımların, eş ve ailelerini kadınların mücadelesine sıcak bakmaya ittiğini bildirdi. Ankete katılan kadınlardan yüzde 45.45'inin eş ve aileleri tarafından desteklendiğini anlatan Özkuzukıran, yüzde 32.72'sinin ailesinin de tepkisiz kaldığını ifade etti. En çarpıcı sonucun, kadınların sendika içindeki erkek meslektaşları tarafından engelleniyor olması olduğunu belirten Özkuzukıran, kadınların yüzde 21.63'ünün bu tür engellemelerle karşılaştığına dikkat çekti. Anketin, sendikacılığa toplumda kötü gözle bakılmadığı gibi bir sonuç da ortaya koyduğuna dikkat çeken Özkuzukıran, ankete katılan kadınlardan yüzde 72'sinin "sendikacı olmaktan dolayı çevrenizde olumsuz bir yaklaşımla karşılaştınız mı?" sorusuna "Hayır" yanıtını verdiğini bildirdi. Özkuzukıran, kadın sendikacıların yüzde 66'sının ev, aile, iş ve sendikacılığı bir arada yürütmenin kendilerini en çok zorlayan konu olduğunu ifade ettiğini belirtti.

Üyeler arasında da yol arkadaşlığı TMMOB Yönetim Kurulu üyesi Betül Uyar da TMMOB üyelerinin yüzde 57'sinin kadın olduğunu ancak yönetimlerin yalnızca yüzde 21'inin kadınlardan oluştuğunu dile getirdi. TMO, DSİ ve DLHİ'de kadın mühendislerin işe alınmak istenmediğini dile getiren Uyar, şantiyelerin Doğu'da olduğu gerekçesinin sunulduğunu, ancak Ankara'daki şantiyelere de kadınların alınmadığını ifade etti. Kadınların toplumsal yaşamda karşılaştıkları sorunların sendika yönetimlerinde katlandığını anlatan DİSK Genel Sekreter Yardımcısı Perihan Sarı da erkek egemen kültürün yansıması olan kadını dinlememe, başka sorumluluklarını hatırlatarak utandırma, fikirleri ile alay etme gibi davranış biçimlerine karşı sürekli bir uyarı mekanizması yaratıldığını anlattı. Eğitim Sen Kadın Sekreteri Elif Akgül ise yaşanan sürecin kadınların zararına olduğunu söyleyerek, kazanımlar yolu ile elde edilen bilincin geliştirilmesi ve dünya kadınları ile paylaşılması gerektiğini belirtti.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


'TMMOB hafızasına sahip çıkıyor' TMMOB'nin 50'nci kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında düzenlenen panelde, kuruluşundan bugüne kadar geçen sürede TMMOB'nin bileşimi ve çalışmasındaki değişim ile üyelerinin sosyal konumlarındaki değişiklikler ele alındı. Ankara'da önceki gün yapılann panelde söz alan TMMOB eski başkanlarından Yavuz Önen, hafızası olmayan toplumların ve bireylerin özgür olamayacaklarını belirterek, "Eğer bağımsızlık hedefimiz varsa hafızamıza sahip çıkalım" dedi. TMMOB tarihini belgelemenin önemine değinen Önen, kendi altyapısını oluşturan ve yandaşlarını eğiten sistemin karşıtını da yarattığını söyledi. Mimar ve mühendislerin 1924'ten itibaren uzmanlık alanlarına göre örgütlenmeye başladıklarını aktaran Kaya Güvenç de TMMOB içindeki meslek gruplarının aralarındaki kısır çekişmelerden kurtularak emekçi kimliklerini ortaya çıkarabilmeleri durumunda gerçek bir birlik olabileceklerini kaydetti. Yrd. Doç. Dr. Yüksel Akkaya, devletlerin meslek gruplarıyla, işçi ve işveren sendikalarıyla belirli ödül ve ödün mekanizmaları içeren birliktelikler oluşturmak istediğini vurgulayarak, TMMOB'nin devletle olan ilişkisini irdeledi. Akkaya, kuruluş döneminde devlet tarafından kullanılmak istenen TMMOB'nin, özellikle Türkiye İşçi Partisi içinde yer alan üyeleri ve 1968 gençlik hareketinin etkisiyle, bu isteğe boyun eğmediğini vurguladı. TMMOB'nin devletin istediği gibi çalışmamaya devam etmesi halinde bir müdahaleyle karşılaşabileceğine dikkat çeken Akkaya, bu duruma hazırlıklı olunması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Ahmet Öncü, TMMOB'nin kurulduğu dönemde mimar ve mühendislerin ekonomik olarak daha iyi koşullarda yaşadıklarını ancak günümüzde hem ekonomik hem de örgütsel açıdan işçilere yakın bir tavır aldıklarını belirtti. Prof. Dr. Atilla Göktürk ise, özelleştirme politikalarının TMMOB'nin örgütlenme şekli üzerinde etkili olduğunu ifade etti. Özerklik uğruna devlet yardımını reddeden TMMOB'nin üyelerinin ancak yüzde 20'sinden aidat toplayabildiğini dile getiren Göktürk, muhalif çizgiyi harekete geçirebilmek için üye sayısının artırılması gerektiğini kaydetti.

ÖNCEKİ HABER

Bağıstan'da yaşam yeniden yeşeriyor

SONRAKİ HABER

MGM: "İstanbul'da kasım ayı sonunda kar yağışı olasılığı var" tahmini bilimsel değil

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa