İnsan hakları ile kan uyuşmazlığı

İnsan hakları ile kan uyuşmazlığı

Üç gün önce "İnsan Hakları Rehberi" yayınlayarak devlet kurumlarına insan hakları savunucularıyla birlikte çalışmalarını isteyen hükümet, İnsan Hakları Danışma Kurulu'nun raporlarına tepki gösterdi.

AB'yi tek hedef olarak koyan AKP Hükümeti'nin insan hakları ile kan uyuşmazlığı var. Hükümet, AB İlerleme Raporu çerçevesinde hükümete önerilerde bulunmak üzere iki rapor hazırlayan İnsan Hakları Danışma Kurulu üzerinde baskı uyguluyor. Başbakanlık önceki gün Kurul Başkanı'nın odasını kilitledi. Tepkiler üzerine odayı tekrar açtı. Hükümet şimdi de hem Kurulu hem de raporu reddediyor. Hükümet, yasal bir kurum olan İnsan Hakları Danışma Kurulu'nun (İHDK) raporlarını beğenmediği için baskı yapıyor. Bu baskılar üzerine Kurul raporun iki paragrafını değiştirmek zorunda kaldı. Ayrıca Kurul içinde hükümete yakın üyeler de raporların İHDK'ya ait olmadığını iddia ettiler. Bu gelişmeler üzerine İnsan Haklarından Sorumlu Bakan ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, kendilerinin böyle bir rapor istemediklerini açıkladı. Kurul Başkanı İbrahim Kaboğlu ise özerk bir kurum olduklarını ve herhangi bir talebe göre hareket etmediklerini vurguladı. Gül, son dönemde yoğunlaşan İnsan Hakları Danışma Kurulu'nun Azınlık Raporu'na ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı. Böyle kritik bir dönemde birden bire gazetelerde bazı raporların çıktığını gördüklerini kaydeden Gül, "Bu raporlar Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu diye geçiyor. Başında 'Başbakanlık' diye bir şey söz konusu değildir. Bir Danışma Kurulu vardır, Danışma Kurulu'nun başında 'Başbakanlık' diye bir ibare yoktur. Böyle bir şey söz konusu değildir" dedi. Abdullah Gül, Kurul'da 78 kişi olduğunu ve basından izlediği kadarıyla, Kurul'un toplanarak böyle bir karar almadığını ifade etti. Gül, "Çünkü yönetmeliğe göre Kurul, yarıdan bir fazlayla toplanıyor. Kararlarını alma usulleri var. Tüm bunlarda bir karışıklık görüyorum" diye konuştu. Gül, ortada Azınlık Raporu adlı bir raporun da bulunduğuna dikkat çekerek, "Sanki Başbakanlık böyle bir şey hazırlatmış, bunu da böyle el altından yayıyor" gibi bir izlenimin doğduğuna işaret etti. Gül, "Bunların hiçbiri doğru değildir. Bize böyle bir rapor da gelmemiştir. Biz 'Böyle bir rapor hazırlayın' diye kimseye böyle bir görev de vermedik, böyle bir talepte de bulunmadık" dedi. Gül, raporun hazırlanıp hazırlanmadığının, hazırlanmışsa usulüne uygun olup olmadığının şu an için belirsiz olduğunu kaydetti.

"Oda'dan haberim yok" Gül, kurulun Başbakanlık'taki odasının kendilerinden alındığıyla ilgili olarak da "Onlarla ilgilenecek halim yok" diye konuştu. Gül, Kurul Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu için kendisinin doğrudan bir tasarrufunun söz konusu olmadığını ifade ederek, "Kim yaptı, ne yaptı, o mu yaptı başkaları mı yaptı? Onu da bilmiyorum. Ama gördüğüm kadarıyla basında böyle şeyler dolaşıyor. Ama insan hakları raporuyla ilgili gördüğüm kadarıyla onun ismi çok geçiyor. Bütün bunların çok yanlış olduğunu söylüyorum" diye konuştu.


KESK'ten, İHDK raporuna destek KESK Genel Başkanı Sami Evren, Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu'nun (İHDK) raporunu desteklediklerini ve raporun tartışılmasını engellemek isteyenleri de kınadıklarını söyledi. Evren, dün Ankara'da yaptığı basın toplantısında, raporun 80 yıldır üzeri örtülen konuları tartışma sürecini başlattığını belirterek, tartışma sürecinde karşıt görüşlerin varlığına saygı duyacaklarını kaydetti. Evren, "Ancak tartışmayı yok sayan, ihanet eden, tartışmanın önünü kesecek her türlü çabayı kınarız. Türkiye'de demokratikleşmeyi arz ediyorsak demokratikleşme sürecine katkı amacındaysak bu rapor tartışılmalıdır. Tartışmayıcı engelleyici, raporu hazırlayanları suçlayıcı tutum ve davranışlar, demokratikleşme teamüllerine uymamaktadır." diye konuştu. Evren, raporda geçen "Türkiyelilik kimliği" tanımlamasının bazı çevrelerce "vatana ihanet" olarak yorumlandığını ancak bunun Türkiye Cumhuriyetini geliştirecek ve güçlendirecek bir tanımlama olduğunu vurgulayarak, özgürlükçü, çoğulcu ve demokratik bir biçimde toplumun örgütlü kesimlerinin katılımı ile yeni bir anayasa hazırlanması gerektiği üzerinde durdu. Merkezi ve yerel yönetimlerin yurttaşların katılımı ve denetimi esas alınacak biçimde şeffaflaşması ve demokratikleşmesini savunduklarını dile getiren Evren, insan hak ve özgürlüklerine yönelik evrensel normları içeren uluslararası sözleşmelerin imzalanmasını ve Türkiye'de alt kimliklerin inkârını öngörecek çekince ve yorum beyanlarının getirilmemesini istediklerini söyledi. Evren, farklı kimlik ve kültürlere sahip kişilerin kendi kimliklerini koruma ve geliştirme haklarının güvence altına alınması gerektiğine dikkat çekerek, bu uygulamaların AB'nin istekleri doğrultusunda değil, toplumun istekleri ve Türkiye'nin demokratikleştirilmesi amacıyla yapılması gerektiğine vurgu yaptı.

www.evrensel.net