21 Ekim 2004 01:00

Van Gölü Ekspresi'nde 'Doğu' ile yüzleşmek...

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon Sinema bölümü ile Gazetecilik bölümünden bir grup öğrenci ve öğretim üyesi, derste tartıştıkları "Doğu"yu keşfetmek için haziran ayında bölgeye gitti.

Paylaş
"Kötü, uzak durulması, korkulması gerekir" diye tembihlenen öğütlere inanmadan, bazen önyargısızca bavulu toplayıp özgürce "oraya" gidip gözlemlemek, karar vermek en doğrusudur. Gidip tanışılan o yerin, o insanların aslında "anlatıldıkları gibi" olmadıkları farkedilir. Bunları bilmek önce bir şok yaşatır, ardından da anılar bırakır, hayatı boyunca unutulamayacak... Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri de böyle bir düşünce ile Van Gölü Ekspresi'ne atlayarak, "Oraya gidip onları hissetmek farklı. Doğu diye mi bakılmıyor, kim tarafından kimler tarafından bilmiyorum ama bir şekilde gözardı ediliyor. Başka şeyler yapılması gerek oraya. Yani ufacık şeyler verilerek orası düzelmez" sözlerini arkada bırakan bir yolculuk yaşadılar. Prof. Dr. Seçil Büker, Doç. Dr. Mutlu Binark ve Yrd. Doç. Dr. İbrahim Demirel'in eşlik ettiği öğrenciler, yolculuğa "Kültürlerarası İletişim" dersinde "Doğu"yu tartışmakla başladı. Televizyon ekranlarında anlatılan, coğrafya ve tarih derslerinde öğretilen ve çevrelerinden duydukları bölgeyi tanıma merakıyla gitme kararı alındı. Birleşik Taşımacılar Sendikası'nın temin ettiği tren biletleri ile üç gün süren bir yolculuk yaptılar. Bazı yerlerde sadece tabelası kalan 166 istasyon aşarak ilk olarak Van'a ulaştılar. "Doğu'ya Yolculuk ve Yaşam Öyküleri" adını verdikleri projelerine, "tasarruf tedbirleri" nedeniyle destek alamadılar. Gazi Üniversitesi'nin medikosunun günlük 10 milyon lira ile katkıda bulunduğu projeye, Gevaş Kaymakamı dışında hiçbir yetkili de ilgi göstermedi.

'Van kötü anlatılıyor' Gezinin ardından görüştüğümüz öğrenciler, daha önce Yozgat'tan doğusunu hiç görmediklerini özellikle belirttiler. "Yerel medya", "fotoğraf" ve "belgesel" ekibi oluşturarak, çalışmalar yürüten öğrenciler bölgenin olduğundan daha karamsar anlatıldığına dikkat çektiler. Öğrenciler, Ankara'ya döndüklerinde, tesadüfen Van'da uyuşturucu-çete-devlet ilişkilerinin ortaya çıkması olayının ve hızlandırılmış tren faciasının yaşanmasının, kendilerine siyasi ve toplumsal ilişkilerin halka hangi şekilde anlatıldığını gözlemle olanağı sunduğunundan bahsettiler. Yerel medya ekibi; Van ve Tatvan'daki yerel gazeteler ile görüşmeler yaptı. Fotoğraf ekibindeki öğrenciler ise ellerine ilk kez aldıkları fotoğraf makinaları ile tarihi güzellikleri ve yerel halkı fotoğraf karelerine sığdırmaya çalıştılar. Belgesel ekibi ise yolcular ve demiryolu çalışanları ile sözlü tarih çalışması yaparak, Van Gölü Ekspresi üzerine belgesel çalışması hazırladı. Proje Genel Koordinatörü Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Doç. Dr. Mutlu Binark, Kürt, Türk ve Kırgız köylerine gittiklerini anlatarak, "Ulusal medyada valilik, uyuşturucu kaçakçılığı, hızlandırılmış tren kazası tesadüfen arkaya arkaya geldi. Oradaki hiçbir yerel medya Hamit Bayram olayını yazmamıştı. Ama oradaki tren yoluyla Van'daki arasında hiçbir fark yok. Onu görmüştük. Tren tesadüfen İstanbul hattında raydan çıktı. Belki orada yoldan çıksaydı, o kadar kıyamet kopmazdı. O tarafa zaten yatırım yapılmıyordu, Batı'ya da yatırım yapılmadığı ortaya çıktı" dedi.

Bakışları değişti Mutlu Binark, bu projenin ardından öğrencilerin ilk önce Doğu'yu tarif etme biçimlerinin değiştiğini belirterek, bu gözlemlerini içeren bir kitap üzerine çalıştığını dile getirdi. Binark, öğrencilerin yerel halka yönelik imgelerinin değiştiğini belirterek, "Çok canayakın buldular. Dışlanacaklarını düşünmüşlerdi. Kadınların fotoğraflarının çekilmesine kızmadıklarını gördüler. Bu beklenmedik bir şeydi" diye anlattı. İbrahim Demirel ise öğrencilerin orada gördüklerini Başkent'e taşımalarının ayrı bir önemi olduğunu vurgulayarak, bu projenin diğer üniversitelere de örnek olacağını söyledi. Demirel, bu projenin iletişimin en güzel örneklerinden biri olduğunu ifade ederek, bu projenin tarihi anlamda da önemli olduğuna dikkat çekti.

Başkente taşıyorlar Fotoğraf ekibi öğrencileri, Doğu Anadolu Bölgesi'nin tarihi-kültürel mirasını ve yöre halkının farklı, birbirinden zengin gündelik yaşam pratiklerini belgeleyen fotoğraflarını, "Van Gölü Ekspresi ve Yüzlerle Yüzleşmek" adını verdikleri fotoğraf sergisinde birleştirdiler. Sergi, 25-31 Ekim günleri Milli Kütüphane Sergi ve Gösterim Salonunda, 1-12 Kasım 2004 tarihleri arasında ise Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nde Ankaralılar ile buluşacak. Sergilerde İbrahim Demirel'in "Bir Doğu Güzellemesi" adlı dia gösterisinin yanı sıra "Bir Tren Yolculuğu Öyküsü" adlı belgesel film de gösterilecek.


'Medeniyet gelmiş ve gitmiş' Yerel medya ekibinde yer alan Radyo Televizyon Bölümü 2'nci sınıf öğrencisi Mehtap Küçükkarakaş, bölgeyi beklediğinin üzerinde bulduğunu söyledi. Projenin ardından oraya bakışında değişiklik oldu mu? Gitmeden önce önyargım yoktu. Sadece coğrafi açıdan çok şaşırdım. Öğretilenlerin çok dışındaydı. Daha farklı. Çok kötü değil ama vasat. Ama beklediğimin daha üzerinde buldum. Van Kırıkkale'den daha gelişmiş mesela. Belki üniversitenin etkisidir. Yerel halkın davranışları açısından da farklı geldi. Önyargılı davranmamaya çalışıyordum ki daha üzerinde çıktı. Güzeldi. Oralar çok farklı anlatılıyor. Ankara'ya döndükten sonra televizyonda gördüklerimiz mesela. Çeteler, uyuşturucu satıcıları falan. Ama oraların yansıtılmayan yönleri de var. Yerel medya çalışması nasıl sonuçlandı? Van'da 7 yerel gazete var. Çoğu kardeş şirketi gibi. Seri ilanlarla iş yapıyorlar. Gazetelerin sahibi Van'ın en zengin ailelerinden. Maddi problemleri yok. Alternatif medya ise haftalık gazeteler. Onların ise maddi sıkıntıları var. Ofsetleri yok. Sonuç olarak gereklerini yerine getiremiyorlar. Birbirlerine de destek olmuyorlar. Orada neler hissettiniz? Medeniyet buraya yıllar önce gelmiş ve gitmiş. Oraya gidip onları hissetmek farklı. Anlatınca ne kadar etkili olur bilmiyorum. Oralar bakımsızlıktan yıkılıyor. Doğu diye mi bakılmıyor, kim tarafından kimler tarafından bilmiyorum ama bir şekilde gözardı ediliyor. İnsanlar vicdanlarını rahatlatmak adına küçük çocuklara ufak tefek hediyeler veriyorlar. Onları duygu sömürüsü yapmaya zorluyorlar. Onlar da alışmışlar artık. Büyüyünce ne yapacaklar bilmiyorum. Başka şeyler yapılması gerek oraya. Yani ufacık şeyler verilerek orası düzelmez. Muş'un da yolu yokuş değil bu arada.

ÖNCEKİ HABER

AİHM,sendikacıları haklı buldu

SONRAKİ HABER

Bursa'da otelin dış cephe temizliğini yapan sepetli vinç düştü: 2 işçi öldü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa