17 Ekim 2004 01:00

Gökçek iftarı da ÖZELLEŞTİRDİ

Ankara Büyükşehir Belediyesi, iftar çadırlarını bu yıl özelleştirdi. Yemeklerin yapımı ve dağıtımı, ihaleyi alan Öz Gaziantep Yemek Şirketi'ne havale edildi.

Paylaş
Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin her Ramazan ayında Kızılay'dan Altındağ'a, Mamak'tan Etimesgut'a, Keçiören'den Pursak'lara, Yenimahalle'den Ostim'e Ankara'nın çeşitli semtlerinde kurduğu iftar çadırlarında dağıtılan yemek bu yıl özelleştirildi. Yemekler artık belediyenin kurduğu 30 ayrı yerde Öz Gaziantep Tabldot Yemek Sanayi adlı yemek şirketi tarafından dağıtılıyor. Sorularımızı yanıtlayan firmanın Satış ve Pazarlama Müdürü Ahmet Yaşar'ın verdiği bilgiye göre, 30 ayrı yerde 25 bin kişiye yemek dağıtılıyor. Ankara'nın çeşitli semtlerinde kurulan iftar çadırları açlık ve yoksulluğun geldiği boyutu gözler önüne sererken, çadırda yemek yiyenlerin sayısı da her yıl katlanarak artıyor. Dilencilerden, sokak çocuklarına, seyyar satıcılardan, evine geç kalacağı için gelenlere, emeklilerden ev kadınlarına kadar yüzlerce insan iftar vaktinden önce çadırın önünde kuyruğu girerken, hepsinin ortak şikâyetini yoksulluk oluşturuyor.

Belediye yok İftar çadırlarında sırası gelene önce yemek fişi verilip, ardından ahçılar yemeği dağıtıyor. Çadıra gelenlerin büyük kısmı konuşmak istemezken, Dikmen Keklikpınarı'ndan gelen Türkan Malyemez, "Parasızlıktan canımız çıkıyor. Şu anda cebimde bir milyonum var. Buralara gelmeyip ne yapalım. Başbakan Tayyip Erdoğan gelsin de yoksulluğu görsün" diyerek tepkisini dile getiriyor. Oldukça yaşlı, bastonuna tutunarak yemek alan Gülhanım Çabuk ise, "Yaşımı bilmiyorum, anamdan doğalı yaşıyorum" diyerek, söze giriyor. Dikmen Sokullu'da oturan Çabuk, evde iki ayağı sakat oğlunun olduğunu, ama eve yemek götüremediğini söylüyor. "Hadi beni doyurdular, sakat oğlum aç. Ben ona ne götüreceğim. Yemek istedim vermediler, "oğlun gelsin" dediler. Sakat sakat nasıl getireyim" diye şikâyet eden Çabuk ve diğer kadınlar yemeklerin evlere dağıtılmasını ya da çadır sayısının artırılmasını istiyorlar. Balgat Çukurambar'dan gelen Elmas Uludağ, herhangi bir gelirleri olmadığını, Yeşilkart ile geçindiklerini anlatırken; Yargıtay'da güvenlik görevlisi olan Mehmet Aracı çadırların kalabalık oluşunu yoksul insanların çokluğuna bağlıyor. Çadıra gelenlerin büyük kısmı, hiç olmazsa Ramazan boyunca akşamları sıcak yemek yiyebilecek olmanın sevinciyle evlerinin yolunu tutuyorlar.


Yoksulluk kuyruğu

Elif Görgü Ramazan çadırları artık sadece oruç açmaya gelenleri değil, yoksul ve aç insanları da ağırlıyor... Şişli Belediyesi iftar çadırı, Ramazan'ın ilk gününde çoğunlukla gençleri ağırladı. İşçi, işsiz, yakın çevrede oturan, yalnız yaşayan yaşlılar, öğrenci ya da gurbette bekar evlerinde kalan gençler oruçlarını çadırda açmak zorunda kaldılar. Aileleri olmadan gelen çocuklar ise yine içeriye alınmadı. Ramazan'ın ilk gün menüsünde iftar çadırlarının geneksel yemekleri tabldotlarda yerini aldı: Çorba, köfteli patates yemeği ve pilav. Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ve "protokol"ü de ilk gün çadırdaydılar. Onların menüsü az da olsa farklıydı: patatesli tavuk yemeği, pilav, tatlı, börek ve çoban salata...

Gurbette iftar Henüz "top atılmadan" yaklaşık 1000 kişilik çadır sırasında sohbet ettiğimiz Ağrılı gençler iki odalı bekâr evinde 8 kişi kalıyor. Evde olsalar bir menemen ile geçiştirecekleri akşam yemeklerini çadırda açarak "zenginleştiriyorlar". Garsonluk yapan "gurbetçiler" 10 senedir İstanbul'dalar ancak hâlâ ailelerine yeteri kadar para yardımı yapamıyorlar. 19 yaşındaki Nesim 10 yaşında geldiği İstanbul'u sevmiyor; "Geldiğimden beri çalışıyorum. Boyacılık yaptım. Lokantada çalıştım. Motorculuk ve şimdi de garsonluk yapıyorum. Ne İstanbul'dan ne da hayattan bir şey anlamadım" diyor. "Ülkede milyonlarca aç insan var. Bunların destek görmesi lazım" diye söze başlayan Civan, iftar çadırlarının sayısının artmasının nedenini, "bütçeleri yok" diye daha "yumuşak bir şekilde" açıklamak isterken sıranın arkasından "açlar çoğalıyor" diye bağırıyor biri. Para biriktiremediği için sevdiğine kavuşamayan Hamit, eğer iş varsa günde 20 milyon lira aldıklarını ancak yol parası, sigara parası derken onun da yetmediğini söylüyor.

Evde bu yemek yok Çadır ahalisinin çoğunluğunu ise yakındaki gecekondu semti Kuştepe'den gelenler oluşturuyor. Yaşları 13 ile 18 arası değişen Kuştepeli seyyar çiçekçiler Eyüp, Selçuk, Fikret ve Salih de gecekondu sakinlerinin arasında... Ramazan bütçesi yetmediği için ailenin büyükleri evde, çocuklar ise çadırda akşam yemeklerini yiyor. Ancak şikâyetçi değiller. Çünkü, "Evde bu kadar çeşitli yemek çıkmıyor." 21 yaşındaki 1 çocuk annesi Sema Aktepe, Çağlayan'da tekstil atölyesinde 10 saat çalıştığı için iftara evine yetişemiyor. Mesai geç bittiği için işçilerin geldiğini söylüyor Aktepe. Aktepe'nin eşi aslında üniversite öğrencisi ancak "iş bulamadığı için" tekstil işçiliği yapıyor.

ÖNCEKİ HABER

SON KURBAN FERRO KROM

SONRAKİ HABER

HDP’li Turna Çelik: Yetkililer tecrit konusunda samimi değil

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa