15 Ekim 2004 01:00

Prefabriklerde direniş

Yerleştirildikleri prefabriklerden çevik kuvvet zoruyla çıkarılmak istenen depremzedelerin barınma mücadelesi sürüyor. EMEP, basın açıklaması yaptı. Sendikalar ve kitle örgütleri suç duyurusunda bulunacak.

Paylaş
Çevik kuvvetin coplu müdahalesi ve biber gazıyla yaşadıkları alanlardan çıkarılmak istenen Çınarlı prefabrik sakinleri, barınma hakkı için verdikleri mücadele ilk haftasını doldurdu. Prefabrikleri yıkılan prefabrik sakinleri kurdukları çadırlarda, yıkılmayan prefabriklerdeki komşularına destek veriyorlar. EMEP Kocaeli İl Örgütü, önceki gün yürüyüş yolunda gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla prefabrik sakinlerine, tüm saldırılara rağmen, desteğin süreceğini ilan etti. SES, Eğitim Sen , BES, Genel-iş, ESP, SDP, DEHAP, Halkevleri, İHD, TKP, Spastik Engelliler Derneği, Emekli-sen üye ve yöneticilerinin de destek verdiği açıklamada, emniyet yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulacağı duyuruldu. Valiliğin prefabriklerde yaşayan insanları asalak, yasadışı örgüt üyeleri olmakla suçlamasına tepkiler büyüyor. "Çözüm insanları eşyaları ile birlikte kapı önüne koymak mıdır? Neden tek göz odayı bize çok görüyorsunuz?" şeklindeki soruların coplar ve biber gazlarıyla karşılanmasına öfkeli olan prefabrik sakinleri, taleplerinin dikkate alınmasını istiyor.

EMEP yöneticisi gözaltında Çınarlı prefabrik sakinlerinin yapacağı basın açıklamasına katılmak üzere prefabriklere gelen EMEP İl Yöneticisi Arif Koşar, Derince Emniyeti'ne bağlı çevik kuvvet ekipleri tarafından "Gıyabi tutuklama kararı var" gerekçesiyle hiçbir belge gösterilmeksizin feci şekilde dövülerek gözaltına alındı. Prefabrik sakinlerinin kurduğu çadıra sokulan Koşar, çadırdakilerin engelleme çabalarına karşı polis şiddetine maruz kaldı. 3 gün içerisinde 2 kez gözaltına alınan Koşar, gözaltında bulunduğu süre içinde tehdit edildiğini açıkladı. EMEP İl Örgütü tarafından yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Arkadaşımız, 'Memur olmasaydık kafana kurşun sıkardık, sabah elimize geçseydin elimizden kurtulamazdın' denilerek tehdit edilmiştir. Bu nasıl bir hukuk devletidir ki EMEP il yöneticisi olarak prefabrik sakinlerine yardımcı olmak üzere orada bulunan arkadaşımız gözaltına alınıyor. Bu nasıl demokratik bir ülkedir ki bir siyasi partinin yöneticisi dayak ve tehdide maruz kalıyor? Arkadaşımızın başına gelecek tüm olumsuzluklardan Kocaeli Emniyeti sorumludur." Ayrıca Arif Koşar'ın gözaltına alınma süreci ile ilgili gerekli hukuki girişimlerde bulunulacağı, Derince Emniyet Amirliği, Çevik Kuvvet ekibi hakkında savcılığa, eldeki belgelerle birlikte suç duyurusunda bulunulacağı açıklandı.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Hukuk skandalı Ücretsiz sağlık hakkı ve çalışma koşullarının düzeltilmesi talebiyle 5 Kasım'da işbırakan 85 sağlık çalışanı ve sendikacının yargılandığı davanın ilk duruşması bir hukuk skandalına sahne oldu. Sanıkların çokluğu ve yer darlığı sebebiyle, daha geniş bir salon bulması talebiyle Adalet Bakanlığı'na yazı yazılmasına karar vererek duruşmayı erteleyen 5. Ceza Mahkemesi'nin, duruşmanın ardından sanıklar ve vekillerinden habersiz ikinci bir duruşma yaparak, yeni bir zabıt düzenlediği ortaya çıktı. Yargıcın, ikinci kararında, davanın, sanıkların üçe bölünmesi suretiyle aynı mahkeme salonunda yargılanması şeklinde devam ettirilmesine karar verdiği görüldü. Üstelik, açık duruşma düzenlenmediği halde açık duruşma düzenlenmiş gibi zabıt tutulması ve zabıtta "aleni (açık) yargılama yapıldı" ifadesine yer verilmesi dikkat çekti.

Duruşma açık yapılmadı Hakimin, duruşma salonu bulunması için Adalet Bakanlığı'na yazı yazması gerekirken, Komisyon Başkanı ve Başsavcı ile görüşerek yeni bir karar alması, hukukçuların ve sanıkların tepkisine neden oldu. Söz konusu gelişmeyi teknik açıdan değerlendiren Çağdaş Avukatlar Grubu'nun İstanbul Barosu Başkan adayı Bahri Bayram Belen, sanıklar, sanık vekilleri, müdahil ve müdahil vekilleri ile Cumhuriyet Başsavcısı bulunmadığı için ikinci duruşmanın taraflar teşkil edilmeden gerçekleştirildiğine dikkat çekti.

Yasalar çiğnendi Söz konusu duruşmanın herkesin duymasına ve görmesine açık yapılmadığı için "aleni" kabul edilemeyeceğini ifade eden Belen, şu noktalara dikkat çekti: "Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun temel ilkeleri kollektiflik, alenilik, sözlülük ve doğruganlıktır. Bu sonradan alınan kararda Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu'nun bu ilkelerinin hiçbirine uyulmamıştır. Tüm bunlar hem ceza yargılaması huhuku açısından hem diğer yargılamalar açısından Anayasa'nın 36. maddesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesine, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 219. maddesine ve devam eden maddelerine aykırıdır. Böyle bir karar hatalıdır. Bu hata ancak karardan geri dönülerek düzeltilebilir. Bu karara karşı yasal başvurumuzu yapacağız."


HUKUK YARA ALMIŞTIR

Gencay Gürsoy (İstanbul Tabip Odası Başkanı) Şu anda ortaya çıkan tablo, çok ciddi bir hukuki usul hatası yapıldığı noktasında netleşmiştir. Dolayısıyla da savunma hakkı yara almıştır. 85 sanığın ve bunların avukatlarının rahatlıkla sığabileceği ve kamuoyu gözlemcilerinin bu tarihi duruşmayı izleyebileceği salonun bulunması zorunludur. Bu konu hakkındaki düşüncelerimizi bugün saat 11.00'de İstanbul Tabip Odası'nda tüm sendikacıların ve tarafların bulunduğu basın toplantısıyla kamuoyuna duyuracağız. Songül Beydilli (Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Aksaray Şube Başkanı) Bu davada yargılanan eylemin niteliği de gözönüne alındığı zaman, temel hakların savunulmasına ve örgütlenme hakkına müdahele görülüyor. Bu nedenle de hukuk ayaklar altına alınmıştır. Bu durum adil yargılama ilkesinin ihlalidir. Uluslararası hukuka da aykırı bir durumdur ve yasal dayanağı yoktur. Ancak Askeri Ceza Mahkemeleri ve DGM'lerde böyle bir uygulamaya gidilebilir.

ÖNCEKİ HABER

Zana'dan kardeşlik çağrısı

SONRAKİ HABER

Samsun'daki 19 Mayıs töreninde Kılıçdaroğlu ile Bahçeli tokalaşmadı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa