Güzel sanatlar operasyonu!

Güzel sanatlar operasyonu!

Mimar Sinan Üniversitesi Beşiktaş kampusü binasinin bir kismi Bahçeşehir Üniversitesi'ne satıldı. Okula giden öğrenciler karşılaştıkları durum karşısında şaşkına dönerken, okulun eski yemekhanesi sınıflara dönüştürülmeye başlandı.

Bugünlerde Mimar Sinan Üniversitesi'nin Beşiktaş'taki Fen Edebiyat Fakültesi kampusüne gidenler akıllara durgunluk veren cinsten bir manzara ile karşılaşıyorlar. İlk bakışta rutin okul açılışı öncesi genel badana-boya türünden bir faaliyet göze çarparken, binanın içlerine doğru yol aldıkça bunun öyle hayra alamet türden bir hazırlık olmadığı anlaşılıyor. Yeni öğrenim dönemine başlamadan okullarına şöyle bir uğrayan ya da çiçeği burnunda mezun durumda olan öğrenciler ilk şoku yemekhane olarak bildikleri bölüme geldiklerinde yaşıyorlar. Yüzlerce öğrenciye hizmet veren yemekhanenin yerinde yeller eserken, şimdilerde burayı 4-5 adet ekleme sınıf süslüyor. Hemen az ileride ise halen tuvalet olarak kullanılan bölmelerin yanıbaşındaki daracık alanı ise "yemekhaneye" ya da kantine dönüştürme işlemi sürüyor. Daha ne oluyor demeden ayni bina kompleksinin "yeni bina" olarak adlandırılan bölmesine geçilir geçilmez üniversitenin üç lisans ve yüksek lisans bölümlerine ait sınıf ve bölüm başkanlıklarının oda ve dersliklerinin tamamıyla boşaltıldığı görülüyor. Bunların dışında binanın bu kısmında malzeme, eşya, vs. olarak ne varsa bunların alelacele götürüldüklerine işaret eder tarzda sağa sola dağılmış şekilde duran evrak, kağıt parçalarıyla karşılaşılıyor.

Bina ev sahibine Bir görevliye, tüm bu olup bitenlerin ne anlama geldiğine ilişkin soru yönelttiğimizde ise işin rengi belli olmaya başlıyor; Okulun yarısına yakınını kapsayan ve yıllardır halihazırda kiralanarak elde tutulan deniz tarafındaki bu kısmın en sonunda tekrar ev sahibine verilmek suretiyle boşaltılmasına karar verilmiş. Ne var ki, bu yanıt hiç de tatmin edici olmuyor, çünkü süreci az çok bilen öğrenciler, fakültenin kurulduğu tarihten beri geçen 20 yılı aşkın süre boyunca bu durumun böyle sürmekte olduğunu biliyorlardı ve taraflar arasında var olduğu söylenegelen yargı sürecinin kamu yararı gözetilerek üniversite lehine sonuçlanacağı beklentisi hakimdi. İşte tam bu noktada gelişmeler kurcalandığında, ne yapılmak istendiği de belli oluyordu. Okulun tam karşısında bir süredir derme çatma ve kullanılmaz halde bulunan bir binanın hummalı bir onarım ve restorasyon faaliyeti sürmekteydi. Bu binanın yeni sahibinin Bahçeşehir Üniversitesi olduğuysa bir sır değildi. Bu veriden hareketle ketum kalmayı tercih eden yetkilileri biraz zorladığımızda, kazın ayağı belli oluyordu; Binanın yeni ortağı Bahçeşehir Üniversitesi olmuştu. Türkiye'nin ilk güzel sanatlar okulu olarak hizmet veren Mimar Sinan Üniversitesi'nin 20 yılı aşkın süredir faaliyette olan Fen Edebiyat Fakültesi'nin Beşiktaş'ın göbeğindeki küçücük yekpare binasının yarısı bir özel üniversitenin eline geçivermişti. Ve dünyada eşine az rastlanır şekilde, bir özel üniversite bir devlet üniversitesinin binası içinde ayrı bir fakülte kurma "hakkı" kazanmıştı.

Neler oldu? Bu "yumuşak geçiş"i birileri için daha kolaylaştirici hale getiren başka gelişmeler de yaşanmişti elbet. En başta, bir iki yil önce, üniversitelerin Fen-Edebiyat Fakültesi kurma zorunluluklari kaldirilmişti. Eskiden beri, başta ögrencileri olmak üzere pek çok kişinin gözünde güzel sanatlarin yani merkez kampusün üvey evladi olarak görülen Fen-Edebiyat Fakültesi'nin imkânlarının olağanüstü eşitsizliği, çoğu noktada eşgüdüm halinde olunmaması, merkezin Beşiktaş'taki yerinin talep ve sorunlarının neredeyse hiçbir açıdan desteklememesi, adeta iki farklı üniversite izlenimi uyandırıyordu. Yine geçen öğrenim döneminde üniversite "Güzel Sanatlar Üniversitesi" adını alarak, Fen-Edebiyat Fakültesinin kâğıt üstündeki varlığını bile anlamsızlaştıran bir karar almıştı. Uzun süredir, okulun söz konusu yerinin boşaltılması halinde Şişli Bomonti'de halihazırda var olan yine üniversiteye ait bulunan geniş yere taşınılacağı vaadi dillerden düşmüyordu. Ancak kesin olmamakla birlikte etrafta dolanan haberlere bakılırsa okul 2 trilyon para harcamak pahasına söz konusu yeri otoparka dönüştürme girişimine çoktan başlamıştı bile! Mimar Sinan Fen Edebiyat Fakültesi'nin Sosyoloji, Türk Dili ve Edebiyatı, Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, İstatistik, Matematik ve Fizik olmak üzere 8 bölümü bulunuyor. Son durumdan kaynaklı olarak zorunlu sürgün olan bölümler ise; Tarih, Arkeoloji ile Türk Dili ve Edebiyatı. Bu bölümler nereye "havale edildi?" diye sorulacak olursa yanıt bir hayli ilginç: Şeker Fabrikaları A.Ş. İstanbul Alım Satım Müdürlüğü'nün Fındıklı'daki tesisinin bir binasına! Daha çok apartmanlar arasındaki daracık dershaneleri andıran okulun "yeni yeri"nin yer darlığı sebebiyle bu üç bölüme eskiyi aratır bir okul hayatı hazırladığı ise bir başka gerçek.


Ne olacak? Bundan sonra ne olacak sorusuna yanit arayan ögrenciler, şu olasiliklar üzerinde duruyorlar:
  • Arkeoloji, Tarih ve Edebiyat gibi bölümlere ögrenci alimi durdurularak, mevcut ögrencilerin mezun olmasiyla bu bölümler kapatilabilir.
  • Bahçeşehir Üniversitesi, zamanla Fen-Edebiyat Fakültesi'nin geri kalan kısmını da almaya talip olabilir. .
  • Bu olası tasfiye dalgası sonrası ortada kalan bölümlerden bir ikisi birleştirilmek veya içlerinden yeni bir uydurma bölüm türetilmek suretiyle Güzel Sanatlar Üniversitesi'nin himayesine sokulur; geri kalanı ise adeta "el değiştirerek" yeni sahipleri "Bahçeşehir konforuyla" yeni öğrenim dönemlerine kucak açabilirler.

    src=/resim/b1.gif width=5>
    Başa dön


    Barzani ortada konuştu Irak Kürdistan Demokratik Partisi (IKDP) lideri Mesut Barzani, "Kerkük Kürdistan'ın kalbidir, gerekirse savaşırız" şeklindeki sözlerinin arkasında olup olmadığını soran gazetecilere, "Kerkük Kürt kimliği olan bir Irak şehridir. Birlikte yaşamanın ve kardeşliğin sembolüdür" dedi. İki gün içinde farklı açıklamalar yapan Barzani Ankara ile her konuda anlaşamadıklarının da altını çizdi. Ankara'daki temaslarını tamamlayan Barzani, Ürdün'e hareketinden önce Esenboğa Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile temaslarında çok sayıda konuyu ele aldıklarını belirtti. Temasları sırasında birçok konuda görüş birliğine vardıklarını ifade eden Barzani, Türk tarafının Irak halkına desteğini sürdürme ve seçim sürecinde deneyimlerini paylaşma istediğini kendilerine ilettiğini söyledi. Barzani, görüşmelerde ekonomik ve ticari ilişkilerin güçlendirilmesi konusunun da ele alındığını kaydetti. "Bazı medya kuruluşlarında aktarıldığının tersine, toplantılar son derece olumlu ve dostane bir havada geçti" diyen Barzani, görüş ayrılıklarının da bulunduğunu, ancak bunların ikili ilişkilerin zarar göreceği anlamına gelmediğini belirtti. Irak Başbakanı İyad Allavi'nin Kürtlere self determinasyon hakkı verilmesinin kabul edilemez olduğu yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Barzani, Allavi'nin açıklamaları hakkında bilgi sahibi olmadığını söyledi. Barzani, Allavi'nin daha önce yaptığı açıklamaların federal çözüme destek veren nitelikte olduğunu belirtti. Barzani, ikinci sınır kapısının açılmasına ilişkin bir soru üzerine de, "Bu konu teknik bir konudur, Iraklı ve Türk teknik uzmanlara bırakılmalıdır" dedi.

    www.evrensel.net
  • 0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.