Polisin ihlalleri sürüyor

Polisin ihlalleri sürüyor

İHD Ankara Şubesi'nin yeni Başkanı Salih Karaaslan, Ankara'da polislerin yol açtığı hak ihlallerinin yaşandığını belirtti. Karaaslan, Sincan F Tipi Cezaevi'nde görüşte Türkçe'den başka dil kullanma yasağı yüzünden Kürt ailelerin çocukları ile iletişim kuramadıklarını söyledi.

İHD'nin yeni Ankara Şube Başkanı Salih Karaaslan, Ankara'da polisin yarattığı hak ihlallerinin sürdüğüne işaret etti. İnsanların takip ve tehdit edildiğini, gözaltında kaba dayak uygulamaları olduğunu söyleyen Karaaslan, Sincan F Tipi Cezaevi'nde görüş sırasında Türkçe dışındaki dillerin yasaklanması nedeniyle ailelerin iletişim kuramadıklarını ve cezaevinde görüşme yasakları uygulandığını dile getirdi. İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi'nin geçen hafta yapılan genel kurulunda seçilen yöneticiler görev bölümünü yaptı. Buna göre Salih Karaaslan şube başkanı olurken, Selim Kalıç şube sekreterliğine, Yalçın Balkıs da saymanlığa getirildi. Gazetemizin sorularını yanıtlayan Salih Karaaslan, Ankara'da genellikle polisin vatandaşlara karşı tutumunda ihlaller yaşandığını kaydetti. Polisin gereksiz yere gözaltına alma, gözaltı öncesi kaba dayak, psikolojik baskı uygulama gibi tutumlarının sürdüğünü söyleyen Karaaslan, insanların emniyet görevlileri tarafından hukuksuz bir şekilde takip edildiğini belirtti. Gazi Üniversitesi öğrencisi Mahir Akkaya'nın üniversitenin açılışında "özerk üniversite" talebini dile getirdiği için 5-6 kişi tarafından yaka paça gözaltına alındığını dile getiren Karaaslan, Ankara polisinin tutumuna Akkaya'nın gözaltına alındıktan sonra kaba dayağa maruz kalmasını ve 5-6 saat gözaltında tutulduktan sonra bırakılmasını örnek verdi. Ankara Valiliği'nin okullara "Kürtçe kitap dağıtılacak" şeklinde uyarı genelgesi gönderdiğini hatırlatan Karaaslan, Kürtçe'nin serbest bırakıldığını, yayın hakkı verildiğini belirterek, ancak bu uygulamanın çıkartılan yasaların pratikte uygulanmadığını gösterdiğini ifade etti. Vatandaşlara sigara izmariti attığı veya alkol aldığı için baskı yapılmak istendiğine dikkat çeken Karaaslan, "Eğer suç işlediyse cezasını verirsiniz ama böyle gözdağı verilmemeli" dedi.

Kürtçeye yasak Sincan F Tipi Cezaevi'nden gelen şikâyetlerin büyük bir kısmının görüş sırasında yaşanan sıkıntılardan kaynaklandığını belirten Karaaslan, görüşte Türkçe dışında dil kullanılmasına izin verilmediğini, Kürt ailelerin çocukları ile iletişim kuramadıklarını söyledi. Cezaevi içinden gelen mektuplara göre, cezaevinde kaba dayak uygulandığını dile getiren Karaaslan, görüşe çıkarmama gibi cezalar verildiğini bildirdi. Karaaslan, çocukları cezaevlerinde bulunan ailelerin çocuklarının başına bir şey gelmesinden korktukları için açık ve net konuşamadıklarını belirtti. Amaçlarının İHD Ankara Şubesi'ni kurumsal bir işleyişe kavuşturmak olduğunu kaydeden Karaaslan, şube bünyesinde cezaevi, kadın, işçi ve emekçi, çevre, göç ve hukuk komisyonları kuracaklarını açıkladı.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


TÜMTİS'liler direnmekte kararlı TÜMTİS'te örgütlendikleri için işten atılan İzmir Ambalaj işçilerinin direnişi sürüyor. Patronun çeşitli yöntemlerle sendikadan vazgeçirmeye çalıştığı işçiler, "Herşeye rağmen işimize geri dönene kadar direneceğiz. Onların baskıları bizi yıldırmaya yetmeyecek" dediler. İşyerinde çalışan işçilere sendikadan istifa etmelerine yönelik baskı uygulanırken, direnişteki işçiler fiziksel saldırılara maruz kalıyor. İşçiler, geçtiğimiz hafta, vardiya amiri Doğan Uslu'nun da aralarında bulunduğu bir grubun saldırısına uğradı. Saldırının planlı olduğunu düşünen işçiler, İzmir Ambalaj Müdürü ile İnsan Kaynakları Direktörü'nün olay sırasında karakolda olduğunu iddia ettiler.

'Ben sendikayı dağıtırım' Saldırı sonucunda 4 arkadaşları rapor almasına rağmen karakolda suçlu durumuna düşürüldüklerine dikkat çeken işçiler, Doğan Uslu ile İnsan Kaynakları Direktörü ve aynı zamanda İzmir Ambalaj'da faaliyet yürüten iki taşeron şirketin sahibi Muharrem Özyılmaz hakkında suç duyurusunda bulundular. İşçiler, özellikle Muharrem Özyılmaz'ı sendika düşmanlığı yapmakla suçluyor. Patronun, sendika ile yaptığı görüşmede, atılan işçileri 4'erli gruplar halinde geri alacağını söylediğini, ancak Muharrem Özyılmaz'ın işvereni vazgeçirerek, 'ben burayı dağıtırım' dediğini anlatıyorlar.

İçerdekiler için İşçiler arasında "Muhtar" diye çağrılan Cemil Kara, devletin "Sendika senin anayasal hakkın" dediğini, ancak mağdur oldukları halde jandarmanın kendilerini suçlu görüp engellemeye çalıştığını söyledi. Kara, "İşten atıldık kapının önünde durmamız engelleniyor. Biz burada durmazsak içeride çalışan sendika üyesi diğer arkadaşlarımız da işten atılacak. Bizim burada beklememiz onların atılmasını engelliyor" dedi. İzmir Ambalaj'da 5 yıldır çalıştığını, bu süre içinde dört farklı taşeron şirkete geçirilerek haklarının gasp edildiğini, en son Vanlıoğlu isimli bir şirkette çalıştığını anlatan Kara, mücadelenin sonunda TÜMTİS'in İzmir Ambalaj'a gireceğine inanıyor.

Rüşvet iddiası Saldırıda gözü şişen Hacı Avşar, Muharrem Özyılmaz'ın kendi çıkarlarını korumak, sahibi olduğu iki taşeron şirketin gelirlerini kaybetmemek için sendikaya ve işçilere saldırdığını söyledi. Avşar, "TÜMTİS İzmir Ambalaj'a girince taşeron çalışmayı engelleyeceği için sendikayı istemiyorlar" diye konuştu. Özyılmaz'ın sendikadan istifa etmesi koşuluyla kendisine memurluk teklif ettiğini, işverenin TÜMTİS üyesi işçilere işten atılmayacaklarına dair kağıt imzalayıp vermek istediğini anlatan Hacı Avşar, "Onların baskıları bizi yıldırmaya yetmeyecek" dedi.

www.evrensel.net