07 Ekim 2004 01:00

Bask'tan Kürtlere mesaj

Avrupa'nın ortasında, kendi kaderini tayin edebilmek için onyıllardır savaşan bir halk var: Bask halkı. Basklılar; İspanya ve Fransa'nın işbirliği halinde estirdiği devlet terörüne karşın, güçlü bir mücadele veriyor.

Paylaş
Tecrübelerimize dayanarak belirtmek zorundayız ki, bir devletin Avrupa Birliği'ne (AB) üye olması, onların isteklerinin işitileceği anlamına gelmiyor. AB; devletlerden oluşan bir örgüt. Bu devletler siyasi-ekonomik çıkarları uyarınca birbirlerini destekliyorlar. İçlerinden biri insan haklarına aykırı hareket ettiğinde, AB'nin siyasi organları nezdinde bir uzlaşma arıyor ve bu insan hakları ihlalini gerekçelendiriyor, hatta koruyorlar. Bu tutuma en iyi örnek, Bask ülkesinde olup bitenler. Burada hâlâ özel kanunlar uygulanıyor. Bu özel kanunlar yurttaş haklarının, siyasi hakların çiğnenmesini (gösteri hakkı, ifade özgürlüğü gibi) ve işkenceyi mümkün kılıyor.

Kara listeler Bütün bu özel düzenlemeler AB tarafından korunmakta ve desteklenmekte. Hazırladıkları "kara liste"ler AB tarafından onaylanmıştır. Bu listelerde, tamamen halkın içinde, yasal siyasi faaliyet yürüten insanlar ve örgütler bulunuyor. Listeye karşı şikâyet etme hakkımız dahi yok. Dahası, gündeme gelen Avrupa Anayasası projesi, AB üyesi devletlerin, ezilen ulusların kendi kaderini tayin hakkını reddediyor. Elbette AB içinde, adaletsizlik ve acımasızlıklara karşı şikâyet mercii niteliğinde kurumlar, araçlar var. Özellikle de bu adaletsizlikler kamuoyuna mal olmuşsa. Ancak işin esası bellidir: Devletler, "Bugün sana, yarın bana" ilkesi ile birbirlerini koruyorlar. Hele bugünlerde, "terörle mücadele" yurttaşların hak ve özgürlüklerinin kısıtlanması için meşruiyet sağlar hale geldi. Kendilerini hep "terörle mücadele" lafzı ile koruyorlar. Uluslararası Af Örgütü'nün, AB bağlamında "endişe verici" olarak nitelendirdiği devletlerden birincisi Türkiye, ikincisi ise İspanya'dır. Bask ülkesi; iki büyük AB üyesinin tam ortasında; Fransa ve Almanya'nın. Bu şartlar altında gündemimizde hâlâ işkence, siyasi tutsaklara yönelik insanlık dışı muamele vs. bulunuyor.

Açık yaralar Tekrar vurgulamak isterim ki ne İspanya, ne Fransa devleti, ne de Avrupa Anayasası, ulusların kendi kaderini tayin hakkını tanımıyor. Tam aksine halkları baskı altında tutmaya devam ediyorlar. Avrupa çapında birkaç ulusal sorun, açık yaralar gibi duruyor. Ve her türlü muhalif ses, yok edilmeye çalışılıyor. Gördüğünüz gibi, manzara pek olumlu değil. Bilmemiz gereken; devletsiz milletlerin kendi aralarında ittifaklar kurarak bu durumla mücadele etmesi. Kürtlerin mücadele azmi bize de güç veriyor. Gerçekten demokratik bir Avrupa yaratma mücadelesinde, biz hep birlikte olacağız.

ÖNCEKİ HABER

PETKİM ve TÜPRAŞ'a yatırım

SONRAKİ HABER

Antalya'da öldürülen arkeolog Sinan Sertel için müzede tören yapıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa