Reçete kısıtlamasına<br>   karşı kampanya

Reçete kısıtlamasına
   karşı kampanya

Pratisyen hekimler Sağlık Bakanlığı'nın reçete yazmalarına getirdiği kısıtlamaya karşı "bizi piyon durumuna düşürüyor" diyerek imza kampanyası başlattılar.

Pratisyen hekimler Sağlık Bakanlığı'nın reçete yazmalarına getirdiği kısıtlamaya karşı "bizi piyon durumuna düşürüyor" diyerek imza kampanyası başlattılar. 1 Mart 2004 tarihinde yürürlüğe giren Bütçe Uygulama Talimatı, reçete yazımına getirdiği kısıtlamalar nedeniyle hekimlerin büyük tepkisini çekmişti. "Mesleğimden elini çek" diyerek diplomalarını yakan pratisyen hekimlerin girişimi üzerine Sağlık Bakanlığı uygulamadan vezgeçmişti. Ancak aradan kısa bir süre geçmesine karşın bakanlık, hekimlerin memnun olmadığı Bütçe Uygulama Talimatnamesi'ni yeniden uygulamaya koydu. Paratisyen hekimler talimatnameye göre kollestrol, antideprasan, menepoz, astım, akciğer hastalıkları ve mantar hastalıkları için kullanılan ilaçların da aralarında bulunduğu bir çok ilacı yazamıyorlar.

Hekimlik yapmayın deniliyor Konunun birebir muhatabı olmalarına karşın kendilerinin görüşünün alınmadığını söyleyen Pratisyen Hekimler Derneği Genel Sekreteri Erkan Kapaklı, "Biz tesadüfen Eczacılar Odası'nın sitesinden öğreniyoruz. Bu, 'sen istersen ilacı yaz biz sana kısıtlama getirmiyoruz, ama ben yazdığın ilaçları vermem' anlamına geliyor. Önceden bu uygulamayı sadece Bağ-Kur yapıyordu şimdi 3 kurum birden yapacak. İnsanlar bana gelecek, ben ilaç yazacağım, vatandaş kurumundan ilacını alamayacak. Bundan sonra da kurul raporu çıkarmak için uğraşacak. İnsanlara yazık değil mi? Biz de insanların ordan oraya gidip rezil olmalarını önlemek için doğrudan ikinci basamağa sevk edeceğiz. Bizim hemen hemen hiçbir işlevimiz kalmayacak sevk memuru olacağız" diye konuştu. Hastaların pratisyen hekimlerden ilaç almaları için hastanın kamu ya da özel hastanelerden 3 hekimden onaylı Sağlık Kurulu Raporu çıkarması gerektiğini anlatan Kapaklı, "Emekli sandığı hastalarının özele sevkinin önü açıldı. İnsanlar kamu hastanelerinde rezil olmaktansa özele sevkini isteyecektir. Sağlık raporunu da özel hastanelerden alacaktır. Sağlık ocakları özelleştirmenin önünde direniyor. Sağlık hizmetlerini nasıl özelleştirecek? Bu şekilde sağlık ocaklarını işlevsiz yapıp önünü tıkayacak ve özel hastanelerin önü açılacak" dedi. Hastalardan 'Sağlık Kurulu Raporu' istemenin hastayı muayene etmeden tekrar ilaç yazmak anlamına geldiğini söyleyen Kapaklı, "Başka bir hekimin yazdığı ilacı yazmak zorunda kalıyoruz. Bunun anlamı hekimlik yapmamaktır" dedi. Uygulamanın "Sağlıkta Dönüşüm Programı"nın bir parçası olduğunu dile getiren Kapaklı, sağlığı paralı hale getirmenin bir ayağının da bu olduğunu söyledi. "Temel Teminat Paketi" (sigortanın kanser, böbrek gibi pahalı hastalıkların masrafını karşılamaması bu hastalıkların masrafını karşılamak için ek bir vergi ödenmesi) uygulamasının da önünü açtığına dikkat çeken Kapaklı, "Artık karar verenler hekim ve meslek örgütleri değil sigorta şirketleri olacak. Sigorta şirketleri şu ilacı veririm bu ilacı vermem diyecekler" dedi.

Başarısız olacaklar Sağlık Bakanlığı'nın bu uygulamayı geri çekmek zorunda kalacağını söyleyen Kapaklı "Bu yüzden hem halkın hem de hekimlerin katıldığı bir imza kampanyası başlattık. Bu durumu kime anlattıksa bize destek veriyor" dedi. Kampanyanın 8 Ekim'e kadar devam edeceğini söyleyen Kapaklı toplanan imzaların Danıştay 5. Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderileceği bilgisini verdi.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Operasyonlar dursun
    yangınlar sönsün!Cem Emir Tunceli'deki kitle örgütleri ve siyasi partiler, orman yangınlarına neden olan operasyonların durdurulmasını istedi. "Terörle mücadele"nin bahane edilerek ilde yüzlerce hektarlık alanın ateşe verildiğini dile getiren kitle örgütü ve parti yöneticileri, yangını söndürmek isteyen halkın engellenmesine de tepki gösterdiler. Gazetemize konuşan EMEP Tunceli İl Başkanı Hüseyin Tunç, bugün Tunceli'de yaşananların devletin Kürt sorununa bakış açısının bir yansıması olduğunu ifade etti. Devletin, yakarak, yıkarak ve korkutarak, Kürt sorununu çözeceğine inandığına dikkati çeken Tunç, bu uygulamaların sadece Tunceli'de değil Bingöl ve Hakkari gibi bölgenin diğer illerinde de yaşandığını söyledi. Bütün bölgenin operasyon alanına dönüştürüldüğünü kaydeden Tunç, "İnsanların yaşam güvenceleri ayaklar altına alınıyor. Bundan dolayı yeniden bir göç dalgası başlayabilir" dedi. Tunç, operasyonların durdurulması gerektiğini vurgulayarak hükümetten Kürt sorunu konusunda adım atmasını istedi.

Demokratik çözüm DEHAP Tunceli İl Başkanı İsmail Kasun ise hiçbir gerekçenin doğayı tahrip etmek için kullanılamayacağını ifade etti. Son dönemlerdeki yangınların operasyon ve çatışmalardan kaynaklandığını hatırlatan Kasun, "Yangınlar ya karakolların yakınlarında çıkıyor, ya da operasyon sırasında çıkıyor. Hepimiz operasyonların durdurulmasını istiyoruz. Şiddet yerine demokratik çözüm esas alınmalı. Tunceli'deki tüm demokratik kurum ve kuruluşların ortak istemi operasyonların durdurulmasıdır. Ancak doğa katliamının önüne böyle geçilebilir diye düşünüyoruz" dedi.


ÇİFTE STANDART UYGULANIYOR

Hıdır Demir (Tarım Orkam-Sen Tunceli İl Temsilcisi): Devletin tek taraflı olarak geliştirdiği politikaların bir sonucu olarak Türkiye'de hem emek mücadelesi hem de demokrasi mücadelesine tahammülsüzlüğü doğaya karşıda sürmektedir. Son olarak 200 hektarlık orman yangınını bu politikaların ürünü olarak değerlendiriyorum. Devlet kendi almış olduğu milli park yasaklarını kendisi çiğnemiştir. Batıdaki en küçük bir orman yangınına bile seferberlik ilan ederken burada gözler önünde yüzlerce hektar orman kül olmuştur. Burada çifte standart uygulanmaktadır.


SUÇ İŞLENİYOR Hüseyin Aygün (Tunceli Barosu Başkanı):Kim olursa olsun yaptıkları bir suçtur ve cezasını çekmelidir. Günlerce gözler önünde yanan ormana müdahale etmek isteyen halk engellenmiştir. Bu meselelerin çözülmesi için çatışmaların sona ermesi gerekiyor. Ormanlar "Terörle mücadeleye" kurban edilemez. Orman yakmanın meşru ve vicdani hiçbir gerekçesi olamaz. Burada bir suç işlenmiştir ama savcılar meseleyi "terörle mücadeleyi" bahane ederek olayın üstüne gitmek istemiyorlar.


TUTUKLAMA KARARINA TEPKİ Bölgede süren operasyonların durdurulması için Siirt'e giden canlı kalkanların tutuklanmasına tepkiler sürüyor. Diyarbakır Demokratik Gençlik Platformu, düzenlediği basın açıklaması ile tutuklanan arkadaşlarının serbest bırakılmasını istedi. Plaform adına konuşan Seyfullah Yayla, tutuklama kararının siyasi olduğunu söyledi. Bu arada Urfa'dan yola çıkan bir grup canlı kalkan Tunceli'ye gitti.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.