06 Ekim 2004 01:00

Komşunun acı tecrübesi

Hükümet ve sermaye sözcüleri, Avrupa Birliği'ni 'cennet' olarak sunuyor. Aynı 'cennet' hayali, bundan yıllar önce Yunanistan'da da hakimdi. Ama AB'ye giriş, Yunanistan'da geniş halk kesimleri için daha fazla yoksulluk, işsizlik ve sömürüden başka bir şey getirmedi.

Paylaş
AB üyesi Yunanistan, sık sık Türkiye'ye örnek gösterilir ve AB'ye üye olduktan sonra Yunan halkının "refahının arttığı" öne sürülür. Oysa birçok analiz, durumun tam tersi olduğunu kanıtlıyor. Stavros Mavroudeas tarafından yazılan "Yunanistan'ın Avrupa Birliği'ne Girişi" adlı inceleme, bunlardan biri. Mavroudeas, AB'ye girişin ardından Yunanistan'da emekçiler ile sermaye cephelerinde yaşanan gelişmeleri şöyle sıralıyor:

Sermayeye geniş olanaklar
  • AB'nin önceli olan Avrupa Ekonomik Topluluğu'na giriş, Yunan sermayesine daha geniş bir pazar olanağı sundu. Ama daha da önemlisi; AET, Yunanistan işçi sınıfının sömürüsünün artırılması için elverişli bir mekanizma ve güçlü bir ideolojik silah sunmaktaydı. Bu koşullar altında AET'ye giriş, "cennete giriş" gibi sunuldu.
  • Girişten sonraki birkaç yıl içinde, Brüksel'den gelen mali yardımlardan, esas olarak patronlar faydalandı. Ama bu yıllarda küçük boy işletmeler ve köylüler de bazı avantajlar elde ettiler. Ancak "cicim ayları" kısa sürdü ve kemer sıkma programları birbiri ardına geldi.
  • Avrupa Para Birliği'ne giriş, "cennet" hayaline son darbeyi de vurdu. Para Birliği'ne girer girmez, AB'nin gerçek yüzü ortaya çıktı. "İstikrar Paktı" denilen şey; kemer sıkma paketlerinin çok daha sert olmasına yol açmıştı. Temel tüketim maddelerinin fiyatları büyük ölçüde arttı. Ayrıca; Euro nedeniyle, turizm gibi önemli sektörlerde Yunanistan'ın uluslararası rekabet gücü büyük ölçüde zayıfladı.
  • AB Ortak Tarım Politikası'nda yapılan değişikliklerle köylülerin gelirleri erozyona uğratıldı. Küçük köylülük ve aile çiftçiliği yok olmaya yüz tuttu. Nihayet Avrupa çapında şirketlerin birbirini yutması başladı. Bu süreç, Euro ile daha da hızlandı. Yunanistan sermayesinin önemli bir kesimi, yabancılar tarafından ucuza kapatılıverdi.

    Hiç bitmeyen 'istikrar' programı
  • Yunanistan işçi ve emekçileri için AB ve Euro'ya giriş; eski halk düşmanı politikaların şiddetlendirilmesi, yenilenmesi ve ardışık istikrar programlarının uygulanması demek oldu. Dayatılan ekonomik politikaların ilk sonuçları işsizliğin artması olurken, işçi gelirlerindeki erozyon da artış gösterdi.
  • Eylül 1998'de yapılan bir Eurostat araştırmasına göre Yunanistan, ekonomik eşitsizlikte Portekiz'in ardından ikinciydi. Yunan nüfusunun en yoksul yüzde 10'luk kesimi, milli gelirin sadece yüzde 2.2'sini elde etmekte. En zengin yüzde 10'luk kesimin eline geçen ise, milli gelirin yüzde 26.3'ü. Ve durum giderek kötüye gidiyor.
  • Yunanistan'ın milli gelirinin AB'ye girişle "katlanarak arttığı" da bir çarpıtmadır. Yunanistan'ın 1981 yılındaki, yani AET'ye tam üye olduğundaki milli geliri, AET'deki ortalama milli gelirin yüzde 58'i kadardı. Bugün ise, AB ortalamasının yüzde 48-49'una düşmüş bulunuyor. Yani milli gelir, reel olarak AB'deki genel seyrin gerisine düşmüştür.
  • AB'ye entegrasyon sürecinin başında fazla veren Yunanistan-AB ticaret dengesi, artık açık veriyor. Ticaret açığı bugün 30 trilyon drahmiye yaklaşıyor.

    Sosyal güvenliğin tasfiyesi
  • AB üyeliği; ekonomik ve sosyal politikalar alanında, çalışanların durumunu kötüleştiren yasaların art arda çıkmasına yol açtı. Öncelikle; sömürüyü artıran esnek işgücü ilişkileri teşvik edildi. İkinci olarak; emeklilik de dahil olmak üzere sosyal güvenlik sistemi değiştirilmeye başlandı. Artık halkın bu alandaki ihtiyaçları çok daha kötü karşılanıyor ama diğer yandan, prim ödemeleri artırılıyor. Bu süreç, özellikle sağlık alanında çok olumsuz sonuçlar doğurdu.
  • Yine AB politikaları kapsamında, vergi sistemini değiştirmek için yoğun çaba harcanıyor. İstenen; emekçilerin gelirine daha fazla el koyacak, ama zenginlere daha dost olacak bir vergi sistemi.
  • Euro'nun çok tehlikeli bir özelliği daha var: Ekonomik politikaya ilişkin neredeyse bütün araçlar, Brüksel'e devredildi. Dolayısıyla; Yunan ekonomisinin kendine özgü sorunlarını çözecek merci olması gereken hükümet, çok etkisiz kaldı. Yunanistan ve örneğin Almanya gibi, çok farklı ekonomiler için ortak bir para politikası uygulanması, korkunç sorunlar yaratmaya başladı.

  • ÖNCEKİ HABER

    Filistin teslim olmayacak

    SONRAKİ HABER

    Kayseri Büyük Bürüngüz köylüleri siyanürle altın aramaya karşı çıkıyor

    Sefer Selvi Karikatürleri
    Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa