Mayınlı müzakere

Mayınlı müzakere

AB, müzakerelerin şartlara bağlanmasını istiyor. Bu şartların ne olacağı ise kesin değil. Ayrıca "ucu açık müzakere" modeli öneriliyor. AB tek taraflı olarak müzakereleri bitirebilecek ve müzakere sonunda üyelik de garanti edilmiyor.

Türkiye-AB arasındaki müzakere süreci adeta mayınlarla dolu. Hükümet AB ile hiçbir sorun kalmadığına yönelik açıklamalar yapıyor ancak AB cephesinde durum o kadar da net değil. AB, müzakerelerin şartlara bağlanmasını istiyor. Bu şartların ne olacağı fiilen belirlenecek. Ayrıca "ucu açık müzakere" modeli öneriliyor. Bunun yanında AB tek taraflı olarak müzakereleri bitirebilecek ve müzakere sonunda üyelik de kesin değil. Avrupa Komisyonu, 6 Ekim'de Avrupa Birliği devlet ve hükümet başkanları için yayımlayacağı tavsiye raporunda, Türkiye'nin Kopenhag siyasi kriterlerini müzakerelere başlayacak kadar yerine getirdiğini tespit ederek, müzakerelerin başlamasını önerecek. Ancak asıl sorun bundan sonra başlayacak. AB'li yetkililerin "uzun bir yol" olarak tarif ettikleri müzakereler Türkiye için bilinmeyen bir çok mayınla dolu. Toplam 26 sayfalık raporda, Türkiye'ye ekler dışında 5 bölümden oluşan toplam 8 sayfa ayrıldı.

Askıya alınabilir Birinci bölümde, Komisyon, müzakere kaidelerini belirliyor. Burada, müzakereler esnasında Türkiye'de insan hakları ve demokratikleşme konusunda herhangi bir sorun yaşanırsa, Avrupa Birliğinin müzakereleri askıya alabileceği açık bir dille ifade ediliyor. Bundan önceki müzakerelerde, aday ülkenin Avrupa Birliği müktesebatını kendi kanunlarına uyarlaması yeterliydi. Gözden geçirilmiş kaidede, bu yeterli olmayacak. Komisyon ayrıca uygulamayı da izleyecek. Öneri belgesindeki gerekçeli kararda, Avrupa Komisyonu, bundan önceki genişleme dalgasında aday ülkelerin uygulama konusunda bazı sorunlarla karşı karşıya kaldığını, bu çerçevede müzakere kaidelerinin gözden geçirilmesi gerektiğini belirtiyor. Avrupa Komisyonu, uygulama konusunda Avrupa Birliği Konseyine bilgi vereceğini de belirtiyor. Uygulamada bir sorun yaşanmadığı taktirde de söz konusu konu başlığının müzakeresi tamamlanmış kabul edilecek.

Şartlar belli değil Avrupa Komisyonu, Türkiye'nin üyeliğinin Avrupa Birliği'ne yansımasına ilişkin olarak düzenlenen etki raporunun da Ankara, birliğe üye olmadan önce mutlaka dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. Avrupa Parlamentosu'nun da isteği üzerine düzenlenen raporda, Türkiye'nin üyeliğinden önce birliğin kurumsal olarak yapması gereken çalışmalar sıralanıyor. Bu çalışmaların mutlaka hayata geçirilmesini istiyor. Bunun tam üyelik için bir koşul olup olmadığı ise bilinmiyor. Avrupa Komisyonu, öneri raporunda, 2007-2013 yılları arasındaki bütçede sadece müzakerelere başlamış aday bir ülke olarak görülmesini ve ödemelerin bu kalemden yapılmasını öneriyor. Bu durumda, Türkiye'nin üyeliği 2014'ten önce mümkün olmayacak. Türkiye'nin tam üyeliğinden önce yeni mali perspektif ve bütçe çalışmalarında üye ülke olarak hesaplanması gerekecek. Avrupa Komisyonu Türkiye için uygulanacak yeni prosedürün avantajlarını sıralıyor. Buna göre, Türkiye'nin daha sıkı bir markajda olacağını belirten tavsiye raporu, Türkiye'nin Avrupa Birliği müktesebatını üstlenme kapasitesinin artırılacağına, uygulamadaki eksiklikler devam ettiği sürece de, Türkiye'nin üyeliğinin fiilen gerçekleşemiyeceğine dikkat çekiyor.


ERDOĞAN 'HOŞ' BULMADI! Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda "sonucu açık müzakere" ya da referandum yapılması gibi önerileri beğenmediğini söyledi. Erdoğan, Berliner Morgenpost ve Die Welt gazetelerinde "Biz ev ödevlerimizi yaptık" başlığıyla yayımlanan demecinde, Türkiye ile başlanması beklenen üyelik müzakerelerini, "sonucu açık" olması durumunda da kabul edip etmeyecekleri konusundaki bir soruya karşılık şunları söyledi: "Türkiye'nin AB üyeliği konusunda 'sonucu açık müzakere' ya da referandum yapılması gibi önerileri hiç hoş bulmuyorum. Normal yol şudur: Biz Kopenhag kriterlerini yerine getirmeliyiz. Daha sonra müzakereler başlar ve sonuçta, müzakere süreci içinde gerekli şartlar yerine getirilince tam üyelik olur. Bugüne kadar hiçbir üye ülke konusunda referandum yapılmadı. Şimdi sadece Türkiye konusunda bir referandumdan söz edilirse, bu çifte standart anlamına gelir."


2014'E KADAR ÜYELİK YOK Komisyon kaynakları, müzakereler sırasında ele alınacak 31 başlıktan oluşan konuların, sadece Avrupa Birliği müktesebatına uyarlanmasının yeterli olmayacağını, bunun tüm alanlarda uygulamasının talep edileceğini belirtti. Komisyon, Türkiye'deki uygulamaları her altı ayda bir raporlarla takip edecek. Komisyon, buna gerekçe olarak, diğer ülkelerle yapılan müzakerelerde, aday ülkelerle uygulama konusunda sorunlar yaşandığını gösterecek. Komisyon ayrıca, raporunda birliğin de Türkiye'nin üyeliğine kurumsal olarak hazırlanması gerektiğinin altını çizecek. Sıkı denetimli bir müzakere süreci ile Türkiye'nin müktesebatı eksiksiz olarak hayata geçirebileceği ve müzakereleri tamamlamış olan Türkiye'nin üyelik için bir sorun yaşamayacağı da raporda ifade edilecek. Raporda ayrıca, Avrupa Birliği'nin 2013'e kadar olan bütçe programında Türkiye'nin müzakereleri yürüten bir aday ülke sıfatıyla yer alacağı belirtilecek ve böylelikle üyelik tarihinin 2014'ten önce olmayacağı da dolaylı olarak vurgulanacak.


'NET BİR ÖNERİ GETİRECEĞİZ' AB Komisyonu, 6 Ekim'de açıklanacak Türkiye İlerleme Raporu'nun "çok net bir öneri" içereceğini açıkladı. AB Komisyonu'nun günlük olağan basın toplantısında konuya ilişkin yoğun sorulara muhatap olan genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in sözcüsü Jean-Christophe Filori, gazetecilere, çarşamba gününe kadar "sabırla beklemelerini" tavsiye etti. Raporun 6 Ekim'de, Komisyon üyeleri tarafından incelenerek onaylanacağını hatırlatan Filori, bu raporun üyelere İngilizce, Fransızca ve Almanca olarak sunulacağını bildirdi. Filori, bir soru üzerine, "Çarşamba günü göreceksiniz. O zaman, umuyorum, Komisyon'un çok net bir önerisi olacak ve bu öneri çok ayrıntılı bir şekilde izah edilecek" diye konuştu. Filori, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinin, Hırvatistan gibi diğer bazı adayların katılım sürecinde gecikmelere yol açabileceğine ilişkin yorumları nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine de, "Bunlar yorumdur. Benim söyleyebileceğim tek şey, kriterlere uyumun gerçekleşmesinin aday ülkelerin çabalarına bağlı olduğudur" diye konuştu.


TÜRKİYE'YE GÜVENLİK ROLÜ BİÇİLİYOR AB, Türkiye'yi kendi güvenliğinin bir unsuru olarak görüyor. Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, bu görüşü resmen açıkladı. Schröder, Türkiye'nin AB üyeliği ile geriye dönüşü olmayacak şekilde Avrupa değerlerini üstleneceğini ve gelecekte güvenlik politikasının önemli bir unsuru olacağını söyledi. Schröder, Alman özel televizyon kanalı SAT1'e verdiği demeçte, iki önemli sebepten dolayı Türkiye'nin AB üyeliğini desteklediğini belirterek, "Türkiye'ye 40 yıldır gerekli şartları yerine getirdiği takdirde üyelik sözü verildi ve bu konuda AB Komisyonu karar alacak. İkincisi de güvenlik konusu. Türkiye AB üyeliği ile geriye dönüşü olmayacak şekilde Avrupa değerlerini üstlenecek ve gelecekte güvenlik politikasının önemli bir unsuru olacaktır" dedi. AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen de Südwestrundfunk radyosuna yaptığı açıklamada, Türkiye'nin 2015 yılından önce tam üye olamayacağını ve bu süre içinde eksikliklerin giderilmesi için yoğun çaba harcamaya devam etmesi gerektiğini söyledi.

www.evrensel.net