Eğlenceli bir halk türküsü

Emir Kusturica, Balkan sinemasının en önemli isimlerinden birisi olarak yine kalburüstü bir yapıma imza atıyor.

Emir Kusturica, Balkan insanının ruh halini ya da şöyle söyleyelim, bütün Balkanların, özellikle de ülkesi Yugoslavya'nın hikâyelerini başarıyla anlatan bir yönetmen. Onun sineması, örneğin Angelopulos'unkinden farklı olarak daha ritmik ve hareketlidir. Anlatmak istediğini çoşkulu seslerle anlatır, tek bir türe bağlanmaz, türler arasında gezinti yapar. Onun filmlerinde romantik bir filmin fısıltılarını da bir savaş filminin gürültüsünü de görebilirsiniz. Aynı dakika içinde dramatik bir görüntüyle hüzenlenebilir; ya da kendinizi bir müzikalin ortasında sanabilirsiniz. Bütün bunları Kusturica'nın bugün gösterime giren filmi "Bir Mucizedir Yaşamak"ta da görebilirsiniz. Kusturica 1981'de çektiği ve Venedik'te en iyi film ödülünü aldığı "Dolly Bell'i Hatırlıyor Musunuz?"dan bu yana üst düzey bir sinema dilinin temsilcisi oldu. Türkiyeli sinemaseverlerin gündemine girdiği ve kendisine 1988'de Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen Ödülü'nü kazandıran "Çingeneler Zamanı" ardından "Arizona Rüyası", "Underground" ve "Kara Kedi, Ak Kedi" hep aynı temponun ürünü yapımlar oldu. Kusturica bu kez, hem Çingeneler Zamanı kadar temposu yüksek ve eğlenceli; hem de Underground kadar ülkesinin meselelerine değinen bir filmle karşımızda. Yıl 1992; Yugoslavya onlarca yıllık "sosyalist" rejimin ardından esen Yeni Dünya Düzeni rüzgârına dayanamamış ve sessiz sedasız, kansız parçalanmıştır. Bosna'ya yerleşen Belgradlı Sırp mühendis Luka, opera sanatçısı olan karısı Jadranka ve oğulları Milos ile her yerden uzak bir köyde yaşamaktadır. Luka, hem dağılan ülkeler arasında bağlantı sağlayacak, hem de bölgeyi turizm merkezi haline getirecek bir demiryolu projesi için çalışmaktadır. Eski bir opera sanatçısı olan karısı ve futbolcu olmak isteyen oğlu ile bu küçük dünyada yaşayan Luka'nın hayatı savaşın başlamasıyla bir anda altüst olur. "Bir Mucizedir Yaşamak", savaş konusundaki tutumuyla biraz "Hayat Güzeldir"i andırsa da onun ötesinde bir yapım.

Kusturica ve doğa Kusturica filmlerinin en önemli özelliklerinden birisi de kendisine has mekân düzenlemeleri ve doğayı kullanma yeteneği. "Bir Mucizedir Yaşamak"da da durum aynı. Kurturica, dağların arasından geçen bir tren yolunu filmin ana mekânı olarak seçmiş. Tren yolu boyunca hareket eden Kusturica'nın yaratıcılığına has araçlar; köprüler, tüneller, evler... Kusturica sinemasının bu başat unsurları bu filmde de karşımızda. Hayvanlar da kendilerine düşeni alıyor. Daha açılış sahnesinde karşımıza bir ayı çıkıyor. eşek, at, güvercin, kedi, köpek sırayla filmin baş köşesine oturuyor.

Kusturica'nın derdi "Bir Mucizedir Yaşamak", bir savaş filmi değil. Her ne kadar fimin içinde patlayan bombalar ve yıkılan duvarlar görsek de yönetmen bunu mizahın bir unsuru olarak ele alıyor. Bu film daha çok aile ve aşk üzerine. Savaşı; sıradan Bosnalılar ve Sırpların ötesinde bu işten çıkarları olan insanların bir aracı olarak tasarlayan Kusturica; böyle bir savaşın çıkamayacağını düşünen insanların "etkilenmelerine" değiniyor. Savaş Luka'nın hayatını bir gecede altüst ediyor. Oğlunu askere göndereceği gün, karısı bir müzisyenle kaçıyor. Bir süre sonra oğlu Milos, Bosnalılar tarafından esir alınınca ne yapacağını şaşırıyor. O sırada Sırp ordusundan bir subay, Luka'ya Bosnalı bir esir getiriyor ve onu takasta kullanmayı öneriyor. Ama olan oluyor ve Luka ile esir kız sabaha birbirine aşık oluyor.

Kusturica'nın savaşı Kurturica, film boyunca savaşı sıradan insanların uzağında tutmayı; onların her şeye rağmen kendi değerleriyle hareket ettiklerini vurgulamayı tercih ediyor. Bir yanda bombalar patlarken, öte yanda eğlenceli ve aşkla dolu bir hayat akıp gidiyor. Bu da Kusturica sinemasının bir özelliği. Onun sineması umutsuzluğa hiç kapılmıyor. Üstelik medyanın yıllarca "Bosna Dramı" diye palazlayarak anlattığı hikâyelerin arkasında iki halkın ortak aşklarına dair sözler söylüyor. "Bir Mucizedir Yaşamak"; Yugoslavya'da birbirine düşürülen iki halkın iyi taraflarına, eğlenceli yanlarına bakmayı tercih eden ve bunu başarıyla gerçekleştiren bir film. Üstelik buna Kusturica'nın Dejan Sparavalo ile birlikte hazırladıkları enfes müzikler de dahil.

www.evrensel.net