29 Eylül 2004 01:00

Demokrasi dersi

Genelkurmay'ın talimatıyla Eğitim Sen'e "anadilde öğrenim hakkını savunduğu" için açılan davanın gerekçeli kararı açıklandı.

Paylaş
Eğitim Sen'e "anadilde öğrenim hakkını savunduğu" gerekçe gösterilerek, Genelkurmay talimatı ile açılan kapatma davasının gerekçeli kararı açıklandı. Karar, anadilde öğrenim talebinin yasadışı olmadığını ortaya koydu. Anadilde öğrenim isteminin bir sendikanın kapatılmasına neden olamayacağının "ifade özgürlüğü" ile kesin bir şekilde ilişkilendirildiği karar, kırmızı çizgilerini yaşamın her alanına taşımaya çalışan Genelkurmay'a ifade özgürlüğü dersi verdi. Genelkurmay Başkanlığı Harekat Başkanı Korgeneral Köksal Karabay imzasıyla 27 Haziran 2003 tarihinde Çalışma Bakanlığı'na gönderilen yazıda "Eğitim Sen'in tüzüğünün değiştirilmesi için" gerekli girişimlerin yapılması istenmişti. Çalışma Bakanlığı ise Ankara Valiliği'ni harekete geçirmiş, Ankara Valiliği'nin başvurusu üzerine 10 Haziran 2004 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Eğitim Sen hakkında dava açmıştı. Davanın iddianamesiyle Genelkurmay'ın yazısındaki paralellikler dikkat çekmişti. Dava, 15 Eylül tarihindeki karar duruşmasında Eğitim Sen lehine sonuçlanmıştı.

'Dil bölücülük unsuru değildir' Davanın görüldüğü Ankara 2'nci İş Mahkemesi, gerekçeli kararını dün açıkladı. Davada Eğitim Sen tüzüğünün 2'nci maddesinin b fıkrasındaki "bireylerin ana dillerinde öğrenim görmesini ve kültürlerini geliştirmesini savunur" hükmünün Anayasa'ya ve yasalara aykırı olduğu öne sürülmüştü. Kararda ise Anayasa'nın 3'üncü maddesine göre "Türkiye Devleti'nin dilinin Türkçe olduğu" ve Anayasa'nın 42'nci maddesine göre "Türkçe'den başka hiçbir dilin eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamayacağı ve öğretilemeyeceği" hatırlatılarak, tüzüğün bu maddelerle çelişmediği şöyle açıklandı: "...farklı lehçe ve dillerin resmi dil dışında özel olarak öğrenilmesi bir farklılık yaratmayacağı gibi öğrenenlerin ayrı bir azınlık statüsünde olmayacağı doğaldır. Dil ayrılığı yüzünden Anayasa'nın 66'ncı maddesine göre vatandaşların ayrımlı eylem ve işleme tabi tutulması doğru değildir. Dilin bölücülük unsuru olmak yerine ulus bütünlüğü içinde bir değişiklik unsuru olması doğaldır. Davalı sendikanın tüzüğünde bulunan hükümler Mahkememizce Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin toprak bütünlüğüne, Ulus bütünlüğüne, devletin tekliğine, sınırlarının değişmezliğine karşı bir tehlike olarak görülmemiştir"

Uluslararası antlaşmalara gönderme Kararda, Anayasa'nın değişen 90'ncı maddesine göre "temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalarla yürürlükteki TC kanunları aynı konularda farklı hükümler içerdiklerinde çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümünde uluslarası anlaşmaların uygulanacağı" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Türkiye'de uygulanır hale geldiği hatırlatıldı. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğüne ilişkin 10'uncu maddesi ile 11'inci maddesinden sendikaların da yararlanacağının belirtildiği kararda, bu maddelerle 4688 Sayılı Yasa'nın hükümleri karşılaştırıldığında, sözü edilen 10 ve 11'nci maddelerin uygulanacağı kaydedildi. Kararda, sendika tüzüğünün bu maddelere aykırılık taşımadığı bildirildi.

ÖNCEKİ HABER

Sanatın yedi renginde
   barış festivali başladı

SONRAKİ HABER

Kılıçdaroğlu: Kürtçe için yasal düzenleme yapılmalı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa