Rojbaş Xalê Sıtkı...

Rojbaş Xalê Sıtkı...

Sıtkı Kılıç... En güzel yanı, yalnız kaldığında gülleri okşayarak sevmesi, onlarla konuşması...

Sıtkı Kılıç... En güzel yanı, yalnız kaldığında gülleri okşayarak sevmesi, onlarla konuşması... Boylu poslu, gözleri yeşil, eşi dostu tarafından sevilen, saygı gösterilen bir insan... Başbakanlığa bağlı Toplu Konutlar'daki Öztaş Sitesi'ne ait bir adada bahçıvan. Maaşı 200 milyon lira. Liceli. Her sabah erken işe başlar; İlk gördüğüne "rojbaş", "günaydın" demeyi ihmal etmez.

Göç yolundayız... Biz "Xalo" diyoruz ona. O ise bize isimlerimizle hitap ediyor. Uzun bir süredir evine misafir etmek istiyordu bizi. Bir akşam üzeri sözleştik Xalê Sıtkı ile. Bahçede son işleri bitsin gideceğiz evine. Ama öncesinde bir fotoğraf çektireceğiz; Bahçıvan haliyle... Poz vermeden önce üzerideki gömleği düzeltiyor, yeleğini iliklemek istiyor. Yüzüne yaydığı mütevazi sıcaklığın verdiği cesarete dayanarak "Xalo siz öyle de yakışıklısınız" diyoruz. Hoşuna gidiyor, gülümsüyor. Evinin yolunu tutuyoruz sonra. Xalê Sıtkı, yaşı ilerlemiş olmasına rağmen, halen insanlara karşı garip bir mahçupluk duygusu içinde hareket ediyor. Ve sohbetimiz kimi yerlerde sessizliğe bürünüyor. Sohbetimizde köyüne varıyoruz Xale Sıtkı'nın. Lice'nin Alacak'ında... Xale Sıtkı'nın köyüne dair anıları acı... Yakınlarını kaybetmiş, haber alamamış onlardan bir daha. Köyü de yakılmış. Bir gecede yurt değiştirmişler. Suratındaki mimikleri değişiyor, alnındaki çizgiler kasılıyor Xale Sıtkı'nın... "Bağ, bahçe ceviz ağaçları" diyor iç çekerek. Köyünün suyunu toprağını anlatacaktı ki susuyor...

Bildik bir fotoğraf Xalê Sıtkı'nın yaşadığı mahallede, kapı önünde inekler, tavuklar var. Her evin önünde tandır kurulu. Taze ekmek kokusu ortalığı sarmış... Yüzü güleç kadınlar, Xale Sıtkı'yı selamlıyorlar ve illa "gel taze ekmek al" diye diretiyorlar. Onları kırmak istemiyor. Tandır kokusu sinmiş sıcacık ekmeğin ucundan koparıyoruz bir taraftan. Xalê Sıtkı'nın evi söğüt ağaçlarının arasında, karınca yuvası gibi duruyor. Şirin mi şirin bir ev...

Em pir gûne ne! Kuş ve tavuk sesleri arasına Kürtçe konuşan çocukların sesleri karışıyor. Tek odalı bir evi var Xalê Sıtkı'nın. Mutfak, tuvalet, banyo dışarıda. Beş on adımlık bir bostanı var bir de. Soğan, maydonoz ekilmiş. Xalê Sıtkı'nın eşi Halise Sıtkı da evde. Evinin işleriyle uğraşıyor. Hava kararıncaya kadar sürüyor sohbetimiz. Mütevazi yaşamlarında bizi güleryüzle ağırlayan bu ailenin yanından ayrılırken, neden köylerine dönmek istediklerini söylüyorlardı. Halise Sıtkı'nın son sözü şu oldu: "Her tiştik hat serê me. Em pir gûne ne. Mera li çare kî..." (Her şey başımıza geldi. Biz çok yazığız. Bize bir çare...)

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.