Ergene

Ergene'nin geleceği karanlık

Plansız, ruhsatsız ve çevreye karşı hiçbir önlem almadan sanayinin büyümesiyle Trakya'nın can damarı Ergene nehri zehirlendi.

Kırklareli, Edirne ve Tekirdağ illerini kapsayan Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı'nın tamamlandığı Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından duyuruldu. Plansız, ruhsatsız ve çevreye karşı hiçbir önlem almadan sanayinin büyümesiyle suları zehirlenen Trakya'nın can damarı Ergene nehrinin nasıl kirletildiğini Çevre Mühendisleri Odası Çorlu Temsilcisi Nusret Karakaya'ya sorduk. - Ergene nehri neden önemli? Ergene nehri Trakya bölgesinin kuzeyinde Istranca dağlarındaki kaynaklardan doğan 194 km. uzunluğunda 10 bin 730 metrekare drenaj alanına sahip, 16 ana kolu olan ve Trakya bölgesinin can damarı bir akarsu. Ergene nehri havzasında, Kırklareli'nin Lüleburgaz, Babaeski, Vize, Pınarhisar, Pehlivanköy ve Kofçaz; Tekirdağ'ın Çorlu, Çerkezköy, Malkara, Hayrabolu, Saray ve Muratlı ile Edirne'nin Uzunköprü, Yeniköy, Havsa, Süloğlu, Meriç gibi merkezleri yer alıyor. Bu yerleşim merkezlerinde 800 bini aşkın insan yaşamını sürdürüyor. Nehir, yaklaşık 300 bin dekarlık 1. 2. ve 3. sınıf önemli tarım alanlarının beslendiği en önemli akarsu. Ergene nehri, uluslararası su niteliğinde olan Meriç nehrinin en önemli kolu durumunda. - Ergene havzası nasıl kirletildi? Türkiye'de sanayi ana merkeze yakın olan alt bölgelere yönelme eğilimi göstermektedir. Ergene havzası bu haliyle İstanbul ana merkezinin bir alt bölgesine dönüştü. Bu gelişmede ana merkezin sorunlarının çözülemez noktaya gelmesi belirleyici rol oynamıştır. Ana merkezden gelen sanayi (tekstil ve deri sanayi) doğal kaynak tüketiminin (özellikle su) yoğun olduğu sanayidir. Ayrıca bölgenin Türkiye'nin ticaret merkezi olan İstanbul'a yakın olması, ithalat ve ihracatta önemli yeri olan karayolları ve otoyolların havza içinden geçiyor olması, Tekirdağ Limanı'nın bölgeye yakın olması, organize sanayi bölgelerine ve serbest bölgelere tanınan imtiyazlar, teşvikler (1992-1995 yılları arasında verilen teşviklerin dağılımı incelendiğinde tarım sektörüne 5, madencilik sektörüne 8, enerji sektörüne 6 teşvik verilmiştir. Buna karşın imalat sektörüne yapılan teşvik sayısı 178'i yeni tesis olmak üzere 314'tür. İmalat sektörünün alt gruplarında ise dokuma ve deri sektörlerine teşvik sayısı ise 114'ü yeni tesis olmak üzere 209'dur), uygun ve yeterli büyüklükte arazinin kolay temin edilmesi, hammadde teminin kolay olması sanayi tesislerinin bu havzaya kurulmasında etkili olan faktörler arasında. -Havzanın bugünkü durumu nedir? Ergene nehrinin kolları atık su toplama kanalı olarak çalışıyor. Sanayi alanları belirli bir mekânsal organizasyona bağlı yer seçmedikleri için havzaya çok dağınık bir şekilde yayılmışlardır. Sanayi bölgeleri dışında yer seçen sanayi tesislerinin büyük bir bölümü ruhsatsız ve arıtma tesisleri de yok. Arıtma tesisi bulunan tesislerin bir bölümü ise arıtma sistemlerini çalıştırmadan kaçak olarak atık sularını alıcı ortama veriyorlar. Havzadaki sanayi alanları, belirlenmiş ve açılmış organize sanayi bölgeleri dışında yerleşme ve gelişme eğiliminde ve her geçen gün sayıları artıyor. Yoğun yeraltı suyu kullanımı nedeniyle havzanın hidrojeolojik yapısı bozuldu. Sadece yağışlı dönemlerde su taşıyan irili ufaklı birçok dere tüm yıl boyunca atıksu kolektörü gibi çalışıyor. Tarımda kullanılan zirai mücadele ilaçları ve gübre de su kaynaklarını kirletmektedir. Ayrıca anız yangınları ekolojik dengenin bozulmasına neden oluyor. Katı atıklar, havzanın hiçbir noktasında düzenli olarak depolanmıyor. Katı atık depolama alanlarının yer seçiminde ve depolamada planlı uygulama yok. Zararlı atıkların ve arıtma çamurlarının yönetilmesinde özel bir uygulama yok. Tıbbi atıklar da, ya hastane kazanlarında yakılıyor ya da düzensiz/vahşi evsel katı atık depolama alanlarına gönderiliyor. Bütün bunlar halk sağlığı açısından ciddi riskler oluşturuyor. Havza içinde yer alan il, ilçe ve belde belediyelerinin hiçbirinde evsel atık sularının arıtılabileceği arıtma tesisleri mevcut değil. Evsel atık sular hiçbir arıtma işlemine tabii tutulmadan Ergene nehri ve kollarına deşarj ediliyor.. - Bütün bunların halka yansıması nasıl oldu? Ergene nehrinden yapılan sulamalar nedeniyle tarımda ürün verimi ve kalitesinde düşüşler meydana gelmiştir. Ergene nehri yakınında çeltik tarımı yapan üreticilerimiz, çeltiklerinde hastalık meydana geldiğini 70 bin dönüm arazinin ekilemediğini belirtmektedirler. Bu da yaklaşık 50 bin ton çeltik ürününün kaybı demektir. Havzadaki en önemli ekonomik aktivitelerden biri tarım. Yörede en çok buğday, ayçiçeği, şekerpancarı, mısır, çeltik, kabak çekirdeği, bostan ve sebze ekiliyor. Türkiye çeltik üretiminin yüzde 43'ünü bu bölge sağlıyor. - Ergene havzasının korunması için neler yapıldı? Ergene nehrindeki kirliliğin ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla meclis araştırması komisyonu kuruldu. Çevre ve Orman Bakanlığı adı geçen raporu Trakya Üniversitesi'ne hazırlattı. Rapor havza ile ilgili yapılan ilk kapsamlı çalışma. Ancak raporun hazırlanması ve kabul edilmesi sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyor. Zira Ergene nehrinin kollarındaki kirlilik, vahşi katı atık depolama alanlarındaki sorunlar, özellikle kışın hava kirliliği günlük yaşamı hâlâ etkiliyor. Bu nedenle bundan sonra yapılacak olan çalışmalar havza için asıl belirleyici olan. Detaylı ve küçük ölçekli projelerin geliştirilerek bir an önce hayata geçirilmesi çevre ve halk sağlığı açısından acil ve önemlidir. - Sanayiye karşı denetim ve cezalandırma neden yeterli oranda yapılmıyor? Ruhsatsız, arıtma tesisi veya çevre kirliliği konusunda gerekli önlemleri almayan fabrikaların geçici süreyle de olsa kapatılması binlerce işçinin işsiz kalması anlamına da geliyor. Bunu göze alabilecek bir irade sanırız yok. Türkiye'de hala çevre sağlığı konusunda yapılan yatırımlar gereksiz ve yararsız diye düşünülmektedir. Denetimlerin sıkılaştırılması sorunun çözümü için yeterli değildir. Gerekli mevzuatın gözden geçirilerek yenilenmesi de gerekmektedir. Sanayici tarım faaliyetleri için oldukça uygun arazilerin üzerine fabrika kurup suyu kullanarak üretim yapmak istiyor. Çiftçi de arazi ve suyu kullanıp üretim yapmak istiyor. Ancak sanayicinin faaliyetleri nedeniyle oluşan kirlilik çiftçinin üretim yapmasını su kirliliği nedeniyle engelleniyor. Bu haliyle sorun bir optimizasyon problemi olarak ele alınıp çözümlenebilir.

www.evrensel.net