23 Eylül 2004 01:00

En hakiki hayat hikâyeleri

Nusret Gürgöz, ilk kitabı "En Hakiki Hayat Hikâyeleri"nde yer alan düz yazılarda dengeli, anlatımda başarılı. Elemeyi öğrendiğinde, daha da başarılı olacak.

Paylaş
İlk kitaplar acemidir, sıcaktır, içtendir. Bu yüzden genellikle eksiklikleri hoş görülür. Nusret Gürgöz'ün "En Hakiki Hayat Hikâyeleri" bana bir ilk kitap hoşgörüsüyle değerlendirme isteği verdi. 1962 Elazığ doğumlu Gürgöz 1998 yılında çocuklar için şiirler kitabı olan "Dilbilgisi"ni, 1999'da "Ağıdım Kuşlara Kalır" adlı şiir kitabını yayımladığı için bu kitap ilk kitap değil. Ama sıcaklığı, içtenliği bu düz yazı kitabını onun ilk kitabı sayıp hoş görüyle yaklaşmama yol açtı. Hoşgörümün kitaptan söz etmeye yol açmakla sınırlı olduğunu hemen belirtmeliyim. Gürgöz, kitabını Onat Kutlar'a adayarak edebiyatımızın ustalarını tanıdığını ilk sayfada belli ediyor. Ama bu tanımanın engellemesi gereken bir davranışta da bulunuyor hemen, kitabının adının altına şu açıklayıcı notu koyuyor: "şiyirler, şiyiröyküler, öyküşiyirler, anlatılar, anlatamamalar, her şeyler, hiçbir şeyler, denemeler, deneme denmemeler..." Şiir sözünün "şiyir" biçiminde yazılırsa kusurlarının görünmez olacağı varsayımı Gürgöz'ün olsa bile; böyle bir sözcük bozmayı kabullenmezdim. Ama değil. Bu sözcüğü kullanan çok değişik dallarda üretimi seçen bu arada şiirler de yazan bir "mizahçı." O yazdıklarını ürettiği bu sözcükle adlandırdığında ciddiye alınmamayı da göze alıyor. Oysa mizahçılar önce ciddiye alınmak isterler. Mizah dergilerinin en çok satılıp okunanı, en dengelilerinden biri Gırgır'dı. Bir dönem orada yayımlanan kimi yazılar "şiirimsi" diye adlandırılıyordu/yazarlarınca. Ben bir yazının ya şiirdir ya değildir biçiminde ayrılabileceğine inanırım. O yüzden verilen adların eksik kusurlu şiiri de, denemeyi de, düzyazıyı da bağışlatacağına inanmam. Kitabın ilk sayfasındaki böyle bir "sunum" da bana yokluktan bunalmış bir ev sahibinin misafirini, ağırlıyor mu/ kovuyor mu belli etmemeye çalıştığı, karşılamasını anımsatır "Hoş geldin delikanlı, ev daracık yer de yok... Yapardım sana börek... tava delik yağ da yok!" Bu yazıda Gürgöz'ün yazdığı ve adına şiyir dediği metinlerden biri için bir çift söz edeceğim: "babayım, / babasıyım tüm çocukların/ onun için iple çekiyorum/ iş çıkış saatini" diye başlıyor yazdıklarından biri. Sonra bu babalığı işsiz babaların "iş çıkış saatlerine ve yokluklarına" el koyarak sürdürüyor, babaları dağlarda kalmış çocuklarla uyuyor geceleri. Şairliğin üst ve alt metinler yazmak demek olduğunu bilmesi gereken bu arkadaşımız, şiirdeki baba imgesiyle yaşamdaki baba imgesini de değiştirmek, babayı tıpkı ana gibi sevecen bir imge yapmak istiyor. "İşsiz babaların iş çıkış saatlerine ve yokluklarına el koymak" bana ne sevecen ne koruyucu ne de işsiz babaları ve çocuklarını avutucu bir şeyler çağrıştırmıyor. Bir kadın şair de "Evliyim, ozanım, iki çocukluyum/ düzeltirim , çocuklarımdır tüm çocukları dünyanın" der. Ama bu sözü "kaygılıyım çocuklarım için/ korkmasınlar isterim çalınışından kapının" diye tamamlamazsa, söylediği /yazdığı şiir değil, övünme olur. Analık biraz kaygıdır günümüzde. Ya baba nedir, önce otorite, sonra koruyucu . Düşün bir kez Nusret kardeş neden "toprak ana"dır da "devlet baba"dır? Nusret Gürgöz, denemelerinde şiirleri gibi yanlışlar yapmıyor. Denemelerini çelişkilere yaslıyor. Örneğin, kaloriferli evde üşüyen üniversiteli kızın bir militana dönüşüp, dağa çıkışını anlatıyor, ötesini düşünmeyi size bırakarak, Doğu'da yaşayan yaşlı bir heykel yapıcısının dramını evinin sokağının genelev sokağına bitişikliğiyle yansıtarak. Denemeler tek tek başarılı. Ancak denemelerini kitaplaştırırken aynı konuyu yinelediği denemeler konusunda titiz davranabilirdi. O denemeleri birleştirir miydi, eksiltir miydi diye sorarsanız, yazarlık kitabı tasarlamaya da bağlı.. Ne yapacağını bilecek. Nusret Gürgöz, yazdıklarına "içtenlik" duygusunu katmayı bilmiş... Belki de bana bu sanıyı veren Abdülkadir Bulut'un adıdır. O içtenlikli bir insan ve şairdi. Onun sıcaklığı yansımıştır belki de Gürgöz'ün yazdıklarına. Nusret Gürgöz, bu ilk kitabındaki düz yazılarda dengeli, anlatımda başarılı. Elemeyi öğrendiğinde, daha da başarılı olacak. Şiirde başarılı olması kendisine bağlı. Daha çok okumasını, yazdıklarını daha acımasızca denetlemesini öğütleyebilirim. Yolu açık olsun. (Bu yazdıklarımı, bir denemesindeki "yazarlardan torpil isteğine" bağlamasın sakın. Bu yazı çizi işlerinde torpilin faydası yoktur. Geri teper.)

ÖNCEKİ HABER

Varto'da ot yığınları yandı

SONRAKİ HABER

Cannes Film Festivali'nde ödüller sahiplerini buldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa