20 Eylül 2004 01:00

Börek kokan öyküler...

Şaban Altay, Ankara Bentderesi'nde bir börekçi. Ancak, börek kağıtlarına sadece börek sarmıyor. Açlığı, yoksulluğu, haksızlıkları yani yaşamı anlattığı öyküler börek kağıtlarında ayrı bir tat bırakıyor.

Paylaş
Bentderesi... Ankara'nın burnunun dibinde bambaşka bir dünya... Ankara'nın ilk evleri şimdilerde üflesen yıkılacak... Her evde türlü filmlere konu olacak hikâyeler... Ankaralılar için uğrak olmayan bir mekân... Yoksulluğun her çeşidi... Bohçacılar, gaspçılar, genelevler, yoksullar, göçerler ve bir öykücü... Ekmeğini bütün gece sattığı böreklerden kazanan bir öykücü. Öykü konularını da komşularından alan... Her ev bir öykü onun için. Her evde bir başka dram... Konuları daha çok insanların yaşadığı acı olaylar çünkü bu ülkede elini sallasan bir başka hüzünlü öykü. Şaban Altay adında 57 yaşındaki bir börekçi bahsettiğimiz öykücü. Oralarda "Börekçi Şaban" deyince herkes tanıyor. Börekçi Şaban, bizi Bentderesi'nin dar sokaklarından birinde, iki göz kondusunda karşılıyor. Sofraya kendi yaptığı börekler, meyveler, ince bellide "aslan sütü"; pencereye de meraklı çocuklar dizilince sohbetimiz de yavaş yavaş koyulaşıyor. İçkisinden bir yudum alıp, sigarasından derin bir nefes çekiyor. Elinde kocaman börek kağıtlarına yazılmış birkaç not. Görüşmemiz için aldığı notlar olduğunu belirtiyor. "İlk olarak sizden başlığı şöyle atmanızı rica ediyorum: 'İnsan olmak zor zanaat, ben öğrenemedim, siz öğrenebildiniz mi?". Başlık için neden bu sözleri seçtiğini sonradan anlıyoruz...

Bitmeyen öyküler 4 çocuklu Börekçi Şaban, Çankırı'da doğmuş. 1986'dan beri Bentderesi'nde oturuyor. Kendi kasabasında esnaflık yaptığını ancak görüşleri yüzünden esnaflıkta tutunamadığını, İstanbul ve İzmit'te lüks pastanelerde çalıştığını anlatıyor bize. Okula hiç gitmemiş. Okuma-yazmayı askerde "Ali Okulu"nda öğrenmiş. İlk öykülerini elle yazarken, 1986'da hurdacıdan eski model daktilolardan birini almış. Noktalama işaretleri yok. O yüzden cümleler bitmiyor! En çok merak ettiğimiz konudan başlıyoruz sohbete:

Öykülerin konusu "Buradaki yaşam. Burada çok olay oluyor. Hangi birini söyleyeyim. Mesela alt komşumuzun biri. Karı-koca. Adam karısını bıçaklayarak öldürüyor. Küçük bebesi var. Annesinin kanı bulaşıyor bebenin eline. Diyor ki, "Elimi bir daha yıkamayacağım. Annemin kanı var elimde. Okşayacağım, seveceğim". Bunun gibi şeyleri yazıyorum ben. Aile aralarında yaşanan kavgaların toplumu yansıttığını düşünüp nedenlerini de irdeliyor yazılarında. Öykülerinin bir konusu da genelev kadınları ve onların bataklığa saplanmış yaşamları. Onları "batağın batağı" diye nitelendiriyor. Yazmasının amacını ise "bir insanın düştüğü durumu diğer insanlara anlatmak" olarak belirtiyor. Onların hikâyelerini börek satarken karşılaştığı manzaralardan ve onları tanıyanlardan öğrendiğini söylüyor.

'Kardeşliği savunurum' "Kara cahil halimle belki kimse beni dikkate almayacak ama ben kendimi topluma karşı sorumlu hissediyorum. Bunları ben her gün görüyorum, yaşıyorum, etrafımdan duyuyorum. Bunları yazdığımda insanlar da bilecek böyle şeylerin olduğunu" diyor Börekçi Şaban, kendi tabiri ile "okumuşlar"a örnek olarak. Öykülerinden sonra sıra elinde tuttuğu notlara geliyor. Duyarlılığını ve bize önerdiği başlığın anlamını kavrıyoruz. Toprağın mülkleşmesinden kağıt israfına, mezhep ayrımından askerliğin zorunluluğuna, besicilikten Ankara keçisine kadar birçok konuda önerilerini anlatıyor. Özellikle ayrımcılık ve savaşlar yüzünden insanların vakitsiz ölümünden rahatsız olduğunu, vakitsiz her ölümün hesabının sorulması gerektiğini söylüyor Börekçi Şaban. Bu duyarlılığının nedenini soruyoruz. "Ben kardeşliği savunurum" diyor. Konuşurken sürekli Aziz Nesin'in sözlerinden, yazılarından alıntılar yapıyor. Öykülerinde sevgiye, aşka yer verip vermediğini sorduğumuzda ise cevabı gayet net oluyor; "Sevgiyi pek tanımadım. Hep sokaklarda büyüdüm." En çok bazı gazetelerin köşe yazarlarından şikâyet eden Börekçi Şaban, "Dünya kan gölüne dönmüş ama onlar kendi kalıplarına bürünmüşler. Neden dünya kardeşliğini savunmuyorlar?" diye yakınıyor. "Hayatımda bir defa üniversiteye gittim. O da, 53 yaşımda Bilkent'e gittim" derken ilkokula başlayan bir çocuk kadar heyecanlı olduğu fark ediliyor. "Bilkent'te edebiyatçı bir Süha Hoca vardı, sağ olsun bana çok yardımı oldu" diyor. Öykülerini birkaç defa yayıncılara, kitapçılara ulaştırsa da cevap gelmemiş. İlgisizlikten yakınıyor biraz öfkeli, biraz buruk. Börekçi Şaban ile evdeki sohbetimiz Bentderesi'nin sokaklarında devam ediyor. Evleri başlarına yıkıldı yıkılacak bir ailenin, evden kaçan genç bir kadının, tüm yoksulluğuna rağmen evinde onlarca kedi ve köpek besleyen emekli bir kadınının ve sokaklarda çıplak ayakla dolaşan Bentderesi çocuklarının öykülerinin önünden geçiyoruz...


Araba sevdasının sonu "Araba sevdası bir Piç Kerim'in değil bizim memlekette herkesin sevdası Aaah ah ille de bir araba yüzde yüz eminim ki karagöz bu devirde yaşasaydı yar bana bir eğlence demez yar bana bir araba yar bana bir araba derdi 'Yemeyecen içmeyecen üstünden başından kısacan ...hem öylesine kısacan ki eve et tatlı matlı fıstık fındık çikulata zehirliymişcesine almayacan Yasakmışcasına sokmayacan Pazarlara akşam üzeri dağılmaya yakın gidecen seçilmiş mecilmiş olur kötüleri kalır ama olsun onlar da meyve sebze değil mi Ucuz oluyor ya yeter Önemli olan komşuların evine birşey almıyor demesinler ...Artmalı artmalı ki birşeyler bir araba almalı Araba alanlar nasıl hava atıyor Yazıyorlar camına bizi iyice çatlatmak için' diye düşündü ...birgün bir telefon geldi yegeninin düğünü var şeref misafirimiz ol senide bekliyoruz Bu fırsat hiç kaçmazdı hem yegenini seviyordu hem köylülerine hava atacaktı... ... hadi düğüne gidiyoruz sizide getireyim diye bir taksiye tam on iki kişi sıkıştırdı Ezinti sabun gibi kayarak bir kamyonun altına girdi Kollar bacaklar kafalar kopup kopup vucutlar parça parça olmuştu Hangi kafa hangi gövdeye hangi kol yada kopan kolların bacakların gövdesi seçilemedi Rasgele toplandı Ceset torbalarına koyularak gömüldü"

ÖNCEKİ HABER

Trafik Vakfı'nda uyuşmazlık

SONRAKİ HABER

Artı Gerçek: Açlık grevlerine dair olumlu gelişmeler yaşanabilir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa