20 Eylül 2004 01:00

Başbakan Erdoğan'a göre
   AB yolu dümdüz!

TCK Tasarısı'nı son anda Meclis'ten çeken ve AB'nin iç işlerine karışamayacağını söyleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AB yolunda bir engel bulunmadığını iddia etti. Başbakan Erdoğan, "Türkiye'nin yapacak bir şeyi kalmadı" dedi.

Paylaş
Partilerinin öncelikli hedefinin Avrupa Birliği (AB) kriterlerini yerine getirmek olduğunu her fırsatta vurgulayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şimdi de öncelikli hedefin AB olmadığını söylüyor. TCK Tasarısı'nı geri çektiren ve "AB'ye rest çeken" Erdoğan, "Türkiye'nin artık yapacağı birşey kalmamıştır" dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili son gelişmeleri Almanya'nın Sesi Radyosu'na (Deutsche Welle) değerlendi. Erdoğan, TCK Tasarısı, zina ve işkence tartışmalarına yanıt verdi. Erdoğan da verdiği demeçte, şimdiye kadar Kopenhag siyasi kriterleri ne gerektiriyorsa yaptıklarını ve uyum yasaları konusunda herhangi bir sıkıntının olmadığını savundu: Erdoğan şunları söyledi: "Son olarak Verheugen'ın Türkiye'ye yapmış olduğu ziyarette, 'Bizim artık uyum yasalarıyla ilgili yapacağımız birşey var mı?' diye sorduğumuzda kendileri de bunu teyit ettiler.'Hayır, artık Türkiye'nin yapacağı birşey kalmamıştır, ama uygulamada bazı eksiklikler var. Kaldı ki bunu biz de biliyoruz. Bu konuda uygulama bir zihniyet, bir zihinsel değişim gerektiriyor. Bu bir süreçtir." Bir kaç ay öncesine kadar TCK'nın bir AB kriteri olduğunu belirten Erdoğan, şimdi bundan da çark etti. "Bir defa TCK, Kopenhag siyasi kriterleri içerisinde yoktur. İstinaf mahkemeleri, Kopenhag siyasi kriterleri içerisinde yoktur. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Kopenhag siyasi kriterleri içerisinde yoktur. İnfaz Yasası Kopenhag siyasi kriterleri içerisinde yoktur" diyen Başbakan, AB'nin şu anda sadece Anayasası'nın belirlendiğini, bir ceza kanununun olmadığını belirtti. Zina tartışmasını gündeme atan Erdoğan bu konuda da suçu zinaya cezaya karşı çıkanlara attı. Tasarının 346 maddeden oluştuğunu belirten Başbakan Erdoğan şöyle konuştu: "TCK bu kadar hafif değil. Bu konu aile hukuku içinde ele alınan bir konudur. Çünkü AK Parti olarak bizim muhafazakârlık anlayışımız, aile kurumunu koruma altına alma üzerine. Türk toplumunun en dinamik yapısı olarak aileyi gördüğümüz için aileyi güçlü kılmanın adımlarını atarak temel ilkeleri böyle belirledik. Tüzüğümüzde de, programımızda da bunun yeri var." Alman Hıristiyan Demokratlar'ın lideri Angela Merkel'ın Türkiye'ye tam değil, imtiyazlı ortaklık verilmesi yönündeki ifadelerini de değerlendiren Erdoğan, AB'de, AB'ye üyelikte imtiyazlı ortaklık, özellikli ortaklık gibi bir ortaklık şekli bulunmadığını, kim Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirirse müzakere sürecine katıldığını vurguladı. "Bu, bir müzakere sürecine yönelik, tam üyeliğe yönelik değildir. Öyle ise burada adil bir karar vererek bu süreci başlatmaları gerekiyor" diyen Erdoğan, AB tarih verse de vermese de kendilerinin bu kriterleri yerine getireceğini savundu.


'SİSTEMATİK İŞKENCE İFTİRA' Erdoğan demecinde Türkiye'de işkencenin bulunmadığını, bunun bir iftira olduğunu savundu. Erdoğan bu yöndeki soruyu şöyle yanıtladı: "Bunlar aslı astarı olmayan iftiralardır. Hatta bakanlığımız, Sayın Verheugen'a bu söylendikten sonra anında takibat başlatmış, söyleyenleri de araştırmıştır. Şu anda aldıkları duyum da bu konuyla ilgili, maalesef Türkiye'nin bu alanda attığı mesafeleri engellemeye yönelik oradaki bir söz olmuştur. Zaten Verheugen da bunun farkında."


MÜZAKERE TARİHİ GECİKTİRİLECEK Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'nın tahminlerine göre, aralıktaki Avrupa Birliği zirvezinde, Türkiye'ye üyelik müzakerelerine başlaması için tarih olarak 2005 sonu ya da 2006'nın ilk yarısı verilecek. Buna karşın müzakerelerin 2020'den önce tamamlanmasını imkânsız hale getirmek için katı ve karmaşık şartlar koşulacak. Yunan To Vima gazetesi, Yunan Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına dayandırdığı haberinde, bazı Avrupa ülkelerinin Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin başlamasını geciktirmeyi sağlamak için Atina ve Kıbrıs Rum Yönetimi'nin muhtemel bir vetosuna son derece olumlu baktıklarını yazdı. Gazeteye göre Yunan Dışişleri Bakanlığı'nda Avrupalı büyükelçilerle yapılan basına kapalı toplantıda "Türkiye, Ege konusunu Lahey Adalet Divanı'na götürmeyi kabul etmemesine rağmen aralıkta veto hakkınızını kullanmak istememeniz şaşılacak bir şey" denildi. To Vima, Türkiye'ye tarih verilmesine gönlü razı olmayan bazı Avrupa ülkelerinin Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un veto ihtimaline umut bağladıklarını ileri sürdü.


'BAŞKA KRİTER KALMADI' Başbakan, AB'nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Verheugen'ın uyum yasaları ile ilgili uygulama dışında Ankara'nın yapacağı birşey kalmadığını teyit ettiğini yineleyerek ekledi: "Sayın Verheugen, 'bu raporla ilgili bir konu değildir' ifadesini kullandı. 'Ama bu konuda karar verecek olanların kararını etkileme noktasında biraz kafa bulandırır' dedi. Bizim de tabii buna çok açık şekilde nokta koymamız gerekiyor. O da şudur: Bakın 25 tane AB üyesi var. Bu üye ülkelerin tamamı şu anda Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirmemiştir. Yerine getirmediği halde tam üye olmuştur."

ÖNCEKİ HABER

Kürt edebiyatına yeni bir kapı: W

SONRAKİ HABER

YSK, İstanbul kararının iptaline ilişkin gerekçeli kararını açıkladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa