14 Eylül 2004 21:00

Yerel kanallar için karar günü

Diyarbakır Valiliği ve Dicle Üniversitesi'ne bölgede Türkçe dışında kullanılan dil ve lehçeleri soran RTÜK, yerel kanallara Kürtçe yayın iznini bugünkü toplantının gündemine aldı.

Paylaş
Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), yerel yayın kuruluşlarına Kürtçe yayın iznini bugün yapacağı toplantının gündemine aldı. CNN Türk'ün haberine göre RTÜK, hazırlık için Diyarbakır Valililiği ve Dicle Üniversitesi'ne bölgede konuşulan Türkçe dışındaki dil ve lehçeleri sordu. Gelen yanıtlarda, Kürtçe'nin bir lehçesi olan Kirmanci ve Zazaca'nın bölgede yaygın olarak konuşulduğu belirtildi. Yürürlükteki anadilde yayın yönetmeliği, ulusal yayın kuruluşları dışındaki kuruluşlara, "izleyici ve dinleyici profili" adı verilen bir saha araştırmasından sonra izin verilmesini öngörüyor. Bu çalışmayla, yayın yapılacak bölgedeki yaygın kullanılan dil ve lehçenin belirlenmesi, sonra da yerel kuruluşlara izin verilmesi planlanıyor. RTÜK'ün bugün yapacağı toplantıda vereceği karar, yerel kuruluşların Kürtçe dışında kullanılan diğer lehçe ve dillerde de yayınların yolunu açacak önemli bir karar olarak görülüyor.

Üç başvuru var Kürtçe yayın için Diyarbakır'da Gün ve Söz TV, Batman'da ise Çağrı TV başvuru yapmıştı. Ulusal bazda ilk yayını TRT yapmıştı. TRT dışındaki ulusal yayın yapan özel kuruluşlar, geleneksel dillerde yayına sıcak bakmadı, bu yönde RTÜK'e yönelik bir girişimde bulunmadılar.


GÜN TV, 27 EYLÜL'DE KARARIYOR

Şerif Karataş "Diyarbakır Yerel Yönetimleri Tartışıyor" adlı programda; "devletin bağımsızlık ilkesini" ve "Atatürk'ün ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yaptığı" gerekçesiyle 1 ay kapatma cezası alan Gün TV'ye kapatma kararı tebliğ edildi. RTÜK'ün verdiği cezaya göre Gün TV ekranları, 27 Eylül'de kararacak. Gün TV Genel Müdürü Zeynel Doğan, kapatma kararının haksızlık olduğunu belirterek, verilen yanlış karardan dönülmesi gerektiğini kaydetti. Televizyonu zor şartlar altında ayakta tutmaya çalıştıklarını ifade eden Doğan, televizyonun kapatılması halinde kanalda çalışan 30'a yakın kişinin mağdur olacağını dile getirdi.

Bir de uyarı cezası Diyarbakır'da önemli bir izleyici kitlesine sahip olduklarını anlatan Doğan, barışı ve kardeşliği yaygınlaştırmaya yönelik bir yayın politikası izlediklerini kaydetti. Doğan, kapatma kararının durdurulması için idari mahkemeye başvuracaklarını belirtti. Bu arada kanala, 1 Temmuz'da yayınlanan bir klipten dolayı uyarı cezası geldiği öğrenildi. Diyarbakır'da oldukça fazla izlenen Gün TV, Kürtçe klipler ve muhalif yayın çizgisi ile dikkatleri üzerine çekmişti.


Diyarbakır, 'rojbaş' dedi

Mehmet Aslanoğlu Açılışına ağustos ayında izin verilen Özel Diyarbakır Kürt Dili Kursu, dün dersbaşı yaptı. Şimdiye kadar 180 kişinin kayıt yaptırdığı kursa, kayıtlar eylül ayının sonuna kadar devam edecek. Kursa kayıt olma şartı ise ilköğretim ya da daha yüksek bir okulda okumak veya bu okuldan mezun olmak. Bu şartlara uyan 6 ile 70 yaşları arasındaki herkes kursa başvurabiliyor. Özel Diyarbakır Kürt Dili Kursu'na katılanlar, "bilenler" ve "bilmeyenler" olarak iki gruba ayrılıyor. Kursa başvuranlar koşullarına göre sabah, öğle, akşam veya hafta sonu derslere katılıyor. 2.5 ay devam edecek olan kurs toplam 180 saatten oluşacak. Kursun müdürü M. Vahit Güneş, kursu açmalarına rağmen Kürtçe'yi devletin öğretmesi görüşünde. Kursların halkın ihtiyaçlarına cevap olamayacağını belirten Güneş şöyle devam etti; "Nasıl İngiltere'de İngilizlere İngilizce kursu vermek, Arabistan'da Araplara Arapça kursu vermek ne kadar anlamlı ise Diyarbakır'da da Kürtlere Kürtçe dil kursu vermek o kadar anlamlıdır. Bu halk dilini zaten biliyor. Halk kendi diliyle eğitim yapmak istiyor. Bilim, edebiyat, din öğrenmek istiyor. Devlet kendi ayıbını örtmek için bu kursları açmıştır. Kürtçenin ihtiyacı örgün eğitim ve öğretimdir."

Ders kitapları yasaklı Ders kitabı konusunda da sıkıntılar yaşadıklarını belirten Güneş, devletin ne kendilerine kitap hazırladığını ne de örneğin İstanbul Kürt Enstitüsü'nün hazırladığı kitapları kullanmalarına izin verdiğini söylüyor. Özel Diyarbakır Kürt Dili Kursu'nun okutmak istediği kitaplar İstanbul Kürt Enstitüsü tarafından hazırlandı. 5 kişilik komisyon tarafıdan hazırlanan "Kolay Kürtçe" adlı kitap, MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından içeriğinde "siyasi bölücü, insanları kin ve nefrete sürükleyici anlatımlara yer verildiği için öğretim aracı olarak kullanılmasının uygun olmadığı..." kararı vermiş.


HALK KURSTAN MEMNUN Sabahat Zor (Ev hanımı): Kendi anadilimizi öğrenmemiz çok güzel bir duygu. Ben ev hanımıyım. Dilimi, kültürümü öğrenmek, kendi dilimle konuşup, yaşamak bence büyük bir şeref. İnsanın kendi kimliğinden kültüründen daha önemli bir şey olamaz. Konuşmam ve okumam iyi ama yazmayı tam beceremiyorum. Bu eksiği kapatmak için geldim kursa. Ahmet Bulut (Emekli): Kürtçe dil kursu açıldığı için memunum. Kürtçe'yi tam öğrenmek için geldim. Kürtçe TV'lerde anlamadığın birçok kelime var. Kürtçe'yi tam bilmiyoruz. Anadilimizi iyice öğrenmek istiyoruz. Güzel bir kurs binası yapmışlar. Bence kursların açılması iyi bir başlangıç. Ama aslında tam okul gibi açılması, çocukların eğitim görmesi gerekiyor. Ama bu kadar imkân vermişler. Bunu kullanmak lazım. Rojda Aytin (Üniversite öğrencisi): Dilimizi öğrenmeye geldik. Derdimizi Kürtçe anlatabiliyoruz ama tam olarak öğrenmek istiyoruz. Kürtler bu kursa daha fazla sahip çıkmalı. Başvurular daha fazla olmalı. Eğer yoğun bir talep olmazsa dönüp "Bakın işte hak verdik. Ama kimse ilgi göstermiyor. Öğrenmek istemiyor" diyecekler.


KÜRTÇE KURSTA YENİ DÖNEM HAZIRLIKLARI Van Kürt Dili Öğrenim Merkezi 2. eğitim dönemi için hazırlıklarını son aşamaya getirdi. 1. dönem sonunda yapılan sınav sonucunda 84 kursiyerden 83 kursiyere sertifika veren Kürt Dili Öğretim Merkezi, 2. öğrenim hazırlıklarını sürdürüyor. Yeni dönemin kursları 20 Eylül'de başlayacak. Kurslarla ilgili bilgi veren Kurs Müdürü Hasan Güven, yeni dönem için 73 kontenjan bulunduğunu, şimdiye kadar birçok kişinin başvuru yaptığını söyledi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Gecekondu gibi okul!Özer Akdemir İlk ve ortaöğretim kurumlarında 2004-2005 eğitim öğretim yılı önceki gün başlamasına rağmen, okullardaki eksik gedikler bitmek bilmiyor. Kalabalık sınıflar, öğretmen ve araç gereç eksikliği, ödenek yetersizliği, çağın gerisinde kalan müfredat gibi klasik sorunlar bu yıl da katlanarak devam ederken, İzmir'in en gözde semtinde yer alan Şehit Halit Taş İlköğretim Okulu gibi eğitim birimlerine ise okul demek için bin şahit gerekiyor. Yeşilyurt Devlet Hastanesi'nin hemen arkasında bulunan okulun 9 dersliğinin dışında hiçbir ek birimi bulunmuyor. Yetersiz derslik sayısı nedeniyle 45'er kişilik sınıflarda sıkış tepiş eğitim yapılmaya çalışılan okulun, laboratuvarı, kütüphanesi, spor salonu, hatta öğretmenlerin toplantı yapabileceği bir toplantı salonu bile yok. Tüm bunlara ek olarak okulun bahçesinin içinde bulunan ve her tarafı dökülen gecekondu, yıllardan bu yana devam eden hukuki anlaşmazlık nedeniyle bir türlü yıkılamıyor. Adeta okula bitişik olan eski evin duvarları ve kiremitleri, yıkım bedelini az bulduğu için evden ayrılmayı reddedip, konuyu yargıya taşıyan ev sahibinin aksini iddia etmesine rağmen, her an öğrencilerden birisinin üzerine düşebilecek derecede iğreti duruyor.

Bir kilometre ötede ek derslik! Şehit Halit Taş İlköğretim Okulu, yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki Adnan Mazı İlköğretim Okulu'nda dersliklerin yetmemesi üzerine ek derslik olarak yapılmış. Yapımından kısa bir süre sonra bir kilometre uzaklıkta ek derslik olamayacağının ortaya çıkması üzerine (!) ayrı bir okul olarak açılması gündeme getirilmiş. Okul, 2000 yılı Eylül'ünde Adnan Mazı İlköğretim Okulu'dan ayrılıp Şehit Halit Taş İlköğretim Okulu adıyla, sadece 10 derslik olarak eğitim-öğretime açılmış. Bununla birlikte okulun bahçesinde bulunan ev de istimlak edilmeden bırakılmış. Bahçesinde yıkılmak üzere olan bir ev olduğu halde eğitime başlayan okulda bugüne kadar ne bir kütüphane ne de labarotuvar yapılmış.

Birinin ölmesi mi gerekiyor Okulun bahçesindeki harabe binanın çocuklar için tehlike yarattığını belirten Okul Aile Birliği Başkanı Hacer Piyale, okulun içler acısı hali ile ilgili şunları söyledi; "Okulumuz, bir köy okulundan daha kötü durumda. 650 öğrenci 45'er kişilik sınıflarda eğitim görmeye çalışıyor. Ne kütüphanemiz, ne laboratuvarımız, ne toplantı salonumuz var." Söz konusu yapının arsasının hazineye ait olduğunu, ancak binanın şahsın özel mülkiyetinde olduğu bilgisini veren Piyale, "Olay mahkemeye taşınmış. Mahkeme bildiğim kadarıyla bu kişinin aleyhine sonuçlanmış ama hâlâ bir işlem yapılmadı. Bina her yerinden dökülüyor. Bir şeyler yapılması için illa çocuğun birinin kafasına kiremit mi düşmesi gerekiyor?" dedi. Okulun arka tarafının da molozlarla kaplı olduğunu dile getiren Piyale, Milli Eğitim Müdürlüğü ve belediyeye defalarca başvurmalarına rağmen bir sonuç alamamaktan yakınd. Bahçedeki molozlar ve yıkılmak üzere olan bina nedeniyle birçok çocuğun düşüp yaralandığını belirten Piyale, "Bina neredeyse yıkılacak ama ev sahibi hâlâ burayı tahliye etmiyor. O'nun evine giriş çıkışı nedeniyle de okul bahçesinin kapısını akşamları kapatamıyoruz. Bina her an bahçede oynayan çocukların üzerine yıkılabilir" uyarısında bulundu.

Tehlike yokmuş! Okul bahçesindeki konutta 25-30 yıldır oturduğunu söyleyen ev sahibi Erdoğan Örücü ise her tarafı dökülen binanın hiçbir tehlikesinin bulunmadığını ileri sürüyor. Derme çatma duvar ve kiremitleri yeniden sağlamlaştıracağını söyleyen Örücü, açtığı mahkeme sonuçlanıncaya kadar evden çıkmamakta kararlı olduğunu dile getiriyor.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


GÜNDEMDEKİ DOSYA
    (ekmeğini demirden çıkaranlar) - 1Özer Akdemir Büyük demir çelik fabrikalarının bulunduğu Bakırçay havzası tam bir işçi cehennemi. Bir yanda giderek artan demir çelik üretimi, öbür yanda yoğunlaşan sömürü, insan hayatının hiçe sayıldığı ağır çalışma koşulları, patrondan çok sendikacılardan korkan işçiler...


BAKIRÇAY'IN iki yüzü Bakırçay havzası, Kuzey Ege'nin en verimli ovalarındandır. Batıda Çandarlı, ortada Bergama ve Soma ovaları ile doğuda Kırkağaç ve Gelenbe ovalarını içine alan havzanın toplam yüzölçümü 650 kilometrekareyi bulur. Zeytin, pamuk, tütün, üzüm, buğday gibi tarım ürünlerinin yetiştirildiği Bakırçay havzası, aynı zamanda ülkenin en önemli sanayi kuruluşlarının biriktiği bir bölge durumunda. TÜPRAŞ, PETKİM, POAŞ gibi petro kimya devlerinin ve gemi söküm tesislerinin yanısıra demir çelik sektörünün önemli fabrikaları da havzadaki sanayi kuruluşları arasında yer alır. İzmir-Çanakkale karayolunun 50. kilometresinde yer alan Foça yol ayrımında, Aliağa yakınlarında kurulu bu irili ufaklı demir çelik fabrikalarında, Nemrut körfezinde yer alan limanlar ve gemi söküm tesisleri sayesinde, yurtdışından gelen hurda demirler işleniyor.

ÜRETİM ARTIYOR Habaş, İzmir Demir Çelik (İDÇ), Ege Çelik (eski adıyla Çukurova Demir Çelik), Çebitaş ve Er Ege Metal (daha önce Ege Metal ve Say Metal adlarıyla üretim yaptı) havzadaki en büyük demir çelik fabrikaları. Bir kısmı sadece haddehaneden oluşan diğer demir çelik fabrikaları ise şunlar: Dört Yıldız Demir Çelik, Özkanlar Demir Çelik, Akdemir Çelik, Sözden Demir Çelik, Kocaer Haddecilik ve Kar Demir Çelik. Değişik kalitelerde kütük hammaddesi, inşaat demiri ve saç profiller üretilen bu fabrikalardan -limanın çok yakın olmasının avantajıyla da- 17 ülkeye satış yapılıyor. Demir Çelik Üreticileri Derneği'nin verilerine göre, Türkiye, 2003 yılında gerçekleştirdiği 18.3 milyon ton ham çelik üretimi ile dünya çelik üretiminde 13'üncü ülke durumunda. Bu rakamın 2004'te 20 bin tona ulaşması bekleniyor.

6 BİN İŞÇİ ÇALIŞIYOR Dosyamızın asıl konusu ise, havzada çalışan yaklaş
ÖNCEKİ HABER

Yargı kararları uygulansın

SONRAKİ HABER

Ekoloji Birliği: Cerattepe direnişi cezaları mücadelemizi engelleyemeyecek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa