11 Eylül 2004 01:00

İskender Pala olayı

"İskender Pala'nın edebiyata verdiği emeğe elbet saygı duyuyorum. Gönül böyle bir emeğin çağdaş edebiyatımıza verilmesini isterdi. Dilerim böyle çalışkan akademik araştırmacılardan çağdaş edebiyata eğilenler de çıkar. Çünkü Divan edebiyatımız için epey kaynak ve araştırmacı var da..."

Paylaş
Prof. Dr. İskender Pala (1958, Uşak) iyi bir edebiyat araştırmacısıdır ama özellikle son yıllarda Osmanlı edebiyatını sevdiren öğretmen olarak anılmaya başlanmıştır. Divan edebiyatından esinlenen makaleler yanında öyküler ve yazılar yazdı. Bir de roman: Babil'de Ölüm, İstanbulda Aşk. Geniş bir okur kitlesi var. Bunda üslubunun payı büyük. O şiiri de denemiş bir yazar olmanın rahatlığıyla gazelleri, mısraları denemelerle çözümler. Zaman ve mekânın uzaklığıyla iyice çapraşıklaşan divan edebiyatını, bu edebiyatın söz sanatlarının labirentini karmaşık yorumlarla değil kimi zaman şakacı kimi zaman hüzünlü şiir ipeğinin yardımıyla dolaştırır. Nedim'in bir gazelini açıkladığı denemesinden bir iki satırlık bir örnek verelim: "(...)Şöyle gird olmuş Frengistan birikmiş bir yere/ Sonra gelmiş kûşe-i ebrûda hâl olmuş sana." Frenk kelimesinin birkaç anlamı vardır. Frenk ilk olarak 'Avrupa ülkeleri' demektir. İkinci olarak 'içi karanlıklarla dolu olan' demektir. Ve son olarak 'kara kalpli 'demektir. Bütün bunların kelime anlamında 'karalık' ön planda olduğuna göre, bu kelime 'kafir' kelimesiyle ilgilidir. Kafir de bilindiği gibi 'siyah' demektir.(...) Şimdi hâl'e gelelim Hâl, ben demektir. 'Frenk güzelliklerinin hepsi, Frengistan'a ait olan ne kadar güzel ve güzellikler var ise hepsi birikmiş bir yere toplanmış ve yusyuvarlak olmuş' . Hayale bakın! Güzellik denilen şey Frengistan'da vardır ya!..Frenk güzeli biraz daha cömert (...) giyindiği güzelliği Osmanlı güzeline göre daha fazla görünen kadındır. Osmanlı bunun için güzeli, Lâle Devri'nde Frenk güzeli olarak görüyor. İskender Pala Nedim dönemiyle ilgili yaşam özelliklerini anlattıktan sonra o iki dizeyi açıklıyor " (...)'Ne bir tanesi , iki tanesi, bütün Frengistan'ın hepsi bir yere gelip, bir hortum gibi derlenip toplanıp, en son noktada bir damlacık saf güzellik gibi senin kaşının kenarında bir ben olmuş'. Söylemek istediği şu: Senin bir tek benine bütün Frengistan'ı satarım. Frengistan'ın bütün güzelleri bir tek benin etmez." İskender Pala'nın bu babacan tavırla yazdığı divan edebiyatı çözümlemeleri önce seminerlerde kitleye sunuldu, dergilerde yer aldı, sonra kitaplaştı, üst üste baskılar yaptı: Peri-şan Güzeller, Şi'ri Kadim... Pala, şiir yorumlarıyla yetinmedi eski şiirin dönemini/yaşamını aydınlatacak tarihsel olayları, fıkraları/anektodları da deneme konusu yaptı. Tasavvufu anlamayı kolaylaştıracak dinsel/mistik denemeler de yazdı: Divane Güzeller, Ayine, Düşte Kalan, Kudemanın Kırk Atlısı, Mir'at. İslam peygamberinin kırk sözünün/ hadisinin denemelerle açıklandığı bir kitabı da var: Kırk Güzeller Çeşmesi. Bu kitaplar daha önce Timaş'ın L&M (Elem) adlı yan kuruluşunca yayımlanmıştı. Şimdi Alfa Yayınları'nın yan kuruluşlarından Kapı Yayınları'ca basılıyor.

Klasik şiiri anlama çabası İskender Pala'nın yapıtlarını yeniden gözden geçirince bu kitapların bir başka çağın anahtarları/kapısı özelliği taşıdığı görülüyor. İskender Pala, bu geriye dönük tavrının nedenini gençliğinde ilgi duyduğu klâsik şiiri anlamaya donanımının yetmeyişi yüzünden duyduğu sıkıntıya bağlıyor: "Bir insanın atalarına ait metinleri anlamak için birilerinin yorumuna ihtiyaç duyması yahut sözlükler kullanmasının ne kadar acı olduğunu o vakit anladım. Hani rüyada çığlık atmak istersiniz de sesiniz çıkmaz, yahut koşmak istersiniz de kımıldayamazsınız ya; öyle bir şeydi.(...)Anlayamadığım o metinleri kendilerine anlatmamı isteyen gençler vardı artık çevremde ve Divan şiirini anlamak isteyen bu insanların yüzlerinde , ben kendi öğrencilik yıllarımın hazin hatıralarını görüyordum. Kendi medeniyet birikimimize ait şiirleri anlamak, kendi kültürümüze açılan kapılardan girmek demekti. Bu metinler yorum istiyordu ve bizden önceki edebiyatçılar neslinin tecrübeyle bildikleri ve bildikleri için de muhataplarına açıklama gereği duymadıkları gelenekleri, bu gençlere bilim diye anlatmak gerekiyordu. Hayat hızla değişiyordu ve her neslin düşüncesi Divan şiirini biraz daha yıpratıyor, eskitiyor, sahnenin dışına itiyordu. Bir yerden başlamak gerekiyordu . Ve öyle yaptık. "( Perî-şan Güzeller, Sunuş) İskender Pala, divan şiirini (ve dönemini) anlatmak, sevdirmek için konferanslar, seminerler vermeye de başladı. Şimdi Kültür Üniversitesi öğretim üyeliği yanında İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanı.İskender Pala'yı sanat kültür dergilerine denemeler yazdığı günlerden, henüz Türk Silahlı Kuvvetler okullarında öğretmen olduğu dönemden tanıyorum. Edebiyata verdiği emeğe elbet saygı duyuyorum. Gönül böyle bir emeğin çağdaş edebiyatımıza verilmesini isterdi. Dilerim böyle çalışkan akademik araştırmacılardan çağdaş edebiyata eğilenler de çıkar. Çünkü Divan edebiyatımız için epey kaynak ve araştırmacı var da... Günümüz edebiyatının, daha doğrusu Cumhuriyet edebiyatının yeterince irdelenip yorumlandığı, özellikle bu yorumları çağdaş edebiyatı geniş kitlelere sevdirecek biçimde yapan/ yazan olduğu kuşkulu. Üniversitelerimizdeki çalışmaların çağdaş edebiyata ilişkin olanları da ender sözcüğüyle özetlenebilir. İskender Pala'nın özellikle Divan edebiyatıyla doğrudan ilgili kitaplarını okuyacak gençleri de bir konuda uyarmak isterim, bu kitaplarda bir deniz dibi güzelliği bulacaksınız. Bu yüzden dikkatli olun, "derinlik sarhoşluğu" da vardır. Ve dünyadan koparır denizin dibi kendine fazla hayran olanı.


Peribacaları'nda sinema Nevşehir'in Ürgüp İlçesi'nde belediye tarafından 15-19 Ekim tarihlerinde ''Peribacaları Ürgüp Sinema Günleri'' düzenleneceği bildirildi. Ürgüp Belediye Başkanı Bekir Ödemiş, yaptığı açıklamada, Kapadokya bölgesinin, uzun yıllardan beri yerli ve yabancı filmlerin vazgeçilmeyen platosu olarak hizmet verdiğini belirtti. Ürgüp Kültür Merkezi'nde 15-19 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek etkinlikte, yönetmenliğini Ertem Göreç'in yaptığı ve başrollerini Fikret Hakan ile Sara Stepkan'ın paylaştığı ''Şeyh Ahmet'', yönetmenliğini Halit Refiğ'in yaptığı ve başlıca rollerini Ahmet Mekin ve Eva Bender'in paylaştığı ''Bir Türk'e Gönül Verdim'', Yılmaz Güney'in yönetip başrolünü Selmin Hürmeriç ile birlikte oynadığı ''Ağıt'', Şerif Gören'in yönettiği ve Türkan Şoray ile Kadir İnanır'ın başlıca rollerini paylaştığı "Deprem", , "Dünyayı Kurtaran Adam" ve Lütfi Akad'ın yönettiği ve başlıca rollerini Halil Ergün ile Melike Zobu'nun paylaştığı Türk filmlerinin yanı sıra, Hollanda yapımı çocuk filmi "Uçan Halı" ve İtalyalı yönetmen Pier Paolo Passolini'nin yönettiği "Medea" isimli filmler izleyicilerle buluşacak.

ÖNCEKİ HABER

Adana'dan Paris'e
   YILMAZ GÜNEY

SONRAKİ HABER

KHK ile ihraç edilen kanser hastası Haluk Savaş, pasaportunu aldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa