Köylülerin merası yok ediliyor

Köylülerin merası yok ediliyor

Malatya Kürecik'te 24 köyün yıllardır hayvanlarını otlattığı mera, bölgeye kurulan mermer ocağı tarafından tahrip ediliyor. Ocağın kapatılması için mahkemeye başvuran köylüler, yetkililerden yardım istedi.

Malatya Kürecik'te köylülerin hayvanlarını otlattıkları Şet merası, yöreye kurulan bir mermer şirketi tarafından tahrip ediliyor. Hayvancılık dışında geçim kaynakları olmadığını dile getiren köylüler, meralarını korumak için hukuk mücadelesi başlattı. Yıllar önce Yavuz Sultan Selim'in kılıcından kaçarak Kürecik'e yerleşen köylüler, 1800 metre rakımda yaşam mücadelesi veriyor. Doğal koşullar ve yüksek rakımdan dolayı hayvancılık dışında bir şey yapamayan köylüler, 1984 yılından 1998'e kadar uygulanan yayla yasağına rağmen hayvancılığı bırakmadılar. Ancak hayvan sayısında ciddi düşüşler oldu. Yasağın kalkmasından sonra köylüler, hayvanlarını tekrar Şet merasına çıkarmaya başladılar. Önceleri sadece 5 köyün hayvanlarını götürdüğü mera, zamanla 24 köyün hayvanlarını götürdüğü bir yer oldu. Ancak yıllar süren yayla yasağından kurtulan köylüler, bu sefer 1999 yılında "maden arama ruhsatı" alan Alacakaya isimli şirketle karşılatılar. Meradan mermer çıkaran söz konusu şirket, meranın altını üstüne getirdi. Doğayı tahrip eden şirket, giderek hayvanların otlama yerlerini daralttı. Bunun üzerine Malatya Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvuran köylüler, mermer şirketinin çalışmalarını durdurdu.

Merayı özelleştirdiler Uzun süre rahatlayan köylüler, bu sefer de Ercan Madencilik ve taşeron firma Netmer'in, Şet merasının başka bir bölgesinde ocak kurmasıyla telaşlandılar. Çünkü Netmer, daha önceki şirketten daha hazırlıklı gelmiş bölgeye. Önce Şet merasının bir bölümünün mera vasfını kaldırmış, sonra bu bölümü Hazine'den kiralamış. Yani bir bakıma mera özelleştirilmiş. Hançerli köylülerine düşen mera alanına Mermer ocağını kuran şirket, kamyonlara yol açmak için meşe ağaçlarını kesmekle başlamış işe. Ocağın bulunduğu alana köylülerin hayvanlarını sokmayan şirket, meranın doğal yapısını da tahrip etmiş. Bu arada başka şirketlerin de bölgede mermer ocağı açmak için sırada olduğu bildiriliyor.

Mahkemeyebaşvurdular Hayvanlarını otlattıkları alanın mera vasfını kaybetmesinden rahatsız olan köylüler, merayı şirketten geri almanın yollarını arıyorlar. Konuyla ilgili olarak gazetemize konuşan Hasan Köroğlu, Akçadağ Mera Komisyonu'nun bölgeye "yüzde '0' mera vasfı taşımaktadır" şeklinde rapor verdiğini ifade ederek, daha sonra gelen jeologların alanın "yüzde 65 mera özelliği taşıdığını" söylediklerini dile getirdi. Köroğlu şöyle konuştu: "Alacakaya şirketi hakkında mahkeme tarafından durdurma kararı verilmesine rağmen bu şirket yasaları çiyneyerek kamyonlarla Kürecik Jandarma Karakolu'nun desteğiyle mermer taşımaya devam etmiştir. Mera alanında birçok meşe ağacı kesilmiştir. Orman Müdürlüğü ise bu duruma sessiz kalmıştır." M.Ali Kadem ise kitle örgütlerinden ve bütün Küreciklilerden destek beklediklerini söyledi. Köylüler endişeli ama, meralarını savunmak için de kollarını sıvamışlar. Avukatları Yıldız İmrek Koluaçık ve Ahmet Turan Alpar ile hukuk mücadelesi veren köylüler, mera vasfının kaldırılması kararının iptali için İdari Mahkeme'ye başvurdu.


HAYVANCILIĞA İMKAN BIRAKMIYORLAR Seyithan Bali (Durulova köyü muhtarı):Biz burada 1800 metre rakımlık ve dağlık olan bir alanda yaşıyoruz. Bölgemizin tek geçim kaynağı hayvancılık. Meramızdan çıkan mermer madeni merayı çok fazla tahrip ediyor. İnsanların hayvancılık yapmasına imkân bırakmıyor. Burada bizden kimse tarım yapmamızı bekleyemez. Çünkü tarım yapabileceğimiz düz alan yok. Biz bu olaya seyirci kalmayacağız, sonuna kadar direneceğiz.

BİR DAĞI BİLE ÇOK GÖRDÜLER Hüseyin Erdoğan (Kahyalı köyü muhtarı):Köylü milletin efendisidir diyorlar ama bu köylüye bir dağı bile çok görüyorlar. Bu şirketler 3 senedir meramızı tahrip ediyorlar. Buraları yaşanmaz hale getirdiler. Bizlerin birlik olarak meramıza sahip çıkmamız gerekiyor. Biz ne zaman bir araya gelirsek halkın malını bu şirketlere peşkeş çekmeye kimsenin gücü yetmez.

MERAMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ Mustafa Kaplan (Ortaköy muhtarı):Yöre halkının tek geçim kaynağı bu mera. Bize 'biz gelip sizin meranızı yok edeceğiz' diyorlar. Bu köyde sadece 3500 koyun ve bir sürüde büyük baş hayvan var. Meradan faydalanan Kepez köyünde 10 binin üzerinde hayvan var. Bu mera yok olursa bu halk bu hayvanlara nerede bakacak. AKP Hükümeti geçirdiği yasalarla halkın mallarını peşkeş çekiyor. Ama biz ekmeğimizle kimseyi oynatmayız. Birlik, dayanışma ve mücadeleyle meramıza sahip çıkacağız.

BİZİ GÖÇE ZORLUYORLAR Ali Kılıçkaya (Gürkaynak köyü muhtarı):Devlet köylüsünün peşine düşmüyor. Bizlere karşı şirketten yana bir tavır sergiliyor. Burada yıllardır sayesinde geçimimizi sağladığımız meramızı yok etmek istiyorlar. Doğal güzellikleri tahrip ediyorlar. Merada yaşamını sürdüren hayvanlar dahi göç etmeye başladı. Bizleri açlıkla yüz yüze getirerek göç etmeye zorluyorlar. Halkın bu durumda kendi davasına sahip çıkması gerekmektedir. Bizlerin örgütlenerek taleplerimizi birlikte savunmamız gerekiyor.

TÜM KÖY-SEN: KÖYLÜLERİN YANINDAYIZ Tüm Üretici Köylüler Sendikası (Tüm Köy-Sen) Bölge Temsilcisi Velettin Susuzdere, köylülerin yanında olduklarını söyledi. Konuyla ilgili olarak açıklama yapan Susuzdere, "Bugüne kadar hükümetlerin tarımı ve hayvancılığı bitirmeye yönelik politikalarına karşı mücadele içerisinde olduk. Bundan sonra da köylülerin haklarını savunmaya devam edeceğiz" dedi.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Otobüsler paralı şoförler yaralı!Sinan Sarısaltık İzmir Büyükşehir Belediyesi haziran ayı başında sahte bilet kullanımını önlemek için otobüslerde paralı uygulamaya geçmesi bazı sorunları da beraberinde getirdi. Vatandaşlar 1milyon lira karşılığında ya da kentkart kullanarak seyahet etmeye başlaması, böylece otobüslerde bilet devrinin sona ermesi belediyeye ayda 35-40 milyar lirayı bulan kâr getirdi ama, şoförleri de yeni sorunlarla karşı karşıya bıraktı. Şoförleri uygulamanın mağdurları haline getiren süreç şöyle işliyor. Vatandaşlar kentkart almaktansa 1 milyon lira vermeyi tercih ediyor. Her şoförde günlük 100 milyon liralık dolu kontörlü kent kart bulunuyor. Şoförler vatandaşların verdiği paraya karşılık kendilerinde bulunan kentkartları cihaza tutuyorlar. İşte bu işlem bazen şoför ve vatandaş arasında sert tartışmalara neden oluyor. Çünkü vatandaşın şoföre verdiği 5, 10 ya da 20 milyon liraların bozulması zor oluyor. Ayrıca uygulamada şoförün 20 milyon lirayı kesinlikle almama talimatı bulunuyor. Bu talimatın nedeni ise sahte para ihtimali. Ancak tüm önlemler sahte para kullanımının önünü alamadı.

Şoförler tepkili Özellikle halkın şoförlere bakışı ve davranışından şikâyetçi olan İZELMAN'da örgütlü olan DİSK Genel İş 1 No'lu Şube Başkanı Saim Geylani sorunları şöyle dile getirdi: "400'e yakın personel eksikliği nedeniyle üyelerimiz sürekli mesai yapıyor. Vatandaştan dolayı şikâyetimiz var. Paralı uygulamaya geçilmesiyle şoförün onuruyla oynayan ve küçük düşürücü laflarla karşı karşıya kalıyoruz. Örneğin şoförün parayı aldıktan sonra kentkartı cihaza göstermediğini iddia edenler var. Bu iddialar insanın kişiliğine yönelik ciddi iftiralardır. Günde 7-8 şoför bu nedenden dolayı disiplin kuruluna ifade veriyor. Sonuçta şoför suçsuz. Ancak şoförün yaşadığı bu sıkıntının hesabını kim verecek?" Asılsız şikâyette bulunan kişiler hakkında kendilerinin hukuksal yollara başvuracaklarını vurgulayan Geylani, günde 100 milyon liraya yakın sahte 1 milyon lira kullanıldığını dile getirdi. Sahte paraların karşılığının çalışanlardan tahsil edildiğini söyleyen Geylani, yaşadıkları sorunların çözülmesi için girişimlerde bulunacaklarını kaydetti.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.