Sayfalarda tarih yolculuğu

Pek çok sahaf görürüz daracık sokaklarda, karanlık pasajlarda. Girip içeri bir iki kitaba bakmışlığımız, illa ki birini beğenmişliğimiz vardır.

Eskiye özlemdir, geçmişi bugüne taşıma isteğidir eski kitap tutkusu. Okunmuş yaşamları, bir kez daha yaşamak için yanıp tutuşmaktır. Görmüş geçirmiş sayfalarda yapılan tarihi bir yolculuktur hisseden için. Öyle bir yolculuktur ki bu, fikri bile heyecanlandırır insanı. O kitaba dokunmak bile yeter kitabın basıldığı dönemi düşlemek için. Hele bir de başka nüshası yoksa eldeki hazinenin, tarihin tek şahidi gibi hisseder insan kendini. Tarihi anlatmak, belgeleri göstermek onun görevidir. Değerini bilmeyenlere değil ama... Kitabı tarihi belge olarak görmeyenlere, yani hak etmeyenlere kitabı göstermek, ellerine vermek şöyle dursun, varlığından bile haberdar etmez. Eski kitap tutkunlarının en şanslıları ise sahaflardır herhalde. Tarihin içinde yaşarlar. Bir sürü bilgi içinde, bilge olurlar. Para için yapmazlar bu işi... Bilgelik demek, maddi çıkar gözetmemektir, paylaşmaktır, öğretmektir çünkü. Kitapçıyla sahafın, ikinci elle korsanın birbirine karıştığı, karıştırıldığı piyasadan şikayet çok. Kimi para kazanamamaktan şikayetçi, kimi korsan kitaptan, kimi ise önüne gelenin sahaf dükkanı açmasından...

Kitaplara hayat vermek Beyoğlu Aslıhan İşmerkezi'nde sahaflık yapan İsmail İlbey yüz-ikiyüz yıllık bir kitaba dokunmanın, onun kirini temizlemenin, cildi ayrılmışsa cildini yapıştırıp ona tekrar hayat vermenin hazzını anlatıyor: "Her okuduğum kitapla hala hiç birşey bilmediğimi anlıyorum. Bilginin, öğrenmenin sonu yok. Bu bir yaşam biçimi. Amacım para kazanmak değil ki. Eğer öyle olsaydı, muhasebeciliği bırakıp sahaf olmazdım." Bu işin felsefesini, zorluğunu bilmeyen insanlarla ilişki kurmanın çok zor olduğunu anlatıyor. En çok yakındığı şeylerden biri kendilerine hurdacı gözüyle bakılması. Diğeri ise kitap hakkında hiçbir şey bilmeyen insanların sahaflık yapması."Karşı komşum vardı benim. Adam korsan kitapçılıktan gelmiş. Müşterisi Mina Urgan'ın olup olmadığını soruyor. Benim dükkanıma gelip "Abi Mine Hanım burda mı çalışıyordu önceden?" diyor. Saygı duymak gerek kitaba, yaptığın işe. Kitabın doğasını bilmek, anlamak, anlatmak gerek. Biraz kitap biriktiren hemen bir dükkan açıyor. Denetlenmesi gerek bunun. Bir standart getirilmesi gerek. Hayatında kitap okumamış kitapçılar var. Ne felsefe, ne sosyoloji, ne siyaset, ne de roman okumuş. Bir ehliyeti olmalı. Herkes bu işi yapamamalı."

Sahaf olabilmek... Yol Kitabevi sahibi Lokman Kaya ise en çok, herkesin 'Ben sahafım' demesine kızıyor. Gerçekten sahaf olabilmenin çok zor olduğunu, gerçek sahafların, beş altı dil konuştuğunu ve bilgili olduklarını söylüyor ve sadece Türkçe'yi bildiği ve Türkçeyi de doğru konuştuğuna inanmadığı için sahaf olmadığını vurguluyor. Amacının sadece insanları kitap okumaya teşvik etmek olduğunu ifade ediyor. Amaç bu olunca da kirasını, faturalarını ödemekte zorlandığını söylüyor. "Kitaplar da çok pahalı aslında. Yayıncılar Birliği 'korsana hayır' diyor ama iki milyona maledilen kitaba yirmibeş milyon fiyat koyuyor. Korsan teşvik edilmiş oluyor böylece. Ben korsana karşıyım ama korsana karşı olmakla korsanı durduramıyorsun. Bunun için fiyatları aşağı çekmek gerek. Ahmet Altan üç milyona sattı. Kitabının korsanı basılmadı. Önemli olan maliyete yakın bir fiyat koyup insanlara kitap okutmak. İnsanların gelirleri nedir ki kitap alabilsin? Lüks haline geldi okumak. Parası olan okuyor. Bunun için de yayıncılardan bir destek gerek ama onların öyle bir derdi yok. AKP Hükümeti kitaba zaten düşman. Kitaba çöp muamelesi yapıyor. Tayyip Erdoğan döneminde Beyazıt'taki tezgahları kaldırdılar. İtirazlar yükselince, tekrar yerlerimizi verdiler. Ama bu arada da 'işportayı kaldırıyoruz, burası sit alanıdır yeşil alan yapılacak' bahanesiyle tekrar kaldırdılar tezgahları. AB sürecinde kötü bir görüntüymüş. Ordan 1000 e yakın insan ekmek yiyordu. Herbirimiz biryere dağıldık . Bazıları işsiz. Bazıları başkalarının yanında çalışıyor." Cihannüma Sahaf Dükkanı'nın Sahibi Figen Demiroğlu ise şunları söylüyor: "Sahaf basımı bulunmayan kitapları, dergileri, toplayan kişidir. Bizim işimiz de bu. Basımı olmayan kitapların fiyatı kabarık tabii. Ufacık kitapların 40 milyona satıldığı oluyor. Halbuki insanlar ikinci el kitapların fiyatlarının ucuz olduğunu düşünüyor. Ama basımı olan kitaplar, kitabevlerinde satılan kitaplardan, çok daha ucuz. Kitap, plak, eski evrak, hat, berat satıyoruz. Talep olduğu için de eski obje, oyuncak, eşya, biblo da satıyoruz. Bunları alan insanların ne yaptıklarını bilmiyorum. Obje raflarını iştahla karıştıranları anlayamıyorum.

www.evrensel.net