05 Eylül 2004 01:00

Yasayla saadet olmaz

AKP hükümetinin zinanın cezalandırılmasına ilişkin düzenlemeyi Türk Ceza Kanunu'na (TCK) yeniden koyma ısrarı, hukukçular ve kadın örgütleri tarafından tepkiyle karşılanıyor.

Paylaş
AKP hükümetinin zinanın cezalandırılmasına ilişkin düzenlemeyi Türk Ceza Kanunu'na (TCK) yeniden koyma ısrarı, hukukçular ve kadın örgütleri tarafından tepkiyle karşılanıyor. İstanbul Valiliği İnsan Hakları İl Masası Başkanı Vildan Yirmibeşoğlu, Türkiye'nin insan hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmaması için uluslararası sözleşmelere imza attığını hatırlatarak, uygulamanın eskiye dönüş anlamına geldiğini söyledi. Yirmibeşoğlu, eşlerin yasal düzenlemelerle evliliklerini kurtaramayacaklarını vurgulayarak uygulamanın namus cinayetlerinin artması anlamına geldiğine dikkat çekti. Zinayı nasıl tanımlarsınız? Kadın ve erkek için hangi durumlarda zina sözkonusudur? Zinayı evli kadın ya da erkeğin kendi eşinden başkasıyla kendi rızası ile kurduğu cinsel ilişki olarak tanımlamak mümkün. Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 440 ve 441'nci maddeleri zina suçunu düzenleyen maddelerdi. Bu maddelerde kadın için zina tanımlanmamıştı. Kadının zinası tamamıyla hakimin taktirine bırakılmıştı. Cinsel ilişki kurmanın dışında, bayramda yollanan samimi tebrik kartı, telefon defterinizde yazılı bir isim, bir erkekle bir yerde görünmüş olmanız gibi çeşitli eylemlerinizde zina sayılabiliyordu. Zina şikâyete bağlıydı. Ancak diğer eşin şikâyeti sözkonsu olduğunda bir koğuşturma sözkonusu idi. Erkeğin ilişkisinin zina olabilmesi için eşi ile birlikte oturduğu evde ya da dışında başka bir kadınla oturması ya da herkesçe bilinen bir yerde başka bir kadınla bir yılı aşkın süre oturması gerekiyordu. Yani erkek 365 gün 365 kadınla beraberse bu zina kabul edilmiyor. Zinanın kadın ve erkek için tanımlarında farklılıklar olduğunu görüyoruz. Erkeğin zinasının olabilmesi için zina yapan erkeğin kadının şikâyet etmesi gerekiyor. Ancak cezai işlem yapmak için zina yapan kadını birisinin şikâyet etmesine gerek yok. Oldukça karışık uygulamalar. Örneğin iki insan birlikteler ve ikisi de eşlerinden ayrılmaya karar vermişler. Mahkemelerin ne kadar uzun sürdüğünü düşünün. Bu arada evlerinden ayrılırlar ve evlenmek istiyorlar. Bir yere tatile gitmişlerse, yanlız kalmışlarsa, kişelerin ilişkileri zina sayılıp hapis cezası alabilecekler. Bunun kabul edilmesi mümkün değil. Zinanın suç sayılması evlilikleri kurtaracak bir çözüm olarak mı görülüyor? Evlilik sanki prangalı mahkûm gibi algılanıyor ve bu şekilde kabul ettirilmeye çalışılıyor. Burda insanların özgür iradeleri hiçe sayılıyor. Zinanın ceza kanununda suç sayılması geriye dönüşü simgeliyor. Kadın ve erkeğin yasa zoruyla evliliklerini kurtarmaları, aile birliğini sağlamaları gibi bir şey sözkonusu olamaz. Eğer eşler zinaya razı değillerse zaten boşanabilirler. Bir çok erkek resmi nikahları olmadan birden fazla kadınla imam nikahı ile oturabiliyor. Ve bu kadınlar hiçbir şekilde bir hak talebinde bulunamıyor. Peki bu saaten sonra ne olacak bunlar? Avrupa Birliği uyum süreci içinde böyle bir uygulamanın kabul edilmesi facia. Hiçbir Avrupa Birliği ülkesinde böyle bir uygulama yok. AKP zinanın suç olarak kabul edilmesi istemini "Kadınlar bize mektup yazdı. Müracaat etti." şeklinde açıklıyor. Artık mektuplarla mı yasa yapılıyor? 100 tane kadın örgütü bunun olmaması gerektiğini söylüyor. Uygulamayı nasıl yorumluyorsunuz? Uygulamayı kadının kadına kırdırılması diye yorumluyorum. Uygulamalardan kadınlar zarar görecek. Şu ana kadar zinadan dolayı yargılanan kadınların sayısı erkeklerin sayısından 8 kat fazla. Bu olaylar ortaya dökülürse kadınları adliyelerde ifade verirken, mahkeme salonlarında daha çok göreceğiz. Kadıların namus cinayetleri ile öldürülmelerinin önüne geçilemeyecek. Hükümetin istediği gibi bir uygulama olduğu taktirde herhalde bütün otelllerde nikah cüzdanı isteyecekler. Önde imam, arkasında mahalleli, ellerde fener alem basmaya gidenler, bunlar zina yapıyorlar diye kıyametler koparanlar... Savcıların artık hiç yatmadan geceden sabaha sadece bu konularla uğraşmaları gibi bir şey sözkonusu. Daha çok kadınların böyle bir uygulamada ısrar ettiği iddia ediliyor. Buna katılıyor musunuz? Kadınların şikâyetçi olduğu söyleniyor ama kadınların başka sorunları var. Kaç tane kadın böyle bir hadisede kocasını şikâyet eder. Geçmiş örnekler bunları ortaya koyuyor. Kadınlar yoksul kalmak istemiyorlar, insan yerine konulmak, eş seçmek istiyorlar. Böyle bir uygulamayla ölüm tehdidi ile karşı karşıya kalmak istemiyorlar.


NAMUS CİNAYETİNE İNDİRİM GETİRİLİYOR TCK'da en çok eleştirdiğiniz noktalar neler? Namus cinayetleri ile indirim konusunda isteklerimiz pek duyulmadı. Namus cinayeti işleyen kişi çok iyi bir yönlendirme ile "ben bunu namus için yaptım ailemle alakası yoktur" dediği taktirde hafifletici ceza alabiliyor. Neden kan davası ağırlaştırılıyor da namus cinayetlerini önlemek için ağırlaştırıcı sebep olarak kullanılmıyor bunu anlamak mükün değil. Bu evrensel hukukla da bağdaşmıyor. Topluma baktığımız zaman erkekler kadın ve namus konusunda müthiş takıntılalar. Namus kadının bedeni, yaşamı üzerinde çok önemli bir baskı aracı olarak kullanılıyor. Bu kadar gelenek ve göreneklerin içinde insanların birden bire değişmelerini beklemek mümkün değil. Ancak hükümetin getirmek istediği uygulama Avrupa Birliği'ne girmemizi engeleyecek çok önemli bir gelişme.


BEKARET KONTROLLERİ YASAKLANMALI TCK'dan beklentileriniz neler? Bekaret kontrollerinin yasaklanmasını istiyoruz. Kelime oyunlarıyla bekaret kontrollerinin yasaklandığını söylüyorlar ama yasaklanmadı. "Genital muayene" diye bir madde ortaya koydular. Bu madde de savcının talebi ve hakimin kararı ile bekaret kontrolü yapılabilecek. Bizim sözleşmelerimize göre muayeneye gönderen ve gerçekleştirenin de ceza alması gerekiyor. Anayasanın 17. maddesi kişinin özel hayatının dokunulmaz olduğunu söylüyor. Ancak TCK'nın maddeleri bekaret kontrollerinin hâlâ yapılabileceğini söylüyor. Evlilik içi tecavüz tasarıda kabul edildi. Şu anda ki mevcut yasada evlilik içi tecavüz diye bir kavram yok. Ancak konu ile ilgili hadiseler var. Kadın kocasından ayrı yaşıyor. Evlilik boşanma aşamasında, koca karısını zorla kaçırıyor ve tecavüz ediyor. Kadına tecavüz ettği halde hâlâ onun karısı olduğu için ve yasada "evlilik içi tecavüz" maddesi olmadığı için koca herhangi bir ceza almıyor.


Vildan Yirmibeşoğlu KİMDİR İstanbul'da dünyaya geldi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. 13 yıl Gaziantep'te yaşadı. Güneydoğu'da kadının durumu ile ilgili çalışmalar yaptı. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'inde Hukuk Daire Başkanlığı görevini üstlendi. Kadın Hakları Enstitüsü oluşturdu. Bölgede namus cinayetleri ile ilgili mahkemeler bazında araştırmalar yaptı. Araştırmalarını kitap haline getirmeye çalışıyor. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin ilk Anadolu şubesini kurdu. Şu anda İstanbul Valiliği'nde İnsan Hakları İl Masası başkanı.

ÖNCEKİ HABER

Kürtçe klipte 'kendin çek' dönemi

SONRAKİ HABER

TRT’nin ‘yandaş medya’ peşkeşi TBMM gündemine taşındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa