05 Eylül 2004 01:00

Eğitimde dert zili çalıyor!

Ankara Ticaret Odası'nın hazırladığı "Dert Zili Çalıyor Raporu"na göre, bir ailenin ilköğretimde okula başlayacak çocuğu için en az 350 milyon liralık bir harcama yapması gerekiyor. Liseler için bu rakam en az 520 milyon lirayı buluyor.

Paylaş
Önümüzdeki hafta başlayacak yeni eğitim ve öğretim yılı, yine velilerin belini bükecek. Ankara Ticaret Odası'nın (ATO) hazırladığı "Dert Zili Çalıyor Raporu"na göre, bir ailenin ilköğretimde okula başlayacak çocuğu için en az 350 milyon liralık bir harcama yapması gerekiyor. Liseler için bu rakam en az 520 milyon lirayı buluyor. ATO'nun, Milli Eğitim Bakanlığı verilerine dayanılarak hazırladığı rapora göre, 318 milyon lira maaş alan asgari ücretli bir ailenin çocuğunu okula başlatması için bir maaşını feda etmesi gerekiyor. Devlet üniversitesinde okuyan, devlet yurdunda kalan bir öğrencinin barınma, harç, kitap, yemek, yol ve giyim giderlerinden oluşan masraflarının aile bütçesi üzerindeki yükü yıllık 6.5-7 milyar lirayı buluyor. Bu rakam özel üniversitelerde ise 20 milyar liranın altına inmiyor. Rapora göre, halen ilköğretimde yaklaşık 11 milyon, ortaöğretimde (liseler) ise 4 milyon 600 bin öğrenci eğitim-öğretim görüyor. Bu yıl ilk kez okula başlayacak 1 milyon 50 bin yeni öğrenci ile birlikte, 2004-2005 eğitim-öğretim yılında, ilk ve ortaöğretimde 16 milyon 650 bin, üniversitede 2 milyonu olmak üzere toplam 18 milyon 650 bin öğrenci okula gidecek. Rapora göre bir ailenin ilköğretimde okuyacak çocuğunun yeni öğretim yılına merhaba demesi için en az 350 milyon liralık bir harcama yapması gerekiyor. Buna göre bu yıl ilk kez okula gidecek 1 milyon 50 bin öğrenci için ailelerin cebinden çıkacak para 367 trilyon lirayı bulacak. İlköğretimde eğitim görecek toplam 12 milyon 50 bin öğrencinin ailelere toplam yükü ise 4.4 katrilyon liraya yaklaşacak. Rapora göre lisede okuyacak bir öğrencinin okul masrafları da özel ya da devlet okulu ayırımı yapılmaksızın ortalama 520 milyon lirayı buluyor. Bu yıl liselerde okuyacak 4 milyon 600 bin öğrencinin yaratacağı pazar da bu hesaba göre 2.4 katrilyon lirayı bulacak. Servis ücretleri de kilometreye göre değişiyor. Ailelerin karşısına 0-5 km için Ankara'da 58 milyon, İstanbul'da 88 milyon 320 bin lira bütçe çıkacak.


EĞİTİMCİLERİN RAKAMI FARKLI Türk Eğitim-Sen, yeni eğitim-öğretim yılına ramak kala, bir öğrencinin okula başlama maliyetini araştırdı. Araştırma sonuçlarını, Samanpazarı'ndaki bir mağazada düşük maaşlı bir memurla birlikte düzenlediği basın toplantısında açıklayan Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Şuayip Özcan, anaokuluna başlayacak bir öğrenci için 40 kalemde yapılacak masrafın 450 milyon liradan 797 milyon liraya kadar çıktığını, ilköğretim birinci sınıfa başlayacak bir öğrenci için 37 kalemde yapılacak masrafın ise 359 milyon liradan 1 milyar 75 milyon liraya kadar çıktığını vurguladı.


HAZIRLIK ÖDENEĞİ 350 MİLYONA ÇIKARILDI Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, öğretmenlere eğitim-öğretim yılının başında verilen hazırlık ödeneğinin 250 milyon liradan 350 milyon liraya çıkarıldığını bildirdi. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, "Haydi Kızlar Okula" kampanyası konusunda düzenlediği basın toplantısında eğitim ve öğretime hazırlık ödeneğinin 350 milyon lira olarak belirlendiğini bildirdi. Bakan Çelik, Maliye Bakanlığı'nın ödeneğin 275 milyon lira olmasını teklif ettiğini, ancak Başbakan ile görüşerek ödeneğin artırılmasını talep ettiğini belirtti. Çelik, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın öğretmenlere eğitim-öğretim yılının başında verilen hazırlık ödeneğinin 350 milyon liraya çıkarılması talimatını verdiğini belirterek, konunun Bakanlar Kurulu''nda karara bağlanacağını ifade etti.


Üniversitelere kayıtlar başlıyor Üniversitelere kayıtlar, 6-15 Eylül 2004 tarihleri arasında yapılacak. Bu süre içinde her fakülte için farklı kayıt tarihleri belirlendiğinden, adayların, ÖSS yerleştirme sonuç belgelerinde belirtilen tarihte kazandıkları fakülteye başvurmaları gerekiyor. Üniversite adayları ellerine ÖSS yerleştirme sonuç belgeleri ulaşmamış olsa bile kazandıkları üniversiteye başvurarak kayıt yaptırabilecekler. Belirlenen süre içinde kayıt yaptırmayan adaylar haklarını kaybedecek.

Gerekli belgeler Kayıt sırasında adaylardan şu belgeler istenecek:
  • ÖSYS sonuç belgesi,
  • Adayın mezun olduğu okuldan aldığı diplomanın aslı ya da yeni tarihli mezuniyet belgesi,
  • Aday 0.8 katsayısından veya ek puandan yararlanarak ya da sınavsız geçişle yerleştirilmiş, ancak alan/kol veya bölümü diplomasında veya mezuniyet belgesinde belirtilmemişse, hangi okul ve alan/kol/bölümden mezun olduğunu gösterir resmi belge,
  • Nüfus cüzdanının onaylı örneği,
  • İkametgâhı ile ilgili beyanı,
  • 1982 ve daha önceki yıllarda doğmuş erkek adaylar için askerlik şubelerinden alınacak askerlik durum belgesi,
  • 12 adet 4.5 cm x 6 cm boyutunda fotoğraf (Fotoğraflar son 6 ay içinde önden, başı açık, adayı kolaylıkla tanıtabilecek şekilde çekilmiş olacak),
  • Katkı payının ödenmesiyle ilgili belge,
  • Kayıttan önce belirlenip üniversite tarafından ilan edilecek diğer belgeler.
  • Anadolu Üniversitesi'nin açıköğretim programlarını kazanan adaylar, kayıt işlemleri ve kayıt tarihi için Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü'ne başvuracaklar.


    ÖZEL OKULLAR Raporda bu yıl Özel okul ücretlerine yüzde 15-20 arası zam geldiği belirtiliyor. Ankara'da anasınıfı ücretleri yaklaşık 3-7.5 milyar lira, ilköğretim 4.5-8 milyar lira, özel liselerin fiyatları 5.5-8.5 milyar lira arasında değişiyor. Özel okulların veliye getirdiği yük bununla da bitmiyor. Ortaya bir de yemek faturası çıkıyor. Ankara'da anaokulu (kahvaltı ve ikindi beslenmesi) yemek faturası aylık 135 milyon lira tutarken, ilköğretim okulu 1. kademe yıllık 940 milyon lira, ilköğretim okulu 2. kademe yıllık 870 milyon lira, lise yıllık 870 milyon lira olarak gerçekleşiyor.

    OTEL FİYATINA YURTLAR Rapora göre özel üniversitede çocuğunu okutanları "özel dertler" bekliyor. Yurt, yemek, kitap bedeli derken neredeyse okul ücretine yakın bir bedel ailelerin gider bütçelerine ekleniyor. Özel üniversitelerde yurt ücretleri otel fiyatlarını aratmıyor. Dört kişilik odaların yıllık ücreti 700 dolardan başlarken, tek kişilik banyolu, mutfaklı odaların fiyatı dört bin 850 dolara kadar çıkıyor. Özel üniversitelerde okuyacak öğrencileri aylık ortalama 75, yıllık 750 dolar yemek bedeli, yıllık ortalama 350 dolar da kitap bedeli bekliyor. Bu rakamlar alt alta toplandığında özel üniversitede okuyan bir öğrencinin yıllık maliyeti en az 20 milyar lirayı buluyor.

    DEVLET DE FARKLI DEĞİL Adı eğitim masrafı olunca devlet okulunda da durum pek farklı değil. Devlet üniversitelerinde okuyacak öğrencileri de ciddi bir bütçe ve en başında da barınma sorunu bekliyor. Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü, 78 il, 67 ilçede bulunan toplam 201 yurtta 190 bin öğrenciye hizmet veriyor. Genel ücret uygulaması yapılan yurtlarda aylık yatak ücreti 39 milyon lira olurken, aynı yurtlar için 120 milyon lira depozito ücreti alınıyor. Devlet üniversitesinde okuyan, devlet yurdunda kalan bir öğrencinin barınma, harç, kitap, yemek, yol ve giyim masraflarından oluşan masraflarının aile bütçesi üzerindeki yükü yıllık 6.5-7 milyar lirayı buluyor. Yurt yerine evi tercih etmesi halinde yıllık masraflar yüzde 60 oranında artıyor. src=/resim/b1.gif width=5>
    Başa dön


    Normandy'den daha büyük bela!Özer Akdemir Uşak'ın Eşme ilçesinde işletilmesi gündemde olan altın madenine yönelik halk tepkisi madenin açılması planlanan günler yaklaştıkça yoğunlaşıyor. Geçtiğimiz günlerde kuruluş dilekçesiyle Eşme Kaymakamlığı'na başvuran 7 Eşmeli tarafından altın madenine karşı tepkileri örgütlemek amacıyla "Eşme Kışladağ'da Siyanürle Altın Çıkarılmasını Engelleme Halk Girişimi" kuruldu Kanadalı altın madencisi Eldorado Gold'un Türkiye'deki kolu olan TÜPRAG şirketi yetkililerinin açıklamalarına göre eylül başında maden temel atma aşamasına gelecek. Uşak'ın Eşme ilçesinin 20 kilometre kuzeydoğusunda bulunan altın sahasında şirket yetkililerinin açıklamalarına göre 240 ton altın rezervi bulunmakta. Şirket yetkilileri 17 yıl sürmesi planlanan madende 400 kişinin istihdam edileceğini dile getiriyorlar.

    Su götürülen köy boşaltıldı Şirketin istihdam açıklaması köylülerin tepkisini azaltlmıyor. Geçtiğimiz günlerde kuruluş dilekçelerini Eşme Kaymakamlığı'na vererek tüzel kişilik kazanan "Eşme Kışladağ'da Siyanürle Altın çıkarılmasını Engelleme Halk Girişimi" üyeleri de bu tepkinin örgütlü bir hale bürünmesini sağlamak amacıyla bu girişimin oluşturulduğunu dile getiriyor. Halk Girişimi üyelerinden Servet Sümer, TÜPRAG şirketinin il milletvekilleri, bürokratlar, bazı belediye başkanları ve sivil toplum kuruluşlarının bir kısmının desteğini alarak Eşme'de bir doğa katliamı yapmayı planladığını dile getirerek, bu katliama seyirci kalmayacaklarını belirtti. Firmanın altın madenciliği ile çevresinde bulunan zümrüt yeşili ormanları yok edeceğini dile getiren Sümer, durum böyleyken şirketin civardaki bir yere kendi adını vererek hatıra ormanı dikmesinin ikiyüzlülük olduğunu aktarıyor. Sümer, "Eylül ayı sonunda Ovacık köyü boşaltılıyor. Bu köye su getirdik, hizmet ediyoruz diyen firma, bir yandan da hizmet getirdikleri köylüleri gönderiyor. Köylülere topraklarını, evlerini sattırmak için her yöntemi, her ilişkiyi kullanıyor" diye konuşuyor.

    ÇED davalık Madene verilen ÇED raporunun iptali için açılan davaya şimdilik 123 köylünün müdahil olduğunu hatırlatan Sümer, "Hukuksal ve demokratik mücadelemiz daha yeni başladı" diye de ekliyor. Eşme-Uşak ve ülke topraklarının sahipsiz olmadığını dile getiren Sümer, sağlıklı bir çevrede, eşitlik ve adalet içinde sağlıklı bir yaşam isteyenlerin dün Bergama'da olduğu gibi bugün Eşme'de de mücadeleyi Eşmelilerle birlikte yürüteceklerine olan inancını dile getiriyor. Sümer, katliamı durdurmak isteyen, bu yörenin emeği ve alınteri ile geçinen herkesi birlikte mücadele etmeye çağırıyor.

    Bergama'dan daha tehlikeli TÜPRAG şirketinin Eşme'de işletmek istediği altın madeninde kullanacağını açıkladığı "Heap Leaching-Yığın Liçi" yönteminin Bergama'da kullanılan yöntemden daha tehlikeli olduğunu dile getiren Bergama'daki Normandy altın madeninin eski Kamu İlişkileri Müdürü, emekli maden mühendisi Hasan Gökvardar, bu konuda şunları söylüyor: "Yığın Liçi yönteminde altında ızgara ve drenaj sistemi olan alanlarda ince tane boyuna kırılan altın cevherleri yığılarak üçgen piramit şeklinde depolanır. Bu yığınlar üzerine yüksek kontrasyonlarda siyanür duşlaması yapılır ve yığındaki cevherler yıkanarak içindeki altın tanecikleri ızgaralardan aşağıya süzülüp drenaj kanallarından alınır. Çok tehlikeli olan bu işlem sırasında atmosfere zehirli hidrojen, siyanür gazı karışır. Bu işlemlerin yapıldığı çevredeki doğal yaşam risk altına girer. Flora ve fauna yapısı bozulur. Madende çalışanlarda belirli zaman içinde çeşitli hastalıklar gözlenir. Kısaca bu yöntem, siyanürün en zararlı şekilde kullanılarak altın elde edilmesinde kullanılan, çevre kontrolünün yapılamayacağı, kontrolü çok zor bir yöntemdir. Yığın liçi projesinde olası riskler Ovacık altın madeni ile karşılaştırıldığında çok daha yüksektir. Bu yöntem günümüzde, yeraltı sularının olmadığı, yaşam birimlerinden uzak, kısaca çöl alanlarda, düşük maliyetle uygulanan, altın kazanımı çok kolay olan bir yöntemdir."

    src=/resim/b1.gif width=5>
    Başa dön


    Van'da barışa davet Van Demokrasi Platformu, Dünya Barış Haftası nedeni ile yapmış olduğu bir dizi etkinliğin finalini miting ile tamamladı. Belediye garajında gerçekleştirilen mitinge katılan binlerce kişi hep bir ağızdan "Barış" diye haykırdı. Mitinge çevre il ve ilçelerden aralarında DEHAP'lı yöneticiler ile Belediye başkanlarının da bulunduğu çok sayıda kişi katıldı. Serhat Kültür ve Sanat Merkezi müzik grubunun Kürtçe ezgileriyle coşkulu başlayan miting, konuşmalarla devam etti. Açılış konuşmasını yapan DEHAP Van İl Başkanı Abdurrahman Doğan, halkın barışa ihtiyacı olduğunu vurguladı. Doğan, Kürtlerin yıllarca acı çektiğini belirterek, "20 yıldır çocuklarımızın ellerinde, halkımızın tarlalarında bombalar patlıyor. Başka acılar yaşamak istemiyoruz" dedi.

    Adım atılsın DEHAP Genel Başkan Yadımcısı Ali Ürküt de, Kürt sorununun 80 yıl boyunca çözülmediğine vurgu yaparak, Kürt halkının barış için elinden geleni yapacağını ve devletin bu konuda adım atması gerektiğini söyledi. İHD Şube Başkanı Zeki Yüksel'in konuşmasının ardından, Barış Anneleri İnisiyatifi'nde yer alan anneler de kürsüde barış talebini dile getirdiler. "Bıji aşiti", "Yaşasın halkların kardeşliği", "AKP şaşırma sabrımızı taşırma" ve "Abdullah Öcalan'a özgürlük" sloganlarının atıldığı eylemde, "Kin değil sevgi, vahşet değil barış, tecrit değil özgürlüğü yaratacağız" ve "Savaş ve tecriti örgütlü kadın duyarlılığı parçalayacak" yazılı pankartlar taşındı. Bu arada, mitinge katılmak isteyen ESP'li bir grup polis tarafından engellendi. Polisin, ESP'nin yasal olarak kurulmamasını gerekçe gösterdiği öğrenildi. Çevre il ve ilçelerden gelen belediye başkanları ile EMEP tarafından operasyonların son bulması ve barış içerikli mesajların okunduğu miting müzik dinletileri ile devam etti.


    Barış fidanı dikildi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin Barış Haftası dolayısıyla düzenlediği "Barış İçin Bir Fidan" etkinliğinde, Toplu Konut civarındaki Barış Ormanı'na fidan dikildi. Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, fidan dikim töreninde yaptığı konuşmada, dünyada savaşa ve silahlanmaya ayrılan bütçelerle sağlık ve eğitim sorunları ile yoksulluğun ortadan kaldırılabileceğini belirterek, "Diyarbakır'ın ve Türkiye'mizin Ortadoğu coğrafyasında barışın sembolü olacağını umuyorum. Dünyada elinde silah olan herkesi silahları bırakıp fidan dikmeye davet ediyorum" dedi. AKP İl Başkanı Abdurrahman Kurt ise konuşmasında, Diyarbakır'ın hem yeşile hem de barışa ihtiyacı olduğunu vurguladı. İlçe belediye başkanları, kurum temsilcileri ile DEHAP'lı yöneticilerin katıldığı törende 200 çam ağacı dikildi.


    Barış talebinde ısrar Operasyonların durdurulması talebi ile Şırnak'a giden "Canlı Kalkan Girişimi" üyelerinin Cizre çıkışında gözaltına alınmalarının ardından tutuklanmalarına tepki geldi. Diyarbakır Demokratik Gençlik Platformu, DEHAP Diyarbakır İl Başkanlığı'nda konuya ilişkin açıklama yaptı. Platform adına konuşan Faruk Şehir, son dönemlerde yaşanan gelişmeleri halkı baskı altına alan gelişmeler olarak değerlendirerek, özel savaş politikalarına dayanan derin devlet güçleri ile karşı karşıya kaldıklarını ifade etti. Şehir, girişim üyelerinin yol boyunca sürekli zorluklarla karşılaştıklarını dile getirdi. Kimliği belirsiz kişilerin, araçlarını tahrip ettiğini kaydeden Şehir, "Bu uygulama ve tutuklamalarla, hükümet 'biz barış istemiyoruz' mesajını açıkça vermiştir. Ama biz, bölgede yaşayan gençler ve halk olarak barış istiyoruz" diye konuştu.


    İstanbul'da barış şöleni İstanbul'da "Halkların kardeşliği için barışa ses ver" adıyla düzenlenecek barış şöleni bugün saat 13.00'de Kazlıçeşme Meydanı'nda yapılacak. Katılımcılar saat 11.00'den itibaren Topkapı Sur İçi'nde ve Abdi İpekçi Spor Salonu önünde toplanacak ve 12:00'de yürüyüşe başlayacak.

    src=/resim/b1.gif width=5>
    Başa dön


    Öğrencilerin rehberi yokOnur Bakır Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) obez olduğunu iddia eden Bakan Hüseyin Çelik'i yine kendi bakanlığı yalanlıyor. 10 milyonu aşkın ilköğretim öğrencisine karşın, ilköğretimde hizmet veren sadece 3 bin 985 rehber öğretmen bulunuyor. Öğrencilere hem okulda hem de kişisel hayatlarında rehberlik edecek rehber öğretmen başına, 2 bin 522 öğrenci düşüyor. Öğrenciler için rehber öğretmenlerin önemi büyük. Rehber öğretmenler derse girmeseler de, öğrencilerin sorunlarını dinliyor, onlarla birlikte sorunlarına çözüm arıyor, kimi zaman da öğrenciler ile diğer öğretmenler arasında köprü vazifesi görüyorlar. Öğrencilerin akademik sorunlarına da eğilen rehber öğretmenler, öğrencilerin geleceğe dair yaptıkları planları için de yol gösterici rol oynuyorlar. Milli Eğitim Bakanlığı'na göre bir öğretmenin 500 öğrenciye hizmet vermesi gerekirken, 2003-2004 MEB Sayısal Verileri acı tabloyu detayları ile gözler önüne seriyor. Türkiye'de 10 milyon 171 bin 354 ilköğretim öğrencisine karşın ilköğretimde hizmet veren rehber öğretmen sayısı yalnızca 3 bin 985. Türkiye'de öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ortalama 2 bin 522. 63 bin 523 ilköğretim öğrencisine karşın 2 rehber öğretmenin bulunduğu Bitlis, rehber öğretmen açığının tavana vurduğu il olarak göze çarpıyor. Türkiye'de rehber öğretmen açığının en az olduğu il Ankara. 562 bin 71 ilköğretim öğrencisi ve 520 rehber öğretmenin bulunduğu Ankara'da öğretmen başına bin 80 öğrenci düşüyor. Ankara'yı bin 132 ortalama ile Karabük ve bin 363 ortalama ile Trabzon izliyor. Açığın kapatılması için yaklaşık 46 bin rehber öğretmene ihtiyaç var, ancak bu sene 784 rehber öğretmen atanacak.

    Bakanlık ne diyor? MEB Rehberlik ve Danışma
  • ÖNCEKİ HABER

    Kapıkule'de TIR kuyruğu

    SONRAKİ HABER

    CHP, İstanbul seçimi için milletvekillerini görevlendirdi

    Sefer Selvi Karikatürleri
    Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa