'İşkencede hiçbir sınır yoktu'

Alman Der Spiegel dergisi, Ebu Garib Cezaevi'ndeki Amerikalı işkencecilerden biri olan Ivan Frederick ile görüştü. Röportaj, gerçek suçluların hâlâ ortaya çıkarılmadığını gösteriyor.

Alman Der Spiegel dergisi, Ebu Garib Cezaevi'ndeki Amerikalı işkencecilerden biri olan Ivan Frederick ile görüştü. Röportaj, gerçek suçluların hâlâ ortaya çıkarılmadığını gösteriyor. Skandalın ardından hazırlanan raporlarda askerler suçlanmış, başta Savunma Bakanı Rumsfeld olmak üzere asıl sorumlular korunmuştu. Çavuş Frederick, kendilerinin sadece emirleri uyguladıklarını vurguluyor. Der Spiegel: İşkence skandalının üzerinden epey zaman geçti. Bağdat'ta tutuklu olarak geçirdiğiniz süre içerisinde düşünme fırsatı bulmuşsunuzdur. Amerika'nın gözden çıkardığı biri olarak düşünceleriniz değişti mi? Ivan Frederick: Yaşananlar beni alt üst etti. Ben sadist değilim. Amerika'yı savunmaktan hep gurur duydum. Her zaman ülkeme hizmet ettim, Irak'ta da bunu yaptım. Ta ki, Ebu Garib'de görevlendirilene kadar... Ekim 2003'te oraya gittiğinizde cezaevi ne durumda idi? O yere ilk girdiğimde berbat bir yer olduğunu gördüm. Her taraf pislik içinde idi, tuvaletler bozuktu ve tıkanmıştı, yemekler korkunçtu. Tavuklar tam olarak pişmeden, neredeyse çiğ olarak veriliyordu. İzin yapmadan günde 12 saat çalışıyorduk. Bin tutuklu vardı ve biz sadece beş askerdik. Moralimiz sürekli bozuktu. Emirleri kim veriyordu? Emirleri gerçekten kimin verdiğini hiçbir zaman öğrenemedim. Bizim birliğin komutası teorik olarak Yüzbaşı Donald Reese'de idi, ayrıca Ebu Garip'teki tüm operasyonlar Tümgeneral Janis Karpinski tarafından yönetiliyordu. Gerçekte ise tam bir kaos vardı. Tabur komutanının yapmanızı istediği şey ile birlik komutanın istediği şey birbirinden tamamen farklı olabiliyordu. Bu arada her ikisine de zıt olan istihbarat elemanlarının yapılmasını istedikleri vardı, tam bir kargaşa yani. Bunlar tutuklulara işkence yapmanız için bahane olamaz... Haklısınız. Ben oraya ilk gittiğimde cezaevini gezdirdiler ve 1/A Bloku'ndaki hücreleri gösterdiler. Tutklular çıplaktı ve ellerinden kapılara bağlanmışlardı, orada ilk gördüğüm şey bu idi. Tutuklular uyutulmuyordu, aç bırakılıyor ve aşağılanıyorlardı. Ama bunlar orası için alışıldık, rutin şeylerdi ve ben oraya gitmeden önce de yapılıyordu. Siz askere alınmadan önce de gardiyanlık yapıyordunuz, bu yüzden tutuklulara nasıl davranılması gerektiği konusunda bilgili olsanız gerek. Neden insanlık dışı uygulamaları gördüğünüzde bunu üstlerinize bildirmediniz? Göreve başladığım günlerde, üstüme neden tutuklulara bu şekilde muamele edildiğini sordum. Bana verdiği cevap şöyle idi: İstihbarat servisi bu şekilde çalışıyor. Orada birçok insandan şu sözleri duydum: "Bunlarla vakit kaybedemeyiz, işbirliğine yanaşmıyorlarsa öldürelim gitsin." Birçok kişiden bahsediyorsun ama sen de onların yanında idin. İşkenceyi kim başlattı? Emirlere uyarak mı hareket ettiniz yoksa olaylar o şekilde kendiliğinden mi gelişti? İkisi de. Bize "Köpekleri tutukluların üzerine salın. Daha çok bilgi almaya çalışın. Yemek vermeyin, elbiselerini alın, onları aşağılayın" diye emir veriliyordu. Çıplak tutukluları piramit şeklinde üst üste yığarak işkence yapıyordunuz. Bu sizin fikriniz miydi? Ya da sadece emirleri mi uyguluyordunuz? Ebu Garip'te isyan çıktığı zaman tutuklulardan biri, kadın bir askerin yüzünü taş ile yaralamıştı. Onu bizim bölüme gtirdiler. Ardından isyana katılan başkaları da getirildi. Bizim bölümümüz tutukluların cezalandırılmak için getirildiği bir bölümdü ve 'sıkı bölüm' olarak adlandırılıyordu. Önce onların üzerini aradık, sonra elbiselerini çıkardık ve onları üst üste yatmaya zorladık. Aslında bilgi almak için aşağılamaya sık sık başvuruyorduk. Bu onların direncini kırıyordu ve konuşmaya başlıyorlardı. Ben... ben sadece (ağlamaya başlıyor) onları küçük düşürmek istedim. Bunun için onlara masturbasyon yaptırdım. Gururlarını kırmak istiyordum. Cenevre Konvansiyonu'ndan haberdar mısınız? Cenevre Konvansiyonu hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Eğitim sırasında bize bu konuda bir şey anlatılmadı. Son zamanlarda internetten bu konuda bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Oradayken istihbarat elemanları bizi övüyorlardı. Bize "Devam edin, iyi çalışın" diyorlardı. Bize hiçbir sınır olmadığını söylüyorlardı. Kesin sonuç istiyorlardı ve bu sonuca nasıl ulaşıldığının önemi yoktu. Yargılama hakkında neler söyleyeceksin? Kurbanlardan ve ailelerinden özür diliyorum. Kendi payıma düşen sorumluluğunu üstleniyorum. Umarım bu işe bulaşmış herkes yaptıklarının sorumluluğunu üstlenir. Sorumlu birçok kişi var ama onlar henüz suçlanmadı.

www.evrensel.net