03 Eylül 2004 01:00

12 Eylül'den kalan 'SON SÖZLER'

Ankara 78'liler Dayanışma ve Araştırma Derneği, 12 Mart ve 12 Eylül cuntalarının darağacına gönderdiği 20 devrimciyi anmak için 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde bir sergi açtı.

Paylaş
Ankara 78'liler Dayanışma ve Araştırma Derneği, 12 Mart ve 12 Eylül cuntalarının darağacına gönderdiği 20 devrimciyi anmak için 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde bir sergi açtı. Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde önceki akşam açılışı yapılan sergiye sendika, parti ve kitle örgütü temsilcilerinin aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı. Fotoğrafçı Mehmet Özer'in düzenlediği sergiye, Handan Kaynakgöz karakalem portreleri ile Metin Tunç ve Nevruz Erken de 12 Eylül ve barış konulu resimleri ile katıldı. "Sesler, Sözler, Yüzler" ismini taşıyan serginin açılış konuşmalarında, darağaçlarının ve idam sehpalarının "sosyalizm ve devrim" fikrini öldüremediği vurgulanarak, şehitlerin idam edilmeden önceki son sözlerinin vasiyet olarak alınması gerektiği belirtildi. Sergide, 12 Eylül'de düzenlenecek olan "Darbeciler Yargılansın-Demokrasi Mitingi"ne çağrı yapıldı. Sergi, 12 Eylül'e kadar Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde gezilebilecek.

'Vasiyeti devralıyoruz' Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Necdet Adalı, Erdal Eren, Serdar Soyergin, Necati Vardar, Seyit Konuk, Ethem Coşkun, Ali Aktaş, Mehmet Kambur, Ahmet Saner, Ramazan Yukarıgöz, Ömer Yazgan, Erdoğan Yazgan, Kadir Tandoğan, Mustafa Özenç, Veysel Güney, İlyas Has ve Hıdır Aslan'ın portrelerinin asıldığı salonda, "onların" idam edilmeden önce söylediği son sözleri portrelerinin hemen yanı başında yerlerini aldı. Böylece sergide, Veysel Güney'in idam edilmeden önce ancak yarısını söylemesine izin verilen şiirde anlatıldığı gibi, öldürülen devrimciler; "Yeniden dirilip döndüler er meydanlarına...". Sergiyi gezenler, idam edilenlerin son sözlerini birer birer okurlarken, 12 Eylül'ün tanklarını ve katliamlarını gösteren fotoğrafları ile öfkelendiler. Özellikle Erdal Eren'in fotoğraflarının önünde katılımcıların duygulu anlar yaşamaları dikkat çekti. Genellikle "Halkımıza", "Sevgili aileme" gibi kelimelerle başlayan son yazılan mektuplar veya son söylenen sözlerde, yakınılan tek şey "mücadeleden erken ayrılmak" idi. Söyleyecek çok fazla sözleri yoktu, çünkü "ölüme güle oynaya gidiyorlardı". Geriye "ailelerini teselli etmek" ve "halka olan bağlılıklarını" bir kez daha haykırmak kalıyordu. Onların bu son görevleri de, bu sergide "vasiyet" olarak bugüne dek taşındı.

Duygularını yazdılar Sergiyi izleyenler, o "son sözlerin" kendileri için vasiyet anlamına geldiğini, sergide açılan deftere aktardıkları duygu ve düşünceleriyle ifade ettiler. Sergi, darbelerden ve idamlardan geriye idam sehpaları veya darağaçları yerine öldürülenlerin "son sözlerinin" kaldığını tekrar kanıtladı. Tıpkı hafızalara kazınan Deniz Gezmiş'in sözleri gibi: "...benden evvel arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de düşmeyeceğimden şüpheniz olmasın, oğlun ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir. Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni anlayacağını tahmin ediyorum... Türkiye'de yaşayan Türk ve Kürt halklarının da anlayacağına inanıyorum. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği Yaşasın tam bağımsız demokratik Türkiye..."

ÖNCEKİ HABER

Sarıyer'de anlaşma

SONRAKİ HABER

Üsküdar’da polislere ateş ettiği iddia edilen kişi gözaltına alındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa