03 Eylül 2004 01:00

Beyoğlu'nun her köşesine

3. Beyoğlu Buluşması diğer senelerden farklı olarak bu sene Kasımpaşa, Okmeydanı, Piyalepaşa, Sütlüce gibi ilçenin dört bir yanına yayılacak. Etkinliğin sanat yönetmeni Vecdi Sayar amaçlarını "Pera'yı kültür merkezi olarak tanıtmak olarak özetliyor

Paylaş
Bu yıl Pera Festivali 2004 adıyla düzenlenen 3. Uluslararası Beyoğlu Buluşması birçok kuruluşun desteği ile gerçekleştirilecek. Festival tiyatrodan konsere, panellerden film gösterimlerine geniş bir içeriğe sahipken bu yıl yapılan bir değişiklikle festival Beyoğlu'nun bütününe yayılıyor. Beyoğlu Buluşması'nın sanat yönetmeni Vecdi Sayar ile festivalin amacı ve içeriğiyle ilgili söyleştik. - Genel anlamda etkinlikleri hangi temalar üzerine oturtuyorsunuz? Burada hareket noktanız nedir? Beyoğlu eğlence merkezleriyle dolu bir yer ve bu durum kültür sanat yaşamının önüne geçiyor. Bizim amacımız Pera'yı yani Beyoğlu'nu daha çok "kültür merkezi" olarak tanıtmak. Pera Festival 2004 imece yoluyla oluşturulmuş bir festival. Bu amaçla yola çıktık ve belediyeyi ikna ettik. Birçok kuruluş da bu projeye destek veriyor. Bu destek sadece parasal anlamda değil, kimisi mekânını veriyor, kimisi bir etkinlik düzenleyerek katılıyor, kimisi de ortak belirlediğimiz bir etkinliğin finansmanını üstleniyor. Herkes festivalin bir ucundan tuttu. Destekleyenlerin içinde Kültür Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, PEN, Fotoğraf Vakfı, Güney Vakfı, Ruhi Su Vakfı, Karikatürcüler Derneği, Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği gibi pek çok kurum var. - Kurumlarla ilişkilerinizde ne gibi kıstaslar belirliyorsunuz? Hiçbir sponsor bu tür projelere girmek istemiyor. Şu anda malesef Türkiye'de sponsorluk anlayışı bir takım rock konserlerinin peşinden gitmek olarak algılanıyor. Ülkemizin kültür sanat hayatına katkıda bulunacak projelere destek veren sponsor sayısı çok az. Biz görüşmelere gidiyoruz elbette; çünkü kültürün sanatın desteklenmeye ihtiyacı var. Hem kamu tarafından hem de özel sektör tarafından. Tabii ki belli bir bağımsızlığın güvence altına alınması koşuluyla, ister siyasi otoritenin ister özel sektörün dayatmacı anlayışı olmaması gerekir. Bu koşullarla herkesin katılımına açığız. Yabancı kültür merkezlerinden resmi kuruluşlara kadar. Zannediyorum Kültür Bakanlığı destek verecek projeye ama bu da hep son anda hatta festival bittikten sonra gerçekleşir. Onun dışında da bir maddi destek yok. Beyoğlu Belediyesi daha çok lojistik bir destek veriyor; yani tanıtım, sahne vs. gibi gereksinmelerimizi karşılıyor. Biz niceliğin önüne niteliği koymak istiyoruz. İnsanları daha çok eğlendirecek değil de düşündürecek etkinliklere ağırlık vermek istiyoruz. Şu anda popüler kültür ürünlerinden çok popüler kültüre değinen ya da popüler kültürün kıyısından geçen etkinlikler de yok değil programda, ama ağırlık ciddi kültür sanat etkinliklerinde. Önümüzde söyleşilerden sergilere, klasik müzik konserlerinden panellere dek uzanan bir program taslağı var. Bu program taslağında da hem bir çerçeve çiziyoruz, hem de bu çerçevenin içini de gelin birlikte dolduralım diye açık bir çağrı yapıyoruz. - Bu tip festivallerde müzik ve eğlencenin daha yoğun olduğu görülürken siz farklı alanlarda da sunumlar yapacaksınız. Bunu nasıl yorumluyorsunuz? Aslında biz popüler müzik alanınına fazla girmemeye çalıştık. Daha ihmal edilmiş alanlara ağırlık vermek istedik. Seyirciye ne sunarsanız, onu tüketme alışkanlığını kazanıyor. Öyle bir kısır döngü var. Dolayısıyla bunların sunulur olması kendi alıcısını yoksa bile yaratacaktır. - Festival bu yıl Beyoğlu'nun bütününe yayılıyor... Evet, biz bunu zaten ilk yıldan beri istiyorduk. Etkinliğin her günü ayrı bir semte gideceğiz; Kasımpaşa, Sütlüce, Okmeydanı, Piyalepaşa gibi semtlere sanatçı gruplarını, yazarları, müzisyen ve karikatüristleri götüreceğiz. "Kuşlar; Kanatlı Uygarlık" filmini de çocuklar için göstereceğiz. Farklı bakış acıları yaratmak için bu önemli, çünkü televizyonda öyle filmler gösterilmiyor. Sadece Amerikan kültürüyle büyüyen bir gençlik var karşımızda. Bu sene farklı ülkelerden sanatçılar; Fransızlar, Ruslar, Yunanlılar geliyor. Ama maddi destek sorunu çözülmedikçe, kamu sektöründen başka seçenek kalmıyor. - Bu etkinliklerle toplumsal yaşama ne gibi katkılar sunduğunuzu düşünüyorsunuz ve karşınıza ne tür sorunlar çıkıyor? Bu festivaller ne kadar sık yapılırsa halk da o kadar alışacak. Geçen sene olduğu gibi Kürtçe bu yıl ki programımızda da temsil edilecek. Maalesef belediyeler bunu pek kabullenmek istemiyor. Ama sonuç olarak belli bir ifade özgürlüğü noktasında çözüm bulundu. Şimdi biz de gerçekten herhangi bir Avrupa ülkesindeki gibi 48 saat öncesinden programımızı Emniyete verdik. Van'da ya da bir başka yerde ise bu iş böyle olmuyor. Anladığım kadarıyla, biz bu işi zor layarak olması gerektiği noktaya getireceğiz. Türkiye'nin birçok kentinde eskiden olduğu gibi sadece şeftali, armut, kayısı festivalleri yapılmıyor, yeni ve tematik, o yöreye özgü ilginç denemeler de var. Hepsi çok başarılı değil; ama bütün bu olumsuzluklara rağmen kültürel alanda yeniliklere birçok kuruluşun girdiğini görüyoruz. Mesela programımıza bakarsanız en ünlü isimleri semtlere götürmeye çalıştık. Pera'ya değil de oraya gitsin, Vedat Sakman orada söylesin. Onlar da zaten çok olumlu tepki gösteriyorlar. Belki de içlerinden bir kısmı o semtlere ilk defa gidecekler. Bu bile başlı başına ciddi bir kazanımdır. Hakkari'ye ekiplerle gittiğimiz zaman oradaki halkın kazanımı kadar giden sanatçıların da çok şey kazandığını düşünüyorum.

ÖNCEKİ HABER

Babalar ve çocukları

SONRAKİ HABER

Binali Yıldırım: YSK'nin oylar çalındı yazacak hali yok

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa