03 Eylül 2004 01:00

Babalar ve çocukları

İbiza Adası, birkaç yıl öncesine kadar malümumuz olan bir yer değildi. Olması da gerekmiyordu aslında.

Paylaş
İbiza Adası, birkaç yıl öncesine kadar malümumuz olan bir yer değildi. Olması da gerekmiyordu aslında. Ama ekranların 'firari' çocuğu Acun Ilıcalı, bizlere dünyanın dört bir yanından bildirmeye başladığından bu yana, Akdeniz'in bu güzide adasının doğal ve insani güzeliklerinin de farkına vardık. 1991 yılında çektiği "Akdeniz" filmiyle ülkemizde de tanınan İtalyan yönetmen Gabriele Salvatores'in 2001 yılında çektiği "Amnesia", (Mavi Yalanlar) bu doğa harikası adada geçiyor. Ama Salvatores adanın 'doğal' güzelliklerinden ziyade; ada yerlilerine dair bir hikâye anlatmayı tercih etmiş. Hikâyenin iskeletini herkesin sahip olmak istediği uyuşturucu dolu bir çanta oluştursa da, "Mavi Yalanlar" aslında bir babalar ve çocuklar öyküsü. Sandro, 17 yaşındaki kızına tekstilci olduğunu söyleyen ama aslında porno film yönetmeni olan 50 yaşında bir adam. Bir gençlik macerasının ardından dünyaya gelen kızı Luce ile tek ortak geçmişi birlikte geçirdikleri bir kaç tatilden ibaret. Sandro evinde çekeceği yeni bir filmin hazırlıklarına başladığı sırada kızının yanına geleceğini öğrenir. Filmin ilk bölümü Sandro ile Luce'nin birbirlerini tanıma ve anlama çabalarını anlatıyor. Kızına babalık yapmayan, onun sorumluluklarını almaktan sürekli kaçan Sandro, kızı ile geçirdiği günlerin ve Luce'nin sürprizinin ardından bütün hayatını yeniden gözden geçirmek ve o güne kadar kaçtığı gerçeklerle yüz yüze gelmek zorunda kalıyor. Üstelik bu zorunluluk onun için, geçmişte yaptığı hataları düzeltme fırsatı da sunuyor. Diger babamız ise polis şefi Xavier. Dışarıya karşı oldukça kuralcı bir adam. Villası ve bahçesindeki çiçeklerle huzuru yakalamış gibi görünüyor. Ama 20 yaşındaki oğlu Jorge ile problemleri var. Çünkü Jorge'nin dünyaya bakış tarzı babasının tam zıddı. Otoriteye boyun eğmemek için elinden geleni yapıyor. Bütün hayatını 'eğlence'ye ayırıyor. Sorumluktan, kurallardan kaçıyor. Babasının açıklarını onu zor duruma sokmak için kullanmaktan çekinmiyor. İkinci bölümde ise bu ikilinin serüvenine tanıklık ediyoruz. Ama bu iki hikâyeyi birbirine bağlayan başka bir kahraman daha var; Angelino. Tesadüfen eline geçirdiği uyuşturucu dolu bir çantayı pazarlayarak yıllardır hayalini kurduğu evi satın almak ve karısıyla mutlu bir hayat sürmek istiyor. Angelino'nun hem Sando'nun hem de Xavier'in hayatlarındaki önemi iki hikâyeyi birbirine bağlıyor. Yönetmen Salvatores, ilk bölümde Angelino, Sandro ve Luce'yi merkeze; diğerlerini ise yan rollere koyduğu bir hikâye anlatıyor ve filmin tam ortasında filmi başa sarıyor ve bu kez Angelino, Xavier ve Jorge üçlüsünün merkezde olduğu bir öykü anlatıyor. Aslında yaşanılanlara bir de onların gözüyle bakmamızı sağlıyor. Her ne kadar filme hareket kazandıran Angelino'nun polisiye hikâyesi olsa da, belirleyici olan babalar ve çocukları olmuş. Bir yanda, gençliğin sorumsuzca yaşamış ve hâlâ sorumluluk almaktan kaçan Sandro; 17 yaşında olmasına rağmen sorumluluk almaya hazır kızı ile ilişkisini yeniden kurarken; öte yanda bütün hayatını sorumluluklarının bilinciyle yaşayan Xavier, günümüz gençilğinin profiline fazlasıyla uyan Jorge ile yaşadığı gerilimleri anlatıyor. Bütün bunların yanında İbiza Adası'nın fondaki görüntüler, Güneş tutulmasının bir ayin gibi kendisine yer bulması görsel yönden filmi güçlendiriyor. Zaman zaman adanın diğer sakinlerine de uğrayan kamera, mekânı filmin bir unsuru haline getirmekte oldukça başarılı.

ÖNCEKİ HABER

'Hükümet istedi diye olmaz'

SONRAKİ HABER

Artı Gerçek: Açlık grevlerine dair olumlu gelişmeler yaşanabilir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa