02 Eylül 2004 01:00

Ve balıkçılar AĞ ATTI

Kıyılarda her yıl uygulanan avlanma yasağı dün sona erdi. Böylece yeni balık avlama sezonu başlamış oldu. Zaten balıkçılar da on beş gün öncesinden girişmişlerdi yeni sezonun hazırlıklarına.

Paylaş
Kıyılarda her yıl uygulanan avlanma yasağı dün sona erdi. Böylece yeni balık avlama sezonu başlamış oldu. Zaten balıkçılar da on beş gün öncesinden girişmişlerdi yeni sezonun hazırlıklarına. Eski, rengi soluk balık kokulu ağlar atıldı, yerine yeni tertemiz ağlar örüldü, tekneler, kayıklar elden geçirildi, iğneler misinalar hazırlandı. Umutlar da denizin dibindeki balıkların bolluğuna kaldı. Şimdi ekmeğini denizden çıkaranların, denizle olan kavgası başlayacak. Türkü söylenir gibi salınacak ağlar denize, sonra gözler maviyi izleyecek umutla. Kolyoz, sardalya, uskumru, kraça, istavrit ve çinekop denizin henüz sıcak sularında dönüp duruyor, volta vuruyorlar.

Deniz işçileri Bir yanda güneşin ve bulutların altında bekleyen deniz, bir yanda tertemiz boyanmış başları havaya kalkıp inen motorlu tekneler, bir yandaysa yeni sezonun ağlarını örmek için büyük bir gayretle çalışan tayfalar. Hepsinin yüzünde meselesi ekmeğinde olanların tesellisiz gülüşü... Bu yıl balık ne kadar çok çıkarsa onların payı da o kadar artacak. Poyrazköy balıkçı barınağında büyük bir dikkatle ağ örenlerden Esat Issız. Yeni sezondan umutlu. "Yasak sezonu bitti, bu akşamdan sonra denize açılıyoruz" diyor. 4.5 ay sürecek olan avlanma dönemi için Ordu'dan İstanbul'a gelmişler. Tayfalar memlekette iş olmadığını söylüyor, hele bu yıl fındık toplama mevsiminden de umduklarını bulamamışlar. Üstelik çoğu yazı işsiz geçirmiş. "Umutlar bu avlanma dönemine kaldı" diyor Esat Issız. Ağı örerken ipleri elinden bir an olsun bırakmıyor ve güneşe karşı gözlerini kısarak "Biz burada sanat yapıyoruz" diyor. Sonra da titizlikle eğiliyor ağların üzerine. Ne demişler, balıkçının kefeni gibidir ağlar. Onlar ağları ördükçe, çürümüş balık kokusu yayılan eski ağların yerini yavaş yavaş kurşunları parlayan, daha tuzlu deniz suyu görmemiş yeni ağlar alıyor. 14 yaşından beri ekmek parasını denizle didişerek çıkaran tayfalardan Ali Çelebi "Sigortamız bişeyimiz yok" diyor. "Başımıza bir iş gelse ortada kalacağız, bir garantimiz, dayanağımız yok. Çalışabildiğimiz kadar ekmek parasını çıkaracağız" bunları söyledikten sonra yakındaki teknenin küpeştesini işaret ediyor, "Bir arkadaş orada tellere takılıp sakatlandı ama dört yıl oldu hâlâ öyle çalışıyor. Ne yapacaksın" diyor. Ve yeniden ağların ilmiklerine dönüyor.

Aganta burina burinata Şimdi bütün tayfaların üstü başı tertemiz, çizmeleri sağlam, vücutları dinç, bakışları duru. Hepsi artık hazır denizle girişilecek olan kavgaya. Martılar ve karabataklar uzaktan onları izliyor. Belli ki onların da denizcilerden bir beklediği var. Ağlar üst üste karmakarış görünüyor ama yarın bu yığın denize salınınca bir kazağın sökülen ipleri gibi birbiri ardına boşalacak tuzlu sulara. Sonra şafakla haraket edecek tekneler ve hep bir ağızdan haykıracaklar Aganta burina burinata diye.. Bu yıl istavrit ve çinekop'un bol olacağını belirtiyor tayfalar. Ve bu durum hepsini umutlandırıyor. Tabii ki her şey ağlar çekildikten sonra anlaşılacak. Bu temiz ve kokusuz ağ, balık pulları yapışmış bir halde Istakoz, sardalya ve deniz kokusuyla çekilecek güverteye. Sonra dökülecek güverteye zıplayan balıklar, o zaman yüzleri gülecek Karadenizli deniz işçilerinin yüzü. Ve en son ağa takılan balıkları temizlemeye çalışan tayfalarla bulaşacak balık kokusu, gümüş renkli balık pulları ve deniz suyu...

ÖNCEKİ HABER

Şeker işçileri harekete geçti

SONRAKİ HABER

Cannes Film Festivali'nde ödüller sahiplerini buldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa