31 Ağustos 2004 21:00

İşte sıfırın nedenleri

Milli Eğitim'in verileri eğitimdeki eşitsizliği açıkça gözler önüne seriyor. İstanbul Esenler'de 93 ilköğretim öğrencisi tek bir sınıfta ders görmek zorunda kalırken, bu sayı özel okularda 15'e düşüyor.

Paylaş
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 2003-2004 verileri, kentte, ilçeler ve okullar arasında açık bir dengesizlik olduğunu ortaya koydu. İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün internet sitesinde yayınlanan resmi istatistiklere göre, emekçilerin ve yoksulların ağırlıklı olarak oturduğu Esenler'de bulunan resmi ilköğretim okullarında her sınıfa ortalama 93, Bağcılar'da 88, Sultanbeyli ve Güngören'de 85, Gaziosmanpaşa'da 75, Bahçelievler'de 76 ve Küçükçekmece'de 72 öğrenci düşerken, orta ve yüksek gelirlilerin yoğunluklu olarak yaşadığı Kadıköy'de sınıf başına 47, Beşiktaş'ta ise 49 öğrenci düşüyor. Özel ve resmi ilköğretim okulları arasındaki fark ise çok daha büyük. Her sınıfa 93 öğrencinin düştüğü Esenler'de özel okullarda sınıf başına 19 öğrenci, Beşiktaş'ta 18, Bağcılar'da 17, Kadıköy ve Bahçelievler de 13 öğrenci öğrenim görüyor.

Öğretmenlerin dağılımı Her ne kadar Milli Eğitim Bakanı Cemil Çiçek, "En obez kurum benimki" diyerek öğretmen fazlalığından şikayet etse de, devlet okullarına ait istatistikler Bakanı'ı yalanlıyor. İlçelere göre öğrenci başına düşen öğretmen sayısındaki eşitsizlik, özel okullarla resmi okullar karşılaştığında uçurum boyutuna ulaşıyor. Gaziosmanpaşa ve Sultanbeyli'de ilköğretim okullarında ortalama 49 öğrenciye 1 öğretmen düşerken, Kadıköy, Beşiktaş ve Bakırköy'de 27, Sarıyer'de de 30 öğrenciye 1 öğretmen düşüyor. Bu sayılar, Bağcılar'da 47, Esenler'de 48, Küçükçekmece'de 45, Bayrampaşa'da 41, Güngören'de 40 öğrenciye 1 öğretmen olarak gerçekleşiyor. Özel okullarda ise neredeyse öğretmen fazlalığı var! Bağcılar'da 11, Kadıköy ve Beşiktaş'ta 8, Esenler'de 12 öğrenciye bir öğretmen düşüyor. Toplamda ise İstanbul'da 1348 resmi ilköğretim okulunda sınıf başına ortalama 61 öğrenci, 1 öğretmene de 37 öğrenci denk geliyor. Bu rakam özel okullarda sınıf başına 15, öğretmen başına da 9 öğrenci olarak gerçekleşiyor. Kentte 2003-2004 istatistiklerine göre; resmi 1348 resmi ilköğretim okulunda 1.5 milyondan fazla öğrenci okurken, 201 özel ilköğretim okulunda 56 bin öğrenci ders görüyor.

Liseler de aynı Benzer tablo ortaöğretim kurumları için de geçerli. Yine İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 2003-2004 resmi verilerine göre; İstanbul'da resmi okullarda sınıf başına ortalama 44 öğrenci düşerken, özel okullarda ise her sınıfa 12 öğrenci düşüyor. İlçelere göre bir karşılaştırma yapıldığında ise çok daha ilginç rakamlara ulaşmak mümkün. Örneğin, Kadıköy'de her dersliğe yaklaşık 37, Şişli'de 45, Üsküdar'da 39, Bakırköy'de 43 öğrenci düşerken; Ümraniye'de 61, Bağcılar'da 58, Pendik ve Bahçelievler'de 52, Esenler'de 57 ve Güngören'de 50 öğrenci tek bir sınıfta ders görmeye çalışıyor. Özel ortaöğretim kurumlarında ise Kadıköy ve Bahçelievler'de 11, Bağcılar, Bakırköy, Üsküdar ve Beşiktaş'ta ise 13 öğrenci bir sınfta ders görüyor. Yine resmi liselerde Bağcılar'da 23, Büyükçekmece'de 27, Esenler'de 29, Gaziosmanpaşa'da 25, Sultanbeyli ve Ümraniye'de 22 öğrenciye bir öğretmen düşerken, Kadıköy'de bu sayı 18, Üsküdar'da 16, Şişli'de 19 öğrenci. Şanslı ilçelerden olan Bakırköy'de ise 22 lise öğrencisine 1 öğretmen düşüyor.


Bütçeden ayrılan pay artırılmalı

Musa Biçer (Eğitim Sen 1 No'lu Şube Başkanı İstanbul'da çeşitli kesimler arasındaki farklı yaşam şekilleri eğitime de yansımış durumda. Başta Milli Eğitim Bakanlığı, halkın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tedbirler almak yerine göz boyama ile uğraşıyorlar. Allayıp pulladıkları yeni müfredatları bu sorunları çözmekten çok uzak. Fırsat eşitsizliğini gidermek için Gayrisafi Milli Hasıla'dan ayrılan pay iki katına çıkarılmalıdır. Bölgeler arasını bırakın aynı semtteki iki okul arasında bile öğretmen sayısı, araç gereç dağılımı verilerinde bile farklılık sözkonusu olduğunu görüyoruz. Aynı bölge içerisinde bile eşitsizlikler yoğun. Bu yüzden öğrenci velileri daha iyi olanakları olan okullarla ilgili yoğun olarak bize başvuruyorlar. Bakanlığın öğretmen fazlalığı olduğuna dair açıklamaları doğru değil. Türkiye'de 200 bin öğretmen ihtiyacı var, bakanlığın kendi verileri de aldatıcı rakamlardır.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


GÜNDEMDEKİ DOSYA -2
    (Barış için...)Mukadder Ekrem/Ulaş EmreEŞİTLİK, KARDEŞLİK VE ÖZGÜRLÜK...Hüsnü Öndül (İHD Genel Başkanı):Her yıl olduğu gibi bu yıl da barışa vurgu yapacağız. İçinden geçmekte olduğumuz dönemin iki özelliği var; Bir tanesi BOP diye bir proje. Bu proje bir savaş projesi ve söylendiğinin aksine militarist bir proje. Dolayısıyla bu projeye ve Irak'taki işgale vurgu yapacağız. Ve emperyalist amaçlara yönelik vurgularımız olacak. İkinci konu; İHD barışı sadece devletler arasındaki savaş olgusundan hareketle ele almıyor. Aynı zamanda bir toplum açısından iç barış açısından da vurgularımız var. Bu açıdan bakıldığından da barışı nasıl dünyada halklar arasında eşitlik ve kardeşlik temelli anlıyorsak, iç barış açısından da hem eşitlik kardeşlik özgürlük vurgusunu yapıyoruz, hem de demokratik standartlara da vurgu yapıyoruz.KAOS SÜRECİNİ YENİDEN YAŞAMAK İSTEMİYORUZMustafa Avcı (KESK Genel Sekreteri):2004 1 Eylül'üne -geçmiş yıllardan farklı olmasa da- ayrı bir misyon yüklüyoruz. Özellikle son 4-5 yıldır tek taraflı da olsa sürdürülmekte olan ateşkesin, 1 Haziran 2004'ten bu yana yaşadığımız gelişmelerle aldığı hal bizi kaygılandırıyor. Kürt sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklı 15 yıllık bir iç savaş yaşadık. Ekonomik, sosyal, siyasal ve askeri olarak ağır faturalar ödedik. Bu fatura işsizlik, zam, zulüm ve krizler temelinde bire bir emekçilere yansıdı. Yeniden geçmişte olduğu gibi yaşadığımız karanlık ve kaos sürecini yaşamak istemiyoruz. 2004 1 Eylül etkinlikleri sürecinde, ülkemizde, bölgemizde ve dünyada barışın sağlanması için haraket halinde olacağız. Son gelişmeler üzerine ülkemizin barışı için de, taraflara çağrımız olacaktır. Silah, şiddet ve zora dayalı yöntemler yerine, çözüm için barışçıl, demokratik ve diyalog yöntemi esas alınmalıdır. ARTIK KAN DÖKÜLMESİNLütfiye Gürbüz (Barış Anneleri İnisiyatifi Sözcüsü) :1 Eylül, bütün dünyada savaşların olmaması için kutlanan bir gün. Dünyada bir gün değil her günü barış günü olarak ilan etmemiz gerekiyor. Ülkemizde 6 yıldan beri belli bir huzur ortamı oluşmuştu fakat bu ateşkese hiçbir şekilde cevap verilmedi. Toplum örgütleri olarak bizler de çok üstünde duramadık. Tabii engeller çok büyüktü. Tekrar çatışma ortamının yaşanmaması için barışı daha güçlü bir sesle haykırmamız gerekiyor. Son zamanlarda görmek istemediğimiz manzaralar tekrar gündeme geldi bundan üzüntü duyuyoruz. O fotoğrafları görmek istemiyoruz. Birileri sahneye çıkıp o acıları bize yaşatmak istiyor. Tüm Türkiye'ye sesleniyoruz. Artık herkesin bu konuda duyarlı olması bu katliamlara savaşa son vermesi gerekiyor. Savaşların yaşanmasını istemiyorum diyen herkese sesleniyoruz; 1 Eylül'de güçlü bir sesle artık yeter dememiz gerekiyor. Çok kan döküldü. Umuyoruz bu son bulsun. Barıştan yana olan herkesi 1 Eylül'de alanlara çağırıyorum. Cezaevindeki onlarca insan hâlâ ölüme gidiyor. Çocuklarımızın ölmemesi için ve Kürt sorununun çözümü için barışa ihtiyaç var.Barış için mücadele edilmeliFikret Başkaya (Yazar):Bazı sorunların üzerine gidiliyormuş gibi yapılıyor, bazı sorunlar tartışılıyormuş gibi yapılıyor, bazı konularda da işler yolundaymış gibi bir zemin yaratılıyor. Bütün bunlar ikiyüzlülüktür ve seyirciyi oyalamaya yarayan ideolojik manipülasyondur. Dikkat ederseniz 365 günden her biri bir soruna ayrılıyor. O gün o sorun soruluyor. Ondan sonra her şey olduğu gibi süreçler kaldığı yerden devam ediyor. Bence bu iki yüzlülüğe son verilmesi gerekiyor. Eğer barış için gerçekten mücadele edilecekse nasıl gerekiyorsa öyle yapmak lazım. Kapitalizmle hiçbir sorununuz yok, liberal virüsün yarattığı tahribatla hiçbir sorun yok, emperyalizmi sorgulamıyorsunuz, ondan sonra yılda bir anma günü yapmak anlamsızdır. Bu her konuda yapılıyor. Barışın koşullarını yaratmak için mücadele etmek gerekiyor.Dünya, hiç bu kadar barışa muhtaç olmamıştıCahit Berkay (Müzisyen):Şimdiye kadar dünya, barışa hiç bu kadar muhtaç olmamıştı. Amerika'nın Irak'ta oluşturduğu büyük kaos ve İsrail'in Filistin'deki mezalimi doruk noktasında. Maalesef dünya olarak bu olayları oturmuş seyrediyoruz. Bu insanlık adına utanç verici birşey. Ama tavrımızı her zaman koymamız lazım. Barışa en çok ihtiyaç duyulan bir tarihten geçiyoruz. Teknolojik gelişmelere de bakıldığında insanların herkesin haberi var bütün olup bitenlerden. Duymadım görmedim diyemezler. Ama müthiş bir duyarsızlık var.Savaşa karşı net tavır almamız gerekiyorAlev Erkilet (Yazar):Bu tür günler ve haftalar hep sembolik açıklamalarla geçiştiriliyor. Komşumuza kadar gelip dayanmış emperyal bir savaş söz konusu. Bizde fiili işgal altındayız coğrafi olarak. Emperyal işgale karşı net bir duruş ve tavrımız olması gerekir. Ülke olarak, bireyler olarak herkesin savaşa karşı tavrını netleştirmesi gerekir. Ülke olarak Türkiye'nin bu konuda tavrını net olarak koyduğunu zannetmiyorum. ABD İngiltere emperyal çıkarlarına dayalı bir savaş altında olduğumuzu söylemek zorundayız. Sivil toplum örgütlerinin çok daha genel katılımıyla ortak bir açıklama yaparak tavır sergilemek çok daha faydalı olacaktır. Teorik izahlarda bulunmak, teorik cümleler kurmak değil somut adımlar atmak gerekiyor.HALK BARIŞI ANLATTIHerkes kardeşçe yaşasınSemra Evcin (24 yaşında, satış elamanı/Tunceli):Barış benim için halkların kardeşliğini ifade ediyor. Barış gibi ağır bir kelimenin halkların kardeşliği ile birleştirilmesi gerektiğin düşünüyorum. Bütün dünya halklarının birlikte ve kardeşçe yaşamasını istiyorum. Türkiye'de barışın koşulları ancak ırk, dil, din, cinsiyet ayrımı gözetilmediği takdirde sağlanabilir.Türkiye'de barışın koşulları yokDilek Karaboğa (18 yaşında, satış elamanı/Tunceli):Barış insanların kardeşçe yaşaması anlamına geliyor. Fakat Tükkiye'de bu sağlanamıyor. Türkiye'de barışın koşulları yok. Herşey olumsuz halde seyrediyor.Ucuzluk olsun, barış olsun...Özden Onur (Ev kadını/İstanbul): İnşallah her şey iyi olur barış olur. Ucuzluk olsun, huzur olsun barış olsun bu günleri unutalım. Savaşı kim ister ki?Ruhi Baştürk (Şoför/İstanbul):Barış insanların iyi geçinmesi demek. Bana göre Türkiye'de herkes iyi geçiniyor. Savaşın olduğu ülkelerde yaşayan insanların yerinde olmak istemem. Savaşı kim ister ki?Barış birlikte yaşamaktırAdem Erdemir (Çaycı/İstanbul):Barış birlikte yaşamaktır. Başka ülkelere göre Türkiye daha iyi bu konuda. Açlık sayısı Türkiye'den fazla olan ülkeler var. Amerika Irak'tan çekilmeliMurat Fırat (Öğrenci/İstanbul):Bütün ulusların savaş çıkarmadan beraber ve kardeşçe yaşamasıdır barış. Dünyada barıştan sözedilemez. Çünkü, bütün ülkeler kendi çıkarlarını düşünerek başka ülkelerin halklarına tecavüz ediyor. Örneğin Amerika'nın Irak'ı işgali gibi. Birçok insan öldü gerçi ama bence Amerika'nın Irak'tan çekilmesiyle ancak oraya barış gelebilir.



ÖNCEKİ HABER

MİT raporu Erdoğan'a sunuldu

SONRAKİ HABER

AA'dan 31 Mart seçimleri açıklaması: AA veri aktaran bir medya kuruluşudur

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa