31 Ağustos 2004 01:00

GÜNDEMDEKİ DOSYA -1
   (Barış için...)

Nazi ordularının 1 Eylül 1939'da Polonya'ya girmesiyle başlayan 2. Dünya Savaşı, insanlık tarihinin en büyük yıkımlarına neden oldu. Resmi rakamlara göre toplam 61 milyon kişi hayatını kaybetti.

Paylaş


Barış, aşîtî, peace... Nazi ordularının 1 Eylül 1939'da Polonya'ya girmesiyle başlayan 2. Dünya Savaşı, insanlık tarihinin en büyük yıkımlarına neden oldu. Resmi rakamlara göre toplam 61 milyon kişi hayatını kaybetti. Maddi zararın ise 1 katrilyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. 2. Dünya Savaşı'nın başlangıç tarihi olan 1 Eylül, savaşın başta insan olmak üzere doğa ve canlılar üzerinde yarattığı tahribat hatırlansın diye tüm dünyada "Barış Günü" olarak kutlanıyor. Dünyada savaşların yol açtığı ölümler, sosyal eşitsizlikten kaynaklanan açlık ve yoksulluk, bugün de devam ediyor. ABD'nin Afganistan ve Irak'ı işgali ile Ortadoğu'da her gün onlarca insan hayatını kaybediyor. Siyonist İsrail'in işgali altındaki Filistin'den her gün yeni ölüm haberleri geliyor. Barış, ülkemiz için de önemli bir sorun olarak ortada duruyor. Özellikle ülkenin doğusunda yıllarca süren ve yeniden başlayan çatışmalar, gelen ölüm haberleri barışa ne kadar ihtiyaç olduğunu bir kez daha gösteriyor. Şiddet, baskı, açlık ve yoksulluğun hüküm sürdüğü dünyada, barış hâlâ insanlığın en büyük umudu ve özlemi. Tüm dünyada kutlanan, 1 Eylül Dünya Barış Günü bu yıl da savaşa, yıkımlara ve açlığa karışı mesajlar içerecek. 1 Eylül vesilesiyle, siyasi partiler, kitle örgütü temsilcileri ve aydınlarla görüştük.


HER ZAMAN SOMUT BİR TALEP

Kamil Tekin Sürek (EMEP İstanbul İl Başkanı): 1 Eylül Dünya Barış Günü'nü, senede bir gün tören yapılarak geçiştirilen ve insanlığın genel barış taleplerinin olumlandığı gün olarak düşünmüyoruz. İşçi sınıfı ve emekçiler için barış talebi her zaman somut bir talep olmuştur. Günümüzde, ABD, Pax Amerikan denilen barışını bütün dünyaya dayatmaktadır. ABD barışı bütün dünyanın ABD emperyalizminin hegemonyasını kabul etmesi ve emperyalist kapitalizmin yeni dünya düzeni denilen sömürü düzenine karşı koymamasıdır. ABD işbirlikçisi ülkemiz egemenleri de ülkemizdeki sömürü ve baskı düzenine kimsenin karşı çıkmaması, ezilen sınıfların ve ezilen milliyetlerin mevcut durumun değişmesi talebinden vazgeçmesini bizlere dayatmaktadır. ABD'nin Ortadoğu'ya saldırması Afganistan ve Irak'ı işgal etmesi; Türkiye, Ortadoğu ve dünya halklarının ABD emperyalizminin ve ortaklarının yüzünü bir kere daha görmesine neden olmuştur. Ve emperyalizme karşı mücadele somut, güncel ve yakıcı bir mücadele olarak gündeme girmiştir. ABD emperyalizmine karşı mücadele Türkiye halkının da acil gündemidir. Öte taraftan, bunca çatışma, dökülen kan ve çekilen acılara rağmen egemenler ülkemizde Kürt Sorunu'nun demokratik çözümüne karşı direnmeye devam etmektedir. Göstermelik birkaç değişiklik, TRT'de yarım saat Kürtçe yayın, Kürtçe özel dil kursları elbette sorunun çözümü için yeterli değildir. Sorunun siyasi çözümü, Kürtlerin haklarının kabul edilmesi, pratikte devam eden olağanüstü hal uygulamalarının sona erdirilmesi, koruculuk kurumunun dağıtılması, köylerinden göçe zorlanan köylülere tazminat ödenmesi, Kürtçe eğitim hakkı, Kürt kültürünün geliştirilmesi vb. Bir dizi hak ve özgürlüğün elde edilmesi için mücadele de güncel ve acildir ve bu mücadele aynı zamanda barış mücadelesidir. İnanıyoruz ki; 1 Eylül barış günü nedeniyle yürüttüğümüz çalışmalar sonbaharda işçi sınıfının ve kamu emekçilerinin önüne gelecek yeni saldırı yasalarının püskürtülmesi mücadelesinin de önünü açacaktır. Bu mücadelenin başlangıcı olacaktır. Hükümetin,Kamu personel Rejimi Yasası, 2821 ve 2822 sayılı yasalarda yapılacak işçi aleyhine değişiklikler, SSK'nın özelleştirilmesi, Kıdem tazminatlarının kaldırılması girişimine karşı mücadele ile barış mücadelesini birleştireceğiz.


BÖLGESEL BİR CEPHE İÇİN

Kadir Akın (SDP PM üyesi): Bu 1 Eylül'de, ABD'nin Irakta'ki işgali, sıradaki ülkelere tehdidi ve en önemlisi NATO zirvesiyle bölgede planlarını yürütmede merkez ülke konumuna gelen Türkiye'ye biçtiği görevleri itibariyle güçlü bir antiemperyalist ve savaş karşıtı hareketin yaratılması tüm yakıcılığı ile önümüzde bulunmaktadır. Kürt sorununun geldiği boyut ve bununla doğrudan alakalı siyasal demokrasi talebimizle birlikte böyle bir cephenin yaratılması aynı zamanda kendi egemen güçlerimizle mücadale etmek bakımından da önemlidir. Üstelik kurulacak antiemperyalist cephenin, bögesel bir cephenin yaratılması ve halklar arası dayanışmanın yükseltilmesinde de ciddi katkıları olacaktır. 1 Eylül vasıtasıyla, güncel taleplerimiz olan F Tipi Cezaevlerinin kapatılması, genel affın sağlanması ve yeni Ceza İnfaz Yasası'nın geri çekilmesi için mücadelenin yükseltilmesi gerekiyor. Yine kalıcı barış için, Kürt sorununda demokratik çözüm gereksinimimizi de haykıracağımız bir gün olacaktır.


BARIŞ İKLİMİ DEĞERLENDİRİLMEDİ

Ali Ürküt (DEHAP Genel Başkan Yardımcısı) Bu yıl da bir dizi etkinliklerimiz olacak. Bir kez daha barış çağrılarını yineleyeceğiz. Biz dünyada barış istiyoruz. Filistin halkı İsrail'in baskısı altında, Irak'ta çatışmalar devam ediyor. Kan ve gözyaşı devam ediyor. Dünyada baskı ve şiddet yöntemleriyle sorunların çözülemeyeceği ortada. Sorunların diyalog yoluyla çözülmesinden yanayız. Ülkemizde de 15 yıllık bir çatışma ortamı yaşandı. Ortaya çıkan sonuç belli. Onbinlerce insan hayatını kaybetti. Daha sonra, 6 yıl süren tek taraflı ateşkes süreci oldu. Bu süreçte olumlu ve kısmi gelişmeler yaşandı. Çatışmaların durduğu yerde barış iklimi oluştu. Türkiye'yi yönetenler bu süreci değerlendirmediler diye düşünüyoruz. Daha çok sorunların ertelenmesi ve üstünün örtülmesi şeklinde değerlendirmek istediler. Ancak biliyoruz ki Kürt sorunu Türkiye'nin temel sorunlarından biri. Bu sorunun üstü örtülerek bir yere varılamaz. Bu sorunun adı konularak diyalog ve barış ortamında çözüm geliştirilmelidir. Gelinen aşamada, artık sorunlara baskı şiddet ve yok saymayla çözüm bulunamaz. 1 Eylül 2004'te barış ve demokratik çözüme çağrı yapıyoruz. Birçok ilde mitingler düzenliyoruz. Tüm demokratik güçlerle ve halkımızla birlikte barışı, kardeşliği ve özgürlüğü bir kez daha dile getireceğiz.


İŞGAL BİTMEDEN BARIŞ OLMAZ

Haydar İlker (ÖDP Genel Başkan Yardımcısı): 1 Eylül günü dünya insanları savaşa, işgale ve silahlanmaya karşı barış için sokaklara çıkmaya hazırlanıyor. Her yerden barış sesleri yükseliyor. ÖDP başka bir dünya isteyen savaş karşıtlarıyla birlikte, Filistin'de işgalci İsrail askerlerinin dipçiklerinin altında ağlayan çocukların, Irak'ta, Afganistan'da işgalci ABD askerlerinin işkence tezgahlarında inleyen direnişçilerin ve kendi kimliğini istediği için yerinden yurdundan göç etmek zorunda kalmış, yıllardır dört duvar arasında yaşamaya mahkûm edilmiş yoksul Kürt insanının barış, bağımsızlık, özgürlük mücadelesiyle enternasyonel dayanışmamızı dünya barışı ve demokratik yaşam için göstermek durumunda olduğumuzu düşünüyoruz. Emperyalistlerin Irak'taki ve Afganistan'daki işgaline son vermeden, Filistinliler özgürlüklerine ve devletlerine kavuşmadan, Kürt sorunu için demokratik, adil adımlar atılmadan bölge barışını sağlamak mümkün değildir. Bu nedenle dünyanın ve dolayısıyla bölge halklarımızın başına bütün çorabı ören başta ABD ve diğer emperyalistleri durdurmak zorundayız. Onların halkları birbirine kırdırma ve ezdirme politikalarına, Ortadoğuda istedikleri gibi at oynatma planlarına karşı bizler, barışın ve halkların kardeşliği için mücadeleye devam etmek zorundayız. Bugün dünya barışı için verilecek mücadele ABD ve diğer emperyalist haydutların Irak'tan kovulması, özgür Filistin'in yaratılması ve Kürt sorununun demokratik çözümü için; AKP Hükümeti'nin zaman geçirmeden ciddi ve köklü adımlar atması, yeniden bir çatışma sürecine Türkiye'yi sürüklememesi, demokratik kamuoyunun taleplerini yerine getirmesi; Kongra-Gel'in ise beş yıllık süreçten sonra yeniden savaş dönemine sürüklenmemesi, insanlarımızın barış özlemini kursaklarında bırakmaması, bölgenin sivil toplum örgütlerinin ve yurttaşlarının istemleri için ateşkes kararında ısrar etmesi talepleri ekseninde geliştirmek gerekiyor.


İSTANBUL 1 EYLÜL'E HAZIR İstanbul'da 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle çeşitli siyasi parti ve kitle örgütleri, yapacakları etkinliklerin takvimini belirledi. Oluşturulan Barış Platformu, etkinlikleri organize edecek. 1 Eylül Dünya Barış Günü savaşlara, katliamlara ve yıkımlara son verilmesi mesajlarıyla kutlanacak. İHD, DEHAP, EMEP, SDP, Halkevleri, ESP, Emekçi Kadınlar Birliği, KESK Şubeler Platformu'nun da içinde bulunduğu 20'ye yakın kurum tarafından oluşturulan "Barış Platformu" ile 1 Eylül'de ortak eylem yapılacak. 1 hafta sürecek olan eylem takviminde Tünel'den Taksim Meydanı'na zincirli yürüyüş, 5 Eylül'de Zeytinburnu'nda yapılacak barış şölenine kadar birçok etkinlik yer alıyor. Barış Platformu ayrıca, 2000 yılında HEDAP'ın 1 Eylül kutlamaları sırasında polisin müdahalesi sırasında apartman boşluğuna düşerek yaşamını yitiren Zeynel Durmuş için anma programı hazırladı. 5 Eylül tarihinde Zeytinburnu Kazlıçeşme Meydanı'nda "Halkların kadeşleşmesi için barış" adıyla düzenlenecek şölende Türkiye ve dünyaya barış çağrısı yapılacak. Emek cephesinde ise bu yıl DİSK ve KESK ortak eylemler yapacak. Basın bildirilerinin yanı sıra barış mesajı içeren seminer ve toplantılar düzenlenecek. DİSK sadece bir çok siyasi parti ve kitle örgütü ile ortaklaşa düzenlenecek olan "12 Eylül zincirlerini kıralım" adlı şölene destek vereceğini açıklarken, KESK 'Barış Platformu'nun tüm etkinliklerine katılacağını bildirdi. ÖDP, yapacakları basın açıklamalarıyla 1 Eylül Dünya Barış Günü'nü kutlamaya hazırlanırken, Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu ise, Beşiktaş İskele Meydanı'nda "Savaşın karanlığını mumlarımızla aydınlatıyoruz" adıyla oturma eylemi yapacak.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Cuntacılar yargılanmalıSultan Özer "12 Eylül 1980-12 Eylül 2004, 24 yıldır açık duran bir hesap için meydanlardayız, sokaklardayız..." sloganıyla yola çıkan 12 Eylül mağdurları ile bağımsızlıktan, özgürlükten ve halktan yana olanlar, 24 yılın hesabını sormak amacıyla 12 Eylül'de alanda olacaklar. 12 Eylül faşist darbesini, 24'üncü yıldönümünde yürüyüş ve mitingle protesto edecek olan 12 Eylül mağdurları, devrim şehitlerinin de fotoğraflarını taşıyacaklar. "24 yıldır süren büyük bir karanlığa mahkûm ettiler ülkeyi…Utancın ve zulmün 24. yılı…" diyen 78'liler, bu karanlık tablonun yaratıcısı, 12 Eylül darbecilerini protesto edecekler. 78'liler Girişimi tarafından organize edilen miting çalışmalarına, aralarında işçi ve memur sendikaları, kitle ve meslek örgütleri ile siyasi partilerin de yer aldığı onlarca örgüt destek veriyor. "Cuntacıların yaptıkları her şeyin hesabını halka vermesini sağlamak, bağımsız yargı, demokratik Anayasa, sendikalaşma ve örgütlenme özgürlüğü, Kürt sorununun demokratik, halkçı çözümü, özgür ve bağımsız bir ülke için" tüm devrimci, demokrat, ilerici, yurtseverleri ve cunta mağdurlarını mitinge katılmaya çağıran 78'liler, ancak güçlü bir ses olduklarında, 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasını sağlayabileceklerini söylüyorlar. Miting hazırlıkları kapsamında bastırılan afişler, çıkarılan bildiriler şimdiden Ankara sokaklarında; mahallelerde dağıtılmaya başlandı.

'Protesto edin' "12 Eylül 1980'de özgürleştirmek istediğimiz bu ülkenin coğrafyasına, sosyal ve siyasal hayatına kapkara bir bulut gibi çöktüler... Askeri faşist diktatörlüğün ne demek olduğunu bir kez daha gösterdiler, halkımıza ve dünya halklarına" hatırlatmasında bulunan 78'liler, afiş ve bildirilerinde 12 Eylül rejimini kınıyorlar. 12 Eylül'ün utanç tablosuna da yer veren 78'liler, insanlıktan yana herkesi bu mitinge katılmaya, darbecilere tepkilerini haykırmaya çağırıyorlar. 78'liler Ankara Girişimi Sözcüsü Ruşen Sümbüloğlu, gazetemiz aracılığıyla, kayıp anne ve babalarına, yakınlarına da seslenerek, şu çağrıda bulundu: "12 Eylül'de oğlunu, kızını yitirmiş anneler babalar, kardeşler; yitiğinizin resmini 78'liler Ankara girişimine mutlaka ulaştırın. Ulaştırın ki, O'nu sararmış dergi yaprakları arasından çıkartıp, bizimle birlikte nefes alan canlı hale getirelim, unutmadığımızı gösterelim." Sümbüloğlu, mağdurların hakkını ancak bu şekilde savunabileceklerini, darbecilerin peşine bu şekilde düşüp, yargılanmalarını sağlayabileceklerini düşünüyor. Ailelerin desteğine de şiddetle ihtiyaçları olduğunu, kayıp ailelerinin kendileriyle birlikte hareket etmesini istediklerini söylüyor.


12 EYLÜL'ÜN UTANÇ TABLOSU
  • 1 milyon kişi gözaltına alındı; 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
  • Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı; yaklaşık 100 bin kişi 'örgüt üyesi' olmakla suçlandı; 7 bin kişi için idam istendi, 517 kişiye ölüm cezası verildi, 259 kişinin idam dosyası Meclis'e gönderildi, aralarında henüz 17 yaşındaki Erdal EREN'in de bulunduğu 50 kişi idam edildi.
  • Binlerce kişiye müebbet hapis cezası, onbinlerce kişiye çeşitli hapis cezaları verildi.
  • 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelerle kanıtlandı, işkence sonucu ölen diğer yüzlerce kişi resmi kayıtlara giremedi, binlerce kişi işkence nedeniyle sakat kaldı.
  • İçeride ve dışarıda 300 kişi kuşkulu şekilde ölü bulundu.
  • Ülkenin dört bir köşesi cezaevleriyle donatıldı, siyasi tututuklular akıl almaz işkencelerden geçirildi.
  • 300 gazeteci saldırıya uğradı, 3 gazeteci öldürüldü, gazeteciler hakkında toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi, 13 büyük gazete için 303 dava açıldı, gazetecilere toplam 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi, gazeteler 300 gün kapatıldı, 49 ton gazete, dergi ve kitap 'sakıncalı' olduğu için imha edildi.
  • 23 bin 667 derneğin faaliyeti durduruldu, 937 film 'sakıncalı' bulunduğu için yasaklandı.
  • 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı; 338 bin kişiye pasaport verilmedi.
  • 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten çıkarıldı.


    ALANDA BULUŞMA ÇAĞRISI "Darbeciler Yargılansın - Demokrasi Mitingi" 12 Eylül günü Abdi İpekçi Parkı'nda yapılacak. Sabah saat 10.00'dan itibaren Ankara Tren Garı önünde buluşacak olan katılımcılar, ellerinde devrim şehitlerinin fotoğrafları ile Gar- Ankara Radyosu önünden Sıhhıye'ye yürüyecek. Yürüyüşçüler, darbenin ilk duyurulduğu Ankara Radyosu önünde bir süre durarak, başta Kenan Evren olmak üzere darbecileri protesto edecekler. Yürüyüşün ardından Abdi İpekçi Parkı'nda miting yapılacak. 78'liler Girişimi'nin organize ettiği mitingi, DİSK, KESK gibi konfederasyonların yanısıra, TMMOB, TTB, ASMMMO, Çağdaş Hukukçular Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği, 2 Temmuz Pir Sultan Abdal Kültür ve Eğitim Vakfı, Ankara Aydın Sanatçı Girişimi, TÜMTİS, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, İHD ve Eğit-Der'in yanısıra çeşitli siyasi parti ve kurumlar destekliyor.

  • ÖNCEKİ HABER

    Yurdumdan 'köye dönüş'
       manzaraları

    SONRAKİ HABER

    Merkezi yönetim brüt borç stoku 1 trilyon 210,6 milyar lira

    Sefer Selvi Karikatürleri
    Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa