Nasıl geriye dönsünler ki?

Nasıl geriye dönsünler ki?

Devlet, geri dönüşlerin sağlanması için 4 yıl önce "Köye Dönüş Projesi" başlattı. Projeye güvenerek 3 yıl önce geri dönen Tavsi köylüleri, binbir zorlukla ayakta duruyorlar.

Avrupa Birliği Komisyonu'nun 6 Ekim'de yayımlayacağı "İlerleme Raporu"nda, Türkiye'nin bazı alanlarda eksiklerini tamamlayamadığı görüşünün yer alacağı belirtiliyor. Bunlardan biri de, bölge illerinde yaşanan köye geri dönüş sorunu. Bütün engellemelere rağmen köyüne geri dönebilenler, binbir güçlükle boğuşuyor. Diyarbakır Mazıdağı'na bağlı Tavsi (Derecik) köyüne dönenler, bu sorunları en yakıcı şekilde yaşıyorlar. Tavsi köyü, 1993 yılında asker ve korucular tarafından yakıldı. Köyün yakınında gerillalar ve askerler arasında çıkan çatışmanın ardından köye gelen askerler, "Bunları siz saklıyorsunuz" diyerek köyü, eşyalar, büyük ve küçükbaş hayvanlarla birlikte ateşe verdiler. Köyden bir tek eşya bile almalarına izin verilmeden köylüler göçe zorlandı. İzmir, Çınar, Kızıltepe, Diyarbakır, Mazıdağı ve Batman gibi yerlere göç eden Tavsi köylüleri, 3 yıl önce köylerine döndüler. 9 yıl aradan sonra köye dönen köylüler, yeni bir yaşam kurmak istiyorlar ama bunu gerçekleştirecek imkânlardan yoksunlar. Devlet ise tamamen sırt çevirmiş onlara. 45 haneli köyün 10 hanesi dönmesine rağmen köyün elektriği 18 Mart seçimlerinden 2 ay önce bağlanmış. Kimsenin ev yapacak gücü yok.

Ahırdan eve yerleştiler Köyün tamamı harebe durumda. Köylülerin anlattığına göre köye dönüşleri hiç de kolay olmamış. Mazıdağı Karakolu komutanı onlardan köyü PKK'lıların yaktığına dair bir belge imzalamalarını istemiş. Köylüler önce bunu reddetmişler. Hatta köyün eski muhtarı Derweş Vural belgeyi imzalamadığı için feci şekilde dayak yedikten sonra imzalamak zorunda kalmış. Tavsililer bu durum karşısında düşünüp taşınıp 2-3 yaşlı köylünün bu belgeyi imzalamasına rıza göstermek zorunda kalmışlar. Amaç; köye dönüş yolu açılsın. Çünkü 1999 yılında birkaç kez köye dönmüşler ama askerler tarafından tekrar kovulmuşlardı. "Köyümü PKK yaktı" belgesi sorununu bu yolla halleden köylüler, 2001 yılında köye dönmüşler. Kimi köy yakılmadan önce ahır olarak kullandığı 3-5 metrekarelik yeri ev yapmış, kimi yakılan evinin ayakta kalan duvarlarının üzerine çatı yaparak bir odaya dönüştürmüş. Köye dönüş yapanlardan Fadıl Karcı, köyde 2 yıl elektriksiz yaşamak zorunda kaldıklarını ancak yerel seçimlerin öncesinde elektriklerinin bağlandığını belirtiyor. Devletin köydeki 12 aileden 6'sına 10 koyun yardımında bulunmak istediğini söyleyen Karcı, "Biz de tüm köylülere koyun verilmesini istedik. Ama kabul etmediler. Jadarma kamyonla getirdiği 60 koyunu geri götürdü" dedi. Köye dönüş yapan 12 ailenin ev yapmakta zorluk çektiğini belirten Karcı "Yeni bir yasa çıktığını duyduk. Göç-Der'e başvuracağız. Devletin zararımızı tazmin etmesini istiyoruz. 10 yıldır ekmediğimiz tarlamız, bahçemiz var. Yakılan kavaklarımız, bağlarımız var. Diri diri yakılan hayanlarımız, evimiz var. Hepsinin bedelini istiyoruz" diye konuştu. Karcı, şimdi koyun besleyerek ve tarla sürerek geçinmeye çalışıyor.


'HEPİMİZ PERİŞANIZ' Sabri Karcı, köy yakıldıktan sonra Çınar'a göç etmiş. Hamallık, inşaat gibi işlerde çalışan Karcı köye şartlı dönüş izni verildikten sonra traktörünü satarak birkaç koyun almış. "Babamın 70 dönüm arazisi vardı. Biz on kardeşiz. Bunu bölüştürdüğümüzde elimizde hiçbir şey kalmıyor. Aslında köyümüz hem tarım hem de hayvancılık için çok elverişli. Ama köy yakılırken tüm hayvanımızı da yaktılar. Köy yakılmadan önce herkesin 150-200 baş hayvanı 5-6 ineği vardı. Şimdi hepimiz perişanız" diyor.

'İNSANLARIN İÇİNDE ACI VAR' Derviş Karcı köyün gençlerinden. Şu an Çınar'da hamallık yapıyor. "Köyden göç eden biri başka ne iş yapabilir ki? Bizim hiçbir geleceğimiz yok" diyor. Derviş, "Eskiden köyümüz düğüne hazırlanan bir gelin gibi süslüydü. Çok güzeldi. Yıkılan evlere her baktığımızda o acıları, o günleri yeniden yaşıyoruz"diye konuşuyor.


'GERİ DÖNÜŞ' PROJESİ NE OLDU? Meclis İnsan Hakları Komisyonu raporuna göre Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde çatışmaların en yoğun olduğu 1990-1997 yılları arasında 3 bin 688 köy ve mezra boşaltıldı. Binlerce kişi evlerini, arazilerini bırakıp kent merkezilerine göç etmek zorunda kaldı. Göç edenler için zor günler başladı. Geçim sıkıntısı çeken, barınma ihtiyacını bile karşılayamayanların bazıları yargıya başvurdu. İç hukuk yollarından sonuç alamayanlar ise zorunlu göçten doğan zararlarının karşılanması için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) müracaat etti. AİHM'deki 358 başvurunun bir bölümü sonuçlandı. Türkiye, köylülere tazminat ödemek zorunda kaldı. Bölgede "güvenlik" sağlanınca, 2000 yılında "Köye Dönüş Projesi" başlatıldı. Proje için bütçeden ayrılan kaynakla, köylerin rehabilitasyonu hızlandı. Projenin başarıya ulaştığı illerin başında Siirt ve Mardin var. Her iki ilde boşaltılan köylerin neredeyse tamamı yerleşime açıldı. Projeyle birlikte yerleşime açılan ve geri dönüş yapılan diğer iller ise şöyle: Hakkâri'de boşaltılan 47 köyden 27'sine ... Diyarbakır'da 90 köyden 70'ine ... Bingöl'de 50 köyden 22'sine ... Batman'da 36 köyden 25'ine ... Şırnak'ta 101 köyden 46'sına ... Tunceli'de 151 köyden 100'üne geri dönüş yapıldı. 3 bin 688 köyün boşaltıldığı bölgede halen 2 binden fazla köy, yerleşime ve geri dönüşe kapalı durumda.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Korucular Süryanilerin köyünden çıkmıyorNail Kadırhan Şırnak'ın İdil ilçesinde 1994 yılında Süryanilere ait Sarıköy'e yerleştirilen korucuların köyden çıkmaması sorun oldu. Şırnak Valisi Osman Güneş, zamanın yöneticilerinin, korucuları hukuksuzca bu köye getirdiğini ifade ederek, "Bakanlıktan gelen emirle;jandarmaya, köyün boşaltılması için talimat verdim" dedi. Avrupa'ya göç eden Süryani vatandaşların şimdi köylerine dönmek istediklerini ve bunu kendilerine ilettiklerini bildiren Güneş, kendilerinin de bir hukuk devleti olarak bunu sağlamak zorunda olduklarını kaydetti. Bu köyün koruculara ait olmadığını ve bu nedenle çıkmaları gerektiğini vurgulayan Güneş, "Bu köyde oturmaya hakları yok. O evler başka vatandaşlarımıza aittir. Ev sahipleri evlerine yerleşmek istemektedir. Devletin oradaki köy korucularına hiçbir borcu yoktur. Koruculuk yapıyorlarsa, devlet bunun karşılığını vermektedir" diye konuştu. Şırnak'a 4 ay önce geldiğini ve Sarıköy'e bu süre içinde 3 kez gittiğini anlatan Güneş, şöyle dedi: "Ben bu koruculara daha önce İdil ve Karalar beldesi yakınlarında iki ayrı yerde yer verdim. Kendilerine ayrıca ev yapmaları için malzeme vereceğimi söyledim. Hatta altında ahırı bulunan ev projelerini bile kendim hazırlattım. Bunu kabul etmeyince, Cizre ilçesinde yapımı tamamlanan konutlardan vereceğimi söyledim. Oraya da gitmek istemediler. Bunlar, zamanın idarecileri tarafından buraya hukuksuzca yerleştirilmişler. Bakanlıktan gelen emirle, jandarmaya köyün boşaltılması için talimat verdim. Kanunlar çerçevesinde çıkmalarını istiyoruz. Kanunsuzca iş yaptıkları takdirde, gerekirse onların koruculuk görevlerine son vereceğim."

Korucular: Gidecek yerimiz yok Korucubaşı Mehmet Ali Bulut da Yayalar köyünde koruculuk yaparken, zamanın Şırnak Valisi ve İdil Kaymakamı tarafından bu köyde koruculuk yapmaları için kendilerine sözlü emir verildiğini söyledi. Önce 22 korucu olarak geldiklerini ifade eden Bulut, "Daha sonra 6 korucu için daha kadro verildi. Bize 'Bu köy sizin' dediler ve ailelerimizi getirdik. Bugüne kadar devletin yanında yer aldık ve bundan sonra da devletimizin yanında olacağız. Mayıs ve ağustos 2004 tarihleri arasında yazılı olarak köyü boşaltmamızı istendi" diye konuştu. Kendilerine daha önce başka yerlerde ev yapılması için yer gösterildiğini ve Cizre'de de konut verilmek istendiğini doğrulayan Bulut, "Biz 300 milyon lira maaşla Cizre'de yaşayamayız. Bu köyde 240 kişi yaşıyor, burayı boşaltırsak gidecek yerimiz yok. Bize ev yapılsın, biz de köyü boşaltırız. Bizim kimsenin toprağında gözümüz yok. Biz kimseyi tehdit etmiyoruz" dedi.

Süryaniler haber bekliyor Deyrülumur Manastırı Metropoliti Samuel Aktaş da Sarıköy'de daha önce yaşayan ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerine giden Süryani vatandaşların geri dönmek istediklerini ve bazılarının da yaklaşık 2 aydan beri manastırda kalarak köylerinin boşalmasını beklediklerini söyledi.

www.evrensel.net