24 Ağustos 2004 21:00

'İstimlak 2 ay içinde tamamlanacak'

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Alibeyköy'de istimlak çalışmalarını 1-2 ay içinde tamamlamayı arzuladıklarını söyledi. Alibeyköy'de düne kadar yapılan müracat sayısı ise sadece 12 idi.

Paylaş
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Alibeyköy'de su baskını yaşanan bölgede istimlak için resmi prosedürü başlattıklarını belirterek, "Bütün arzumuz, bu çalışmayı 1-2 ay içinde tamamlamak'' dedi. Topbaş, basın mensuplarının Alibeyköy'deki istimlak çalışmalarına ilişkin sorularını yanıtladı.

Resmi prosedür başladı Çalışmaların geçtiğimiz perşembe günü başladığını, bugün de gerekli evrakları imzalayarak resmi prosedürü başlattıklarını anlatan Topbaş, şunları söyledi: "Tebligatlar yapılacak. Ancak bu demek değil ki, 'tebligatları yaptık, hemen yarın yıkıyoruz'. Böyle bir şey yok. Bunlar bizim insanımız. Mağdur etmek diye bir düşüncemiz yok. Bütün arzumuz, bu çalışmayı 1-2 ay içinde tamamlamak." Topbaş, Alibeyköy'de sembol olarak başlayan bu çalışmaların diğer derelerde de artırılarak rahat sürdürülebilmesi için, derelerin tümünün "afet bölgesi" kapsamına alınması gerektiğini vurguladı. Alibeyköy'de yapılan müracaat sayısının bugün (dün) itibariyle 12 olduğunu ifade eden Topbaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "zlaşmayla çözmek isteyenler var. Bu demek değil ki, diğerleri uzlaşıya hazır değiller. Hazırlıklar başladığında, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın belirlediği fiyatların üzerine toleranslarımızı da koyuyoruz. Ayrıca bölgedeki eşraftan da 1-2 vatandaşı bu işe katarak, güncel değerlendirme yapıp vatandaşlarımızın daha rahat olmalarını istiyoruz." Topbaş, evlerinin istimlak edilmesine karşı çıkarak ''Ben burada doğdum, hayatıma burada devam edeceğim'' diyenler bulunduğuna da işaret ederek, şunları kaydetti: ''Ben kendi hayatıma bakıyorum. Üç defa yer değiştirmişim. İnsan illa bir yerde yaşayacak değil. Şartlar farklı yerde yaşamayı gerektiriyorsa, ona uymak lazım. Biz onları daha doğru yaşayacakları yerlere alacağız. İsteyen, bedeli nakden alıp başka yere yerleşebilir. İsteyene de istimlak bedelini mahsup ederek, geri kalanını da çok uzun vadeli ödeme planıyla konut sahibi yapmak istiyoruz.'' İstimlak edilecek konut sayısının ilk etapta 345 olduğunu, ancak bu rakamın artabileceğini belirten Topbaş, bu alan içinde okul bulunmadığını, sadece okul bahçesinden küçük bir alanın istimlak edileceğini söyledi.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Bir 'Manisa vakası' daha mı?İbrahim Açıkyer Manisa'nın Akhisar ilçesinde bir cinayet suçlaması nedeniyle yakınlarının gözaltına alınması üzerine Emniyet Müdürlüğü'ne giden Güngör Ailesi fertleri, burada "Getirin içerden copları demirleri" diyen başkomiser ve bir grup polisin saldırısı sonucu feci şekilde dövüldükleri iddiasıyla İHD İzmir Şubesi'ne başvurdu. Başvuruyu inceleyen İHD, olayı "İkinci Manisa Davası" olarak değerlendirdi. Akhisar'da 2 ay önce Ahmet Çadır, Bedrettin Güngör'den arabasını kullanmak için istedi. Güngör'ün arabasını kullandığı sırada Çadır, Ahmetli ilçesinde bir cinayet olayına karıştı. Olayın ardından Manisa Emniyet Müdürlüğü kapsamlı soruşturma başlatırken Çadır kayıplara karıştı. İşlerinden dolayı şehir dışına gitmek zorunda kalan Bedrettin Güngör, 13 Ağustos günü Emniyet Müdürlüğü'nden ifadesini vermek için çağrıldı. Bedrettin Güngör'ün evde olmaması üzerine kardeşi Hamdi Güngör gözaltına alınarak Akhisar Polis Karakolu'na götürüldü. Daha sonra ifade vermek için gelen Bedrettin Güngör, gözaltına alındı. İddialara göre, bunun üzerine Güngör'ün akrabaları polislerden gözaltı gerekçelerini öğrenmek istedi. Güngör'ün akrabalarından Yasin Güngör, bu sırada Süleyman isimli bir başkomiserin kendilerine küfür ederek, "Getirin içerden copları demirleri" diyerek kendilerine dayak atmaya başladığını belirtti. Karakol önünde dayak yediklerini iddia eden Güngör Ailesi'nden Behçet, Selamettin, Cengiz ve Kerem Güngör gözaltına alındı. Daha sonra dayak yiyenler Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne "kaza geçirdikleri" gerekçesiyle götürüldü. Güngör ve akrabalarına bir gün hastanede kaldıktan sonra kaza gördüklerine dair rapor verildi.

'Medya bizi suçlu gösterdi' Güngör Ailesi'nden Behçet ve Cengiz Güngör, "polise mukavemet ve karakol basarak adam kaçırmaya teşebbüs" gibi gerekçelerle 15 Ağustos günü tutuklanarak Manisa Cezaevi'ne gönderildi. Behçet ve Hamdi Güngör ise, 17 Ağustos günü cinayetin azmettiricisi Ahmet Çadır'ın gözaltına alınması ve kendi suçunu itiraf etmesi üzerine serbest bırakıldı. Gözaltında kötü muameleye maruz kaldığını iddi eden Bedrettin Güngör, şunları söyledi: "İfade vermek için gittiğimde ellerim kelepçelenerek gözaltına alındım. 5 gün boyunca gözaltında kaldım. Bu süre içinde baskılara maruz kaldım. Beni bir bodrum katına götürerek elektrik telleri gösterdiler ve tehdit ettiler." Kardeşi, oğlu ve yeğenlerinin suçsuz yere tutuklandığını belirten Güngör, "Biz yıllardır burada oturuyoruz. Ben DEHAP İlçe Başkanlığı da yapmıştım. Polisler sürekli bize baskı uyguluyor. Bu da bunun bir parçası. Aslında amaç bizim siyasi kimliğimiz" dedi. Olayın basına yansıma şeklinin ise tamamen polislerin kendilerini aklama şeklinde geliştiğini belirten Bedrettin Güngör, şunları dile getirdi: "Bizi suçlu konumda göstermek istiyorlar. Basında "2. Van olayı" ve "Teröristler karakol bastı" şeklinde verilen haberler tamamen bizi suçlu konumuna düşürdü. Oysa gözaltına alındıktan sonra suçsuz olduğumuz anlaşıldı. Ayrıca karakolun önünde de basında çıktığı gibi 30 kişi değil sadece 5 akrabamız vardı."

İHD'ye başvuru Güngör, olayın ardından İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi'ne suç başvurusunda bulundu. Olaydan 4 gün sonra Manisa ve Akhisar cezaevlerine giderek temaslarda bulunan İHD İzmir Şubesi'nden bir heyet, insanlık dışı bir uygulamayla karşılaştıklarına dikkat çekti. Manisa ve Akhisar'da bulundukları temaslar hakkında DİHA'ya bilgi veren heyet üyesi ve İHD Genel Yönetim Kurulu (GYK) Üyesi Necla Şengül, şunları dile getirdi: İlk olarak Manisa cezaevinde bulunan Behçet ve Cengiz Güngör adlı kişileri ziyaret ettiğimiz sırada durumlarının insanlık dışı uygulamaya maruz kaldıklarını gözlemledik. Behçet Güngör kafasına aldığı darbeler nedeniyle hafıza kaybına uğradığı için ancak son 2 gün yaşadıklarını hatırlayabiliyor. Yani olay anını kesinlikle hatırlamıyor. Diğerinin ise vücudunun her yerinden almış olduğu darbelerle yürüyemez hale geldiğini ve bunun kesinlikle bir işkence ve kötü muamele olduğunu söyleyebiliriz."

'Utanç verici bir durum' Güngör Ailesi'nin akrabalarını sormaya gittikleri sırada tutuklu konumuna düştüklerini dile getiren Şengül, yaşanan olayın insanlık onuruyla bağdaşmadığını ve bu durumun utanç verici bir durum olduğunu kaydetti. İHD olarak olayın peşini bırakmayacaklarını vurgulayan Şengül, "Geçmiş dönemde de Manisa'da benzer olaylar yaşanmıştı. Ancak biz bu kentin bu olaylarla anılmasını istemiyoruz" dedi.

ÖNCEKİ HABER

Rant köprüsü kenti tehdit ediyor

SONRAKİ HABER

Türkiye için çölleşme ve kuraklık uyarısı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa