Rant köprüsü kenti tehdit ediyor

Farkli güzergâhlar açiklanmaya devam edilse de Istanbul'a yapılacak 3. köprünün kentin kuzeyinde yapılacağı kesin görünüyor.

3. Köprü güzergâh tartışmaları ile yeniden gündemde. Geçtiğimiz günlerde karşı mücadele örgütlemek için Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi'nde bir araya gelen Mimar, İnşaat, Orman, Çevre, Harita, Makina Mühendisleri Odaları, Üniversite Öğretim Üyeleri ve demokratik kitle örgütleri, köprü ve bağlantı yollarının yapımının engellenmesi için nasıl bir mücadele çizgisinin izlenmesi gerektiğini tartıştılar. Toplantı sonrası sorularımızı yanıtlayan mimar mühendis ve kitle örgütü temsilcileri 3. Köprü projesinin bir "rant projesi" olduğunun yeniden altını çizerek köprüyü isteyenin büyük sermaye grupları olduğu vurguladılar.


Hükümet neden ısrarcı?

Prof. Dr. Sedat Ayanoğlu (Orman Mühendisleri Odası Marmara Şube Başkanı) 3. Köprü İstanbul trafiğine katkıda bulunmayacağına göre hükümet bu konuda neden ısrarcı? Buralarda arazi alanların, yatırım yapmayı düşünenlerin altyapı, ulaşım meselesinin çözülmesi meselesidir bu. Şile'de, Kâğıthane'de, Cendere deresinde, Kemerburgaz'da devam eden inşaatlarin baglanti yollarini tamamladilar. Son olarak köprüyü koymak kalmiş, onu da şimdi hallediyorlar. Bu planlar Gebze'den başliyor, Terkos kiyilarina kadar uzaniyor. Büyük rant söz konusu. Bunu paylaşanlar büyük bir yap-sat işi ile ugraşan firmalar olacak. Ucuza kapatilan alanlarin degerleri 20-30 katina çikacak. Bu arada Istanbul'un akciğerlerini yok edecek, su kaynaklarını kirletecek, kaçak yapılaşmayı özendirecekler. Başbakan Erdoğan, Belediye Başkanı olduğu dönemde Koç Üniversitesi'ne dava açanlardan biriydi, yine 3. köprüyü cinayet olarak nitendiren odur. O zaman söyledikleri ile bugünküler çelişiyor. Sermaye gruplarinin yasal ya da yasal olmayan örgütlerinin baskisi var.


Kaçaklar için ne yaptılar?

Yüksel Erdoğan (Orman Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi) 3. köprünün kaçak yapılaşmayı arttıracağını vurgulayan Erdoğan, Başbakan'ın kaçaklarla ilgili açıklamalarını da eleştirdi: Başbakan gecekonduları, kaçak katları acımasızca yıkın dedi. Asıl yıkmayanlara karşı ne gibi bir yaptırımı var onu söylemesi lazım. Neredeyse 3 yıldır iktidarda olmasına rağmen AKP imar mevzuatı ile, kaçak yapılaşma ile ilgili ne gibi yasalar meclise getirdi; bunlar ile ilgili en ufak bir gelişme yok. İşgal edilen orman alanları için kesinleşen binlerce mahkeme kararlarına rağmen hâlâ yıkım yok. Bunlar için idarenin ne gibi yaptırımları var? Sadece sel felaketi ile bu kaçak yapıları yıkın, kamulaştırın demek çözüm değil. Bu halkın tepkisini yatıştırmak için söylenen bir sözün ötesine geçmez.


Gündem değiştiriliyor

Mehmet Ali Candaş (Harita Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı) AKP hükümeti seçimlerle birlikte önce duble yol yapacağız dedi. Bunu sermaye çevreleri, otomotiv sektörü dayattı. Yapılan yollara bakın malzemeler özelliksiz olduğu için yollarda kısa süre içinde bozulmalar, çökmeler meydana geldi. Son zamanlarda tren kazalarının ardından Başbakan çıktı hemen 3. köprü açıklaması yaptı. Gündemi değiştirdi. Bu bugünün gündemi değil aslında. İstanbul'un kuzeyinde yeşil alanın içinde 2/B alanları var. Bu 2/B alanlarını elde etme kavgası var.


Köprüler kaçağı artırıyor

Ali Rıza Nurhan (Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Sekreteri) 1973 yılına kadar İstanbul'un bütün alanı Eminönü, Fatih ve Beşiktaş, Kadıköy ve Üsküdar iken 1. köprü ile var olan az sayıda gecekondu alanlarının Anadolu yakasına da atlamasına; Ümraniye gibi yeni yerleşmelerin ortaya çıkmasına sebep oldu. 2. köprü ile ise Sultanbeyli, Alemdağ, Reşadiye'ye kadar yerleşim uzandı. Elmalı Barajı kirlilik nedeniyle su rezevleri dışına çıktı. Ömerli su havzasının da birkaç kolu kirlendi. Avrupa yakasında Taşoluk, Arnavutköy ve Bolluca'ya kadar yapılaşma alanı büyüdü. 1984 yılında 2. köprünün yapımından sonra İstanbul'un rantından pay kapma yarışması sonucu kent uçsuz bucaksız bir yapı denizi haline geldi. 3. Köprü ile bu yarış sürecek. 2. köprü ve çevre yoluyla ulaşımı kısıtlı sağlayan bölgelerde yatırım kararları alınmış, bazı noktasal planlama kararları var: Olimpiyat stadı, Formula 1 tesisi, Koç Üniversitesi civarı. Bunların kente bağlantıları çok kısıtlı. 3. köprü ile kentle bütünleşik hale gelecekler. Üst gelir grubundan bu yatırımları yapanlar kazançlı çıkacak. Kentle bütünleşmeyen yerlerde kalan alanlar kaçak yapılaşmayı çekecek. Sel baskınları için yeni namzet yerler ortaya çıkacak. 3. köprü kaçak yapılaşmayı azdıracak bir yatırımdır. Orman alanları da tamamen kaybedileceği için kentte nefes almak, temiz su bulmak mümkün olmayacak.


Büyük rant projesi

Prof. Dr. Uçkun Geray (İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi) Boğaz Köprüsü büyük bir projenin bir halkasıdır. İçinde İstanbul'un kuzeyindeki yerleşimler, oluşturulması düşünülen turizm alanları var. Buralarda oluşmuş 2/B alanlarının değer kazanması var. Tapu senetlerinin el değiştirdiğini biliyoruz. 3. Köprü ile ortaya çıkacak güzergâh, bağlantı yolları komple düzenlenince görülecek ki, İstanbul'un belli bir kısmına, villa kentlere, hizmet götürmek içindir. Gaziosmanpaşa'nın kuzeyinde deniz kenarına düşen, maden alanlarından kalma 9 bin 400 hektarlık bir bölgede Turizm kompleksi düşünülüyor. Ona servis yapma niyeti var. Bu yüzden 3. köprü kamu yararına değildir. İstanbullu'nun geleceğini karartacak; suyunu, rekreasyon alanlarını tehdit edecek, kuzeyindeki yaban hayatı ortadan kaldıracaktır. 3. Köprü ormanın büsbütün yerleşime açılması anlamına geliyor.


Doğal yaşam kalmayacak

Yıldız Uysal (Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi üyesi) 1960'lardan beri savunulan, İstanbul'un doğu ve batısındaki nüfus dengelerinin değişmesi, Anadolu yakasının kendi içinde yeterli hale gelmesidir. Ama köprüler yapıldıktan sonra Avrupa'da çalışıp, Anadolu'da oturma eğilimi arttı. Bu boğaz geçişlerini teşvik etti. Bu kent politikaları açısından yanlıştır. İstanbul'un yaşam kaynakları, ormanları kuzeydedir. 2. köprünün bağlantıları yapıldıktan sonra Sultanbeyli, Samandıra, Sarıgazi'ye kadar nüfus arttı. 3. köprü daha kuzeye, Sarıyer-Anadolu Kavağı arasına yapılıyor. Köprü yapılıp bağlantıları Karadeniz Sahil Yolu'yla birleştirildikten sonra, doğal kaynaklar yok olacak, su sıkıntısı artacak. Bundan kim kazanacak? Bu rant yatırımıdır.


Yine mücadele edeceğiz

İsmail Üstün (Arnavutköy Girişimi Sözcüsü) 1998 yılında Arnavutköy-Kandilli arasına 3. Köprü yapılacağı açıklandığı zaman Arnavutköy halkı karşı çıktı, "Bu sadece Arnavutköy için değil İstanbul için gereksizdir" dedi. Ve bütün İstanbul'un desteğini istedik. Ulaşım sorunu bir bütün. Siyasi ortamın gidişatına göre zaman zaman bize değişik güzergâhlar dayatılıyor. Arnavatköylüler bugün de bu mücadele içinde yer alacak. Köprü tehlikesi kendi semtinden gittiği için rahatlaması söz konusu değil. Sarıyer ve Beykoz halkına da çağrımız, kendi semtlerine ve kendi kentlerine İstanbul'a sahip çıkmalarıdır. Kısa vadeli çıkarları, ya da kendilerine sunulabilecek muhtemel yarar açıklamalarına aldanmamalılar. Üniversite öğretim üyeleri 30 yıldan bu yana anlatmaya çalışıyorlar köprünün çözüm olmadığını. Arnavutköy şunu gösterdi, sorununa sahip çıkarsan sonuç elde edebilirsin. "Devlet karar verdi, yapacak bir şey yok" denmemesi lazım. Arnavutköy deneyimi bu anlamda olumlu bir deneyimdir.

www.evrensel.net