19 Ağustos 2004 01:00

İşte sözleşmeli öğretmen

Asgari ücretten bile az alıyorlar. Geçinebilmek için ek iş yapıyorlar. Sağlık hizmetlerinden yararlanamıyorlar. İş güvenceleri okul müdürünün iki dudağı arasında. Kendilerini öğretmen olarak bile göremeyen sözleşmeli öğretmenlerin sendikalaşma hakkı da yok.

Paylaş
Sözleşmeli öğretmenliğe, üniversiteden mezun olup iş bulamayanların ya da kadroya alınmayı bekleyenlerin hiç değilse bir süreliğine para kazanabileceği "geçici bir iş" olarak bakılıyordu. Öyle olmadığı kısa sürede ortaya çıktı. Artık sözleşmeli öğretmen sayısı onbinlerle ifade ediliyor ve bu sadece başlangıç. AKP Hükümeti, Kamu Yönetimi Temel Kanunu ile bütün öğretmenleri, hatta bütün kamu emekçilerini bu şekilde çalıştırmayı hedefliyor. Ankara Gazi Üniversitesi Felsefe Bölümü'nden mezun Emine Kocadağ sözleşmeli bir öğretmen. Formasyonunun olmadığını, olsa bile öğretmen olmasını sağlayacak sınavı kazanmak için 80-85 puan alması gerektiğini söyleyen Kocadağ, iki yıldır bu şekilde çalışıyor. Şermin Özgüler, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Tarih Bölümü'nu bitirmiş. O daha şanslı. Formasyonu ve sertifikası var. Ama sonuç aynı; 3 yıldır sözleşmeli öğretmenlik yapıyor. Özgüler "Bize 'kadrolu öğretmenlik yapamazsınız, etmiyorsunuz, şu puanı alamadınız' diyorlar. Ama sözleşmeli olarak yaptırmakta sakınca görmüyorlar" diyor. Sakarya Üniversitesi Turizim ve Otel İşletmeciliği mezunu olan Melike Layiç ise 5 yıldır sözleşmeli İngilizce öğretmeni.

Her yıl başka okula Sözleşmeli öğretmenlerin işvereni okul müdürleri. İşe alabildikleri gibi kovabiliyorlar da... Bir yılın sonunda biten sözleşmenin, her yıl yenilenmesi gerekiyor. Müdürle "arası iyi olmayanın" sözleşmesinin yenilenmesi için hiçbir neden yok. Bu nedenle, sözleşmeli öğretmenin asli görevlerinden biri de, idarecilerin "ricalarını" yerine getirmek olabiliyor. Emine Kocadağ bu tür dayatmalarla karşılaştığını belirtiyor. Kocadağ, Şermin Özgüler ve Melike Layiç her yıl başka okullarda çalışmış.

Kalite düşüyor Sözleşmeli öğretmen sürkülasyonu çok fazla. Bu öğrencileri de etkiliyor. "İlk başladığımda ikinci sınıftaki öğrencileri okuttum ve ben onların dördüncü öğretmenleriydim. Çocuklarda artık disiplin diye bir şey yoktu" diyen Kocadağ'ı, Melike Layiç şöyle tamamlıyor: "Yıl başlıyor ve bitiyor. Yani birinci sınıfta alıp mezun olurken İngilizce konuştuğunu göremiyorsun. Ben iyi öğretmen olduğuma inanıyorum, ama en kötü öğretmen de olsa işini başlayıp bitiren başarılı öğretmendir." Kendini öğretmen olarak göremediğini dile getiren Özgüler, "Bir gün okulun anlaştığı bankanın yetkilileri geldi ve müdür kadrolu olanları göstererek 'Öğretmen onlar, diğerleri sözleşmeli' diyerek ayrımını koydu" diye anlatıyor.

Yasayı bilmiyorlar Kadrolu öğretmenlerle de sorun yaşıyorlar. Okuluna göre değişmekle beraber Şermin Özgüler'in ifadesiyle "adam yerine koymayıp selam vermeyenlerin" sayısı hiç de az değil. Aynı işi yapıp düşük ücret almak ve tüm haklardan mahrum olmak, üstüne bir de böyle tutumlarla karşılaşmak bazı sözleşmeliler de "Yasa çıksın da onlar da bizim gibi olsun" duygusuna neden oluyor. Bazı kadrolular ise "Ben kendime güveniyorum. Performansa göre ücret verilirse, ben daha fazla para kazanırım" diyor. Özgüler, "Bu sistemi savunan çok öğretmen gördüm. Yasayı bilmiyorlar" diyor.

'İşçi' öğretmenler Sözleşmeli öğretmenler, tıpkı işçiler gibi SSK'ya bağlı çalışıyor. Çalıştıkları ayın ücretini alıyorlar ve ücretleri girdikleri ders saati üzerinden hesaplanıyor. Ayda 30 saatin üzerinde derse girmeleri yasak olduğu için SSK kesintileriyle birlikte asgari ücretin de altında, aylık ortalama 300 milyon lira alıyorlar. Emine Kocadağ, "Tek başıma kalıyorum ve 100 milyon lira kiram var. Kötü bir evde kalıyorum. Sinemayı unuttuk, kitap almıyoruz. Alsak da korsandan" diyor. Bu nedenle ek iş yapmaya başlamış, zihinsel özürlülere ders veriyor. Melike Layiç de özel İngilizce dersi veriyor. Şermin Özgüler ise ailesinden yardım alıyor. Yaz boyunca ücret alamadıkları için genellikle dersanelere girmeye çalışıyorlar, "Ruh halimiz çok kötü" diyen Kocadağ, daha iyi para kazanabileceği başka iş aramaya başlamış bile.


Stajyerlik istismar ediliyor Sözleşmeli öğretmenlerin durumu pek çok açıdan istismara açık. Daha önce, yeni mezunların stajyerliklerini kaldırmaları için bir yıl devlet okullarında çalışması gerekiyordu. Stajyerlik süresince de kadrolu öğretmenlerin haklarına sahip oluyorlardı. Artık dersaneler ve özel okullara da stajyerlik kaldırma hakkı verildi. Kadrolu öğretmen almayan devlet, mezun olan öğrencileri buralara yönlendiriyor. Özel okullar da stajyerliğin kalkması için "bir yıl ücretsiz çalışma", "400 milyon liraya çalışmayı kabul etme" gibi şartlar öne sürüyor. Öğretmenleri daha ucuza çalıştırmak için şantaja varan uygulamalar hayata geçiyor.

Sigorta aldatmacası Sözleşmeli öğretmenlerin sigorta primleri SSK'ya ödeniyor. Ancak part-time çalışanlar gibi haftada iki gün yatırılıyor. Oysa sağlık hizmetlerinden yararlanabilmeleri için sigorta primlerinin 4 ay sürekli ödenmiş olması gerekiyor. Her yıl 4 ay tamamlanırken okul bitiyor ve sağlık hizmetlerinden yararlanamıyorlar.


Örgütlenme hakkı yok Sözleşmeli öğretmenlerin statüleri tam olarak belli olmadığı için örgütlenme hakları da yok. Eğitim Sen'e fahri üye oluyorlar. Sendikaya gelip gidiyorlar ama yapılan toplugörüşmeler onları etkilemiyor. Mayıs ve haziran ayı ücretleri "kaynak yok" denilerek ödenmeyen sözleşmeli öğretmenler, en yakıcı sorunları için bile bir araya gelemiyorlar. Kimse de getirmeye çalışmıyor.

ÖNCEKİ HABER

Irak'a gitmeme kararı

SONRAKİ HABER

Artı Gerçek: Açlık grevlerine dair olumlu gelişmeler yaşanabilir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa