19 Ağustos 2004 01:00

GÜNDEMDEKİ DOSYA -3
    (7.4'ten 5 yıl sonra)

17 Ağustos depreminden büyük zarar gören yerlerden Avcılar'da, depremzedeler tarafından eski belediye başkanı, müteahhitler ve kontrol uzmanların hakkında açılan davalar halen devam ediyor.

Paylaş
Üniversiteleri, hastaneleri, düzenli sokak ve caddeleri, çevre yollarıyla örnek gösterilen Avcılar, 17 Ağustos depreminde çok ağır bir yara almıştı. Sosyal ve ekonomik yapısı çöken ilçeden göç edenlerin sayısı onbinlerle ifade edilirken diğer bir yandan da kiraların düşmesiyle de göç alarak yürek burkan bir çelişkiyi de ortaya koyuyordu. Resmi kayıtlara göre 12 bin aile, deprem sonrası Avcılar'dan ayrılmıştı. Tahmini rakamın 120 bin civarında olduğu belirtiliyordu. İlçede birçok evin arsa tapusu olsa bile daire tapusu bulunmamaktaydı. Bu nedenle tapusuz depremzedeler devlet kredisinden yararlanamadı. 5 yıl geçmesine rağmen depremzedelerce eski belediye başkanı, müteahhitler, kontrol uzmanları hakkında açılan ceza ve tazminat davaları ise halen devam ediyor. Yıkım kararı alınan bir bina hakkında mahkemeye başvurup onarım kararı alındığı, ağır hasar görmüş binaların yerine tekrar konut, işyeri hatta büyük alışveriş merkezleri yapılmak üzere planlandığı da hafızalarımıza kazınmış durumda. Avcılar'da yaşanan deprem hakkında bilgi veren Gümüşpala Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu üyesi Halil Şamcı ise hemen cadde üzerinde olan ve depremde hasar gören 6 katlı binayı gösteriyor "Diğer güçlendirme çalışmaları hakkında fikir sahibi olmanız açısından" sözleriyle... Binaya baktığımızda ise köşesine bir beton kolonla yapılan "güçlendirme"çalışmasını hemen farkediyoruz. Diğer bir dikkat çeken nokta ise otomotiv galerileri... Yıkılan birçok binanın yerine yenisi yapılırken yapılmayanların arsalarına ise oto galeri kurulduğunu öğreniyoruz. Dernek depreminin ardından kurulmuş. Dernek kurucuları Dep-Der adını almak için Valiliğe başvurmuşlar. Valilik ise, infial yaratıyor gerekçesiyle izin vermeyince derneğe mahallelerinin ismini koymuşlar Gümüşpala'lılar. Dernek olarak, hukuki sorunları çözmek için avukat tutmaktan, depresyona giren insanlara psikiyatris tedavisi sağlamaya kadar maddi ve manevi birçok yardımda bulunmuşlar. Şamcı, " Depremzedelerin çoğu taşındı Avcılar'dan. Kimse kalmayınca, dernek de bir anlamda işlevsizleşmeye başladı." diyor. Devlet tarafından kalıcı hiçbir yardım yapılmadığını belirten Şamcı sözlerini şöyle sürdürdü, " 1-2 milyar lira arası bina güçlendirme parası verildi. Şimdi bu parayı ayda 30 milyon vererek geri ödemeye başladık. Ev yapabilmek için belediyeden arsa istedik, vermedi. Onlar arsa verseydi Hollanda'dan bir kurum finansman için destek verecekti. Şimdi hasarlı birçok binaya beton kolonla destek yapılıyor, yıkılan binanın yerine aynı binayı yeniden dikiyorlar."


TÜM AİLEYİ BİR GECEDE YİTİRDİK Depremde 21 yaşındaki kızı Rahime'yi ve 5 yakınını kaybetmiş İsmail Durak. Rahime Durak deprem gecesi dedesinin evindeymiş. Ve 2 katı kaçak olan 5 katlı bina yerle bir olmuş. Kaynanam, kayınbabam, baldızım, baldızımın çocuğu, bacanağım bütün bir aileyi bir kerede yitirdik diyen İsmail Durak, " Binanın tahlillerini yaptırdım ve iki katın kaçak olduğunu öğrenince mahkemeye verdim. 5 yıl geçmesine rağmen bir sonuç çıkmadı. Kızım öldüğü için sadece 750 milyon para verdiler" Durak ailesi, 1,5 ay Ömer Seyfettin İlköğretim Okulu'nda 1 ay da Sarıyer Orman Müdürlüğü misafirhanesinde yaşamışlar. Çadır istediği için Avcılar Kaymakamı kolundan tutarak makamından dışarı atmış Durak'ı. Depremin ardından işsiz kalan Durak, 3 yıl daha sigortalı çalışabilirse emekli olacakmış. Boş kalmamak için kahvede çalışan Durak, "Her şeyden önce bir iş istiyorum. Nereye gitsem yaştan dolayı almıyorlar. Belediye Başkanı Değirmenci'ye defalarca giderek iş istedim. Adımı ve adresimi alarak geri gönderdiler. 3 çocuğum okuyor biri üniversitede, biri anadolu lisesinde, biri düz lisede. Çocuklarım çok başarılı. Ceketimi satıp dilencilik yaparım onları yine okuturum.


Deprem master planı uygulanmayı bekliyor 17 Ağustos'un üzerinden 5 yıl geçti. Neler yapıldı? Alınmış ciddi bir önlemden, yaşanacak deprem hasarlarını azaltmaya yönelik somut bir gelişmeden bahsedemeyiz. Bir deprem olduğu anda neler yapılabilir, yaralar nasıl sarılır diye düşünülüyor ama depremin hasarlarının ve can kayıplarının önlenmesiyle ilgili bir çalışma yapılmıyor. Yıllardır depremden önce bir şeylerin yapılması gerektiği uzmanlar tarafından ısrarla vurgulandı. Ama birkaç tane okulla, bir iki hastanede, viyadük ve karayolları köprülerinde yapısal güçlendirmeler dışında hiçbir şey yapılmadı. Bundan sonra neler yapılabilir? Bunun öncesi sonrası yok. 3 ayla 32 yıl arasında geçecek bir süre içerisinde İstanbul'da büyük bir deprem olabilir denmişti. 32 değil 35 yılda, bugün yarın da olabilir. İstanbul önemli ve büyük bir deprem bekliyor. Büyük kayıplara yol açacak yapı zaaflarını giderebilmek için hemen çalışmalara başlamak gerekiyor. Neler yapılacağı meçhul değil. Büyükşehir Belediyesi ve 4 üniversitenin geçen yıl bitirdikleri bir çalışma var. İstanbul Deprem Master Planında neler yapılması gerektiği çok ayrıntılı ve açık bir şekilde anlatılıyor. Bunlar teknik yapıların taranması, hangi yapıların elden geçirilmeye ihtiyacı olduğunun saptanması, yapıların güçlendirilmesi, güçlendirilemeyecek gibi görülen yapıların tek tek yıkılması, bu yapıların çok olduğu semtlerde de o semtin bütünüyle yeniden yapılması... Kentsel dönüşüm adı verilen uygulama. Bunların hangi yollarla yapılacağı Deprem Master Planı raporunda yazıyor. Bunların yapılabilmesi için ne tür yasal engeller var, engel olan yasalarda nasıl değişikler yapılması gerekiyor, yapılacak çalışmalara kaynak nasıl bulunur, nasıl bir takım fonlar çıkarılabilir onlar nasıl işletilebilir tümüyle yazmakta planda. İstanbul'da yapılması gereken her şey beğenen beğenmeyen olabilir ama hiç değilse böyle derli topluca dört üniversitenin görüş birliğine vardığı bir plan ve program şeklinde masanın üzerinde duruyor 1 yıldır. Zaman kaybetmeden uygulamaya geçilmesi gerekiyor. Ülkenin bir deprem haritası çıkarılması ve deprem bölgeleri için gerekli önlemlerin alınması bakımından bir hazırlık yapıldı mı? Türkiye deprem konusunda bilimsel açıdan yoksul bir durumda değil. Dünyada deprem hattında olan birçok ülkeden daha fazla bilgi birikime ve bu konuda çalışacak insana sahip. Devamlı güncelleştirilen deprem risk haritası bulunmakta. Türkiye kentleşirken son 30- 40 yılda çok plansız, düzensiz kentleşti, yap-satçılıkla kötü bir kentleşme ortaya çıktı. İstanbul'daki yapıların çok büyük bir kısmı ruhsatsız ve bir plana uygun değil. Tüm Türkiye kentleri içinde bu söz konusu aslında. Türkiyenin ihtiyacı deprem risklerini gösteren haritalar değil, o risklerin bulunduğu yerlerdeki yapıların nasıl elden geçirileceği, yeniden nasıl yapılandırılacağı, düzenleneceğidir. Yerel yönetimlerin, merkezi yönetimlerin bugün çok farklı bir anlayışta olması gerekiyor. Beklenen deprem gerçekleştiğinde nasıl sonuçlar doğurur? Şimdi depremin ardından birçok yol kapanacak. Yolların genişliği ve yapıların kat yüksekliği önem kazanıyor bu noktada. Bir yapı yıkıldığı zaman yolun tamamını kaplamayacak bir enkaz oluşması lazım ki o yol halen kullanılabilsin. İstanbul'da buna göre planlanmış ama ondan sonra yapılan imar aflarıyla kat yükseltilmiş. 3 katsa 6 kata, 5 katsa 8 kata... Biri yıkılsa bile yollar kapanacak. İkincisi en iyi teknoloji ile yapılan yerlerde bile doğalgazlardan yangınlar çıkabilir. İstanbul'daki doğalgaz sistemi de çok büyük zaaflar taşıyor, deprem esnasında yüzlerce yangın çıkacak. İstanbul'da olmadık yerlerde, en önemli ulaşım yolları üstünde otogaz istasyonları, kimyasal ve yanıcı madde depoları var. Tüm bunları göz önüne aldığımız zaman şehirde tam bir kaos yaşanacak. İstanbul'da ya da başka bir yerde deprem olduğu zaman asker koşup düzeni sağlıyordu. Şimdi bu durumda İstanbul'a kalkıp asker yığarak bu sorunu çözmek de mümkün değil. Ayrıca aşağı yukarı 80-90 bin kişinin mutlaka öleceği, 1 milyon insanın evsiz, iş yerlerinin zarar görmesi nedeniyle 2 milyon insanın işsiz kalacağı, birçok köprünün, hastanenin, okulun yıkılacağı net açık bilimsel yöntemlerle ortaya konmuştur. Bunlara karşı alınan önlem yok. Valilikte, belediyelerde kurulmuş komitelerde herkesin görevi belli denildi ama sonradan Sayıştay bunları incelediğinde orda görevli insanın görevinden haberi olmadığı ortaya çıktı. Deprem master planının bir an önce uygulanmasından başka bir çıkar yok. BİTTİ

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Irgatın ekmek göçü Ali Alver İşsizliğin yoğun olarak yaşandığı illerin başında gelen Diyarbakır'da, ırgatların batı illerine göçü devam ediyor. Diyarbakır Tren Gar'ında Güney Ekspresi'ni bekleyen ırgatlar üzüm toplamak için Manisa'ya doğru hareket ediyorlar. Yanlarına kuru erzak ve yataklarını almışlar. Çuvalların içine yerleştirdikleri eşyalarını trene koymak için sabahın erken saatlerinde gara gelmişler. Trenin kalkış saati yaklaştığında gardaki hareketlilikte artmaya başlıyor. Irgatlıkta yaş ayrımı yok. Kimi kundaktaki bebesi, kimi bastonuyla çıkıyor yola...Irgatlığa ailecek gidiyorlar, evlerine ekmek götürmenin telaşıyla.

Irgatın yaşı yok 18 yaşındaki Reşit Aydın Silvan ilçesinden gelmiş. Üzüm bahçelerinde çalışmak üzere Manisa'ya gidiyor. "Doğuştan işsizim" diyen Aydın, iş bulamadığı için Manisa'ya gitmek zorunda olduğunu ifade ediyor. Zeki Çınar, 17 yaşında. O da iş aramış ama bulamamış. Diğer işsiz arkadaşları şimdi Manisa yolunu tutmuş. Reşit ve Zeki ailesi ile birlikte gidiyorlar ırgatlığa. Irgatların günlük yevmiyeleri ise, geçen yılla nerdeyse aynı. Her ikisi de 10 milyona çalışacaklarını belirtiyor ve "Bu ücrete razı olmak zorundayız" diyor.

Garda geceliyorlar Derdini Kürtçe anlatan Nazime Türün ise 70 yaşında. Eşi 'yataktan kalkamayacak kadar hasta olduğu için ırgatlığa gitmek' zorunda olduğunu belirtiyor. Türün fotoğrafının çekilmesini istemiyor. 14 yaşındaki Cesur Şaylığı da, ailesinin geçimini sağlamak umuduyla kardeşiyle birlikte tren yolunu tutmuş. Sulubağ köyünden gelen Cesur, birkaç gündür tren beklediklerini ve eşyaları olduğu için geceleri garda beklemek zorunda kaldıklarını ifade ediyor. Eşyalarını trene yükleyen ırgatların saat 16.00'da ayrılık vakti geliyor. Güney Ekspresi düdüğünü öttürerek hareket etmeye başlıyor.

ÖNCEKİ HABER

'Gökçek'in aile albümü mü?'

SONRAKİ HABER

Kılıçdaroğlu: Kürtçe için yasal düzenleme yapılmalı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa