18 Ağustos 2004 01:00

GÜNDEMDEKİ DOSYA-2
   (7.4'ten 5 yıl sonra)

Adapazarı ve Düzce'deki prefabriklerde görüştüğümüz depremzedeler, yerel yöneticilerin prefabrikleri terk etmeleri için baskı yaptığını aktarıyorlar.

Paylaş


BİZİ SOKAĞA ATIYORLAR 7.4 büyüklüğündeki depremde en fazla yıkımın ve can kaybının yaşandığı yerlerden biri olan Adapazarı'ndayız. Burada depremin; insanların yaşamlarındaki izleri kadar, kentin mimarisindeki izleri de sürüyor. Depremden zarar görmüş olan büyük binaların, onarıldığı inşaatlara rastlıyoruz. Bunun yanında, yol kenarlarında depremin yıkıntılarından kalan molozlar göze çarpıyor. Tıpkı İzmit gibi Adapazarı'nda da, prefabriklerin birçoğunun kaldırıldığını, içinde yaşayanların da kendi olanakları ile ya kiraya ya da yakınlarının yanlarına taşınmaya yönlendirildiğini öğreniyoruz. Burada prefabrikte yaşayan depremzedelerin durumunu yerinde görmek için Adapazarı'nda Hacıramazanlar köyündeki Dernekkırı prefabriklerine gidiyoruz. Burada yaptığımız sohbetlerde öğrendiklerimizden birisi şu: Kadınlar arasında sigara içme oranında depremden sonra artış olmuş. Buradaki prefabrikleri gezerken, küçük bahçesini çiçeklerle doldurmuş, barındığı sınırlı büyüklükteki mekânı olabildiğince yaşanır hale getirmeye çalışmış bir aileye yaklaşıyoruz. Ali Osman Zabun, büyük depremde abisini ve yengesini yitirmiş. Anlatırken hâlâ onların acısını derinden yaşadığını hissediyoruz. Depremden sonra bir süre çadırlarda kalmışlar. Buraya da 1999'un 12'inci ayının 2'sinde gelmişler. "9 yaşında bir kızım var, prefabrik okulda okuyor. Aldığı eğitim çok zayıf. Birçok ders boş geçiyor. Dolu geçen derslere gelenler de tecrübesiz, yeni insanlar. Kısacası biz burada 3. sınıf insan muamelesi görüyoruz" diyor. Zabun, prefabrik okulunda 600 depremzede çocuğun eğitim gördüğünü, buna karşılık sadece 12 öğretmenin bulunduğunu anlatıyor. Ali Osman Zabun, son iki ay için 28 milyon lira elektrik faturası ödediğini, ancak elektriklerin çok zayıf geldiğini aktarıyor ve ekliyor: "1 ay olmadı, iki ev yandı. Tesisat sorunundan ötürü." Buraya elektrik akımını sağlayan ana trafo belirli bir kapasite öngörülerek yapılmış. Ancak, daha sonra çok sayıda başka prefabrik de buraya kaydırılınca, ister istemez prefabrik başına düşen elektriğin miktarı azaldığı için, elektrikli ev eşyalarında bozulmaya neden olan, dahası yangınlarla sonuçlanan olaylarla karşılaşılmaya başlanmış. Ali Osman Zabun, "Ben meraklı bir insanım. Bulunduğum yeri güzelleştirmek isterim" diyor ve bizi prefabriğinin içine davet ederek gösteriyor. Düzenli mutfak dolaplarının dışında duvarlarda çerçeveli küçük tablolar dikkati çekiyor. Zabun ailesi, bir bölümü de kapıyla bölerek yatak odası haline getirmiş. Devletten beklentisini de şu sözlerle dile getiriyor Ali Osman Zabun: "Bir konut isteriz. Bedava da istemiyoruz. Geri ödemeli krediler sağlanarak olabilir bu. Yarın çocuğum büyüdüğünde, mutlaka o da başkaları gibi daha iyi bir mekânda yaşamak isteyecektir." Onlardan ayrılıp prefabriklerin aralarında dolaşırken, dışarıda fasulye ayıklayan kadınlara ve bir sandalyede oturup çevreye bakınarak vakit geçiren bir amcaya gözümüz ilişiyor.

"Kolay gelsin. Oturabilir miyiz?" Depremzedelerin yaşamlarını yansıtan bir dizi hazırladığımızı söyleyince bizi sıcak karşılıyorlar. "Nasıl yaşıyorsunuz? Günleriniz nasıl geçiyor?" diye sorduğumuz da, yaşlı amca fasulye ayıklayan eşini göstererek, "Veresiye fasulye alırsın, öyle yaşarsın. Arada kahveye gidiyorum. Sabah oluyor, akşam oluyor. Öyle yaşarsın işte" diyor. Devlet 2-3 ayda bir yiyecek veriyormuş. Kadınlar da ev işleri dışında, yakındaki prefabriklerdeki komşularına gidip gelerek günü akşam ettiklerini anlatıyorlar.


2 BİN DEPREMZEDEYE YOK, EKŞİOĞLU'NA VAR Düzce Dep-Der yöneticilerinin dile getirdikleri bir başka önemli nokta da, depremzedelerin konut sorununu çözmek için istedikleri boş arsalar konusunda kendilerine olmadık bürokratik engeller çıkarılırken, bu arsalaların başkalarına "49 yıllığına kiralanmak" yoluyla veriliyor olması. Örneğin Ekşioğlu İnşaat'a verilen ormanlık arazi bunlardan birisi. Ekşioğlu İnşaat, çok geniş bir alana sahip bu bölgeyi 49 yıllığına kiralamayı "başarmış" ve etrafını da tel örgütlerle çevirmiş. Düzceli 2 bin depremzede de başlarını sokacak böyle bir yere sahip olabilmek için kooperatif kurmuş ve yıllardır uğraşıyor. O da yetmiyor, sık sık Ankara'nın yolunu tutmak zorunda kalıyorlar.


SÖZLER TUTULMADI Düzce'de prefabriklerde yaşayan depremzedeler, her an bu konutlardan sokağa atılacak olmanın tedirginliği içinde yaşıyorlar. "Her gün burada 2-3 prefabrik sökülüyor" diyorlar. Onları burayı terk etmeye zorlamak için sürekli suların kesildiğini, birçok prefabriğin de elektriğinin kesildiğini anlatıyorlar. "Durumumuz iyi olsa zaten burada oturmayız" diyor hepsi. Birisi "Ben de eşim de 58 yaşındayız. 28 yaşında oğlum, 24 yaşında bir kızım var. Başımızı sokacak bir yerimiz olsa burada ne işimiz var?" diye soruyor. Bu prefabrikte bize yaşadıklarını anlatmak için toplanan depremzedelerin büyük çoğunluğu oylarını AKP'li Belediye Başkanı'na vermiş. Belediye Başkanı seçim zamanı, eğer kazanırsa sorunlarını çözmeyi vaat etmiş, "Eğer kazanırsam, kimse sizi buradan atamayacak" demiş. "Şimdi bunların hepsi boş çıktı" diye tepki gösteriyorlar. Üstelik, prefabrikleri boşaltmaları için, sık sık yangın çıkarıldığını anlatan depremzedeler; bu yangınların da "birileri" tarafından yönlendirilen tinerciler tarafından çıkarıldığını belirtiyorlar. Hepsinin tek umudu, kurdukları kooperatif yoluyla başlarını sokacak küçük bir konut sahibi olabilmek.


DEPREMZEDEYDİ BODRUMZEDE OLDU Dep-Der Düzce Şube Başkanı Ayşegül Şenol, Düzce'deki kalıcı konutlarla ilgili bir başka sorunun ise, içinde yaşanamayacak halde olan bodrum kat sorunu olduğunu söylüyor. Düzce'de 856 tane bodrum tipi daire olduğunu aktaran Şenol, "Yaşanan bu durum nedeni ile şimdi bir de bodrumzedeler dediğimiz bir kesim oluştu" diye aktarıyor. Ayşegül Şenol, yerinde göstermek için bunlardan birine bizi götürüyor. Abdullah Kuşçuoğlu'nun hak sahibi olduğu bu daire; yeni yapılmış olmasına rağmen, inşaat bilgisinden yoksun olarak yapıldığı için her tarafı dökülen, nemden, rutubetten kırılan bir gecekonduyu andırıyor. Kuşçuoğlu bu nedenle, borçlanarak ödeyeceği bu dairede oturmayı reddetmiş ve davacı olmuş. Mahkeme kararı ile oluşturulan bir heyet de, bu daireyi inceleyerek içinde insanın yaşamasına olanak bulunmadığını teyit etmiş. Ve konut sorununa çözüm bulmak isterken, yeni bir dert sahibi yapılan depremzede Abdullah Kuşçuoğlu da, bodrumzede olarak yaşamaktan ancak mahkeme yoluyla kurtulabilmiş.


Ankara'nın peşindeyiz Adapazarı'ndan sonra geldiğimiz Düzce'de uğradığımız DEP-DER'in 3250 üyesi var. Depremzede dernekleri içinde en örgütlü olanı DEP-DER Düzce Şubesi. Depremzedelerin kendi evlerini yapmalarına dönük kooperatifleşme girişimi ilk burada başlamış. Diğerleri burayı örnek almışlar. Şubenin yönetim kurulu üyelerinden Necmi Gür, dernek üyeleri içinde kooperatiflerinin üye sayısının 1050 olduğunu belirtiyor. Gür, prefabriklerin Vali'nin baskısı ile boşaltıldığını, gerekçe olarak da "çevre kirliliğinin" gösterildiğini anlatıyor. Ancak, yüklü deprem yardımları ve bütün vatandaşlara yansıtılan deprem vergilerinden elde edilen gelirlere rağmen, depremzedeler sorunlarına çözüm bulunmadan "çevre kiri" olarak görülerek buralardan da kapı dışarı ediliyorlar. Burada, 7100'ü Afet İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, 522'si de Dünya Bankası kredileriyle 7622 kalıcı konut yapılmış. Ancak Dep-Der Düzce Şube Başkanı Avukat Ayşegül Şenol, 12 Kasım 1999'da gerçekleşen depremde Düzce'de yıkılan konut sayısının 16666 olduğunu hatırlatıyor. Yani şu ana kadar yapılanın çok daha üzerinde. "5 yıl geçmesine rağmen depremin afete dönüşmesinin gerçek sorumluları yargılanmış değil" diyen Şenol, depremzedeleri konut sahibi yapmak için kurdukları kooperatifin girişimleri konusunda da güçlüklerle karşılaştıklarını anlatıyor. Başbakan'ın kendileri ile görüşmediğini ve arsa taleplerine Başbakan sıcak bakmadığı için henüz olumlu yanıt verilmediğini öğrendiklerini aktaran Şenol, yapılan toplu konut mekânları arasında da hâlâ bir yol bağlantısı kurulmadığını belirterek, deprem bölgelerinin can alıcı bir başka sorununa daha dikkat çekiyor: "Henüz tamamen çözülmemiş olan konut sorununun çözülmesi de tek başına yeterli değil. Konut bir tarafı ise iş imkânı diğer tarafıdır. Bu sorunlar çözülmediği için depremden sonra Düzce'den çok sayıda kişi göç etmek zorunda kaldı." Ayşegül Şenol Düzceli depremzedelerin sorunlarının çözümü için sürekli Ankara'ya gidip yetkililerle görüşerek çözüm aradıklarını belirtiyor ve ekliyor: "Bu çabamız sonuç alana kadar sürecek." YARIN: TAHİR ÖNGÜR İLE SÖYLEŞİ VE AVCILAR

ÖNCEKİ HABER

Alibeyköy'de 'tedbirli' afet

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu seçim kampanyasını çarşamba günü başlatacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa