15 Ağustos 2004 01:00

Karadeniz böyle zulüm görmedi

Karadeniz'de doğa katliamı gerçekleştirilerek yapımına devam edilen Karadeniz Duble Yolu Projesi'nin, bölgede kentlerin çizgisel olarak doğu-batı yönünde genişliyor olmasından dolayı, 10-15 yıl içerisinde kent içi yollara dönüşeceği ve günlük ihtiyaçlara dahi cevap veremeyeceği belirtiliyor.

Paylaş
Temelleri 1970'lerde atılan Karadeniz Duble Yolu Projesi'nin yakın zamanda bitirileceğini AKP'nin Bayındırlık Bakanı Zeki Ergezen müjdeledi! Kıyıları yok eden, deniz ile halk arasına barikat kuran projeyi, Yüksek İnşaat Mühendisi Sami Koç, "Karadeniz, Karadeniz olalı böyle bir zulüm görmemiştir" sözleri ile değerlendirdi. Yaptığı açıklamaların tüm hukuki yükümlülüğünü aldığını vurgulayan Koç, "İflas eden ulaşım politikalarında derin devletin halen önemli etkileri vardır. Bilim insanlarınca ortaya konan gerçeklere rağmen hâlâ 10 bin kilometre duble yollardan söz açmak başka nasıl açıklanabilir?" dedi. Yüksek İnşaat Mühendisi Sami Koç, Karadeniz Duble Yolu Projesi ile ilgili sorularımızı yanıtladı. Karadeniz Sahil Yolu Projesi hangi ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır? Bu ihtiyacı karşıladığını ya da karşılayacağını düşünüyor musunuz? Karadeniz Sahil Yolu Projesi, mevcut yol standartlarının iyileştirilmesi taleplerinin dikkate alınmasından ortaya çıkmıştır. Proje fiziki anlamda bugün yüzde 60-70'ler ölçeğinde gerçekleşti. Ancak şu haliyle önümüzdeki 10-15 yıl için ihtiyaçlara cevap verecek kapasitede. Karadeniz kentlerinin çizgisel olarak doğu-batı ikametinde gelişiyor olması, nüfusun ve yapılaşmanın kıyı alanları üzerinde yoğunlaşmış olması bu projenin 10-15 yıl sonra kenti içi yollara dönüşeceğinin de işaretini veriyor. Bu durumda istenen hız ve konforda düşmeler olacak ve günlük ihtiyaçlara dahi cevap vermekte sıkıntılar yaşanacak. Projelerin, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporları aranmaksızın, kentsel planlama ve çevre düzeni planlarına uygun olmaksızın hayata geçirilmesi, siyasi rant hesapları yapılarak ihalelerin mevcut prosedürleri dışında gerçekleştirilmiş olması, güzergâhların saptanmasında orta-uzun vadeli ekonomik-mali hesap ve karşılaştırılmasının yapılmamış olması, insanı çevreyi, kentsel yönetimleri ihmal etmesi, projede toplumsal boyut aranmaması sonucu Karadeniz insanı tarihi boyunca görülmedik değişik bir zulüm ile karşı karşıya bırakılmıştır. Karadeniz, Karadeniz olalı böyle bir zulüm görmemiştir. Karadeniz sahilleri bugün hangi durumdadır? Trabzon'da ve diğer Doğu Karadeniz illerinde karayollarının yüz kızartıcı uygulamalarının boyutu büyük. Karadeniz insanı, yıllar boyunca dinlenmek, balıkçılık yapmak, nefes almak, günlük sıkıntılarını atmak için kullandığı bu kıyıları (plajları, kumsalları, koy ve körfezleri) kaybetti. Milyonlarca yılda oluşan bu güzellikler doğanın insanlara bahşettiği zenginlikler 1-2 yılda elinden alınmıştır. Ne için? Deniz, kıyı bir kültürdür Karadeniz'de....Yanlış plan ve uygulamalarla insan ile deniz arasına adeta Çin Seddi'ni anımsatan yollar, duvarlar, yer yer barikatlar konuldu. Giresun'da Espiye'de, Tirebolu'da kilometrelerce yola birkaç altgeçit konulmadı. İnsanlar kendi yaptıkları ahşap köprücüklerle karayolu barikatını aşmaya çalışıyorlar. 18 Haziran 1988 günü fotoğraf çekmek ve yerinde yerel insanlarla görüşmek için gittiğimde marangoz Ali Usta'nın söylediklerini aktarıyorum: "Yanlış yapıyorlar hocam, çok yanlış yapıyorlar. Ben burada doğdum, 65 senedir bu sahilde yaşıyorum. Her şeyimizi tüm anılarımızla birlikte şu kara taşların altına gömdüler. Hocam siz böyle mi mühendis yetiştiriyorsunuz? Bu doğa güzelliği böyle mahvedilebilir mi? (...) Yaptıkları tahkimat ta çürük. Öne biraz sağlam taşlar dizmişler, arkası çürük. Bunları kontrol edecek bir laboratuvar yok mu? Bunlar şimdiden güneş altına çatır çutur oluyor. Bir de yağmur vurdu mu ne olur? Seneye bu tahkimat taşları üzerine patates tarlası yapacağım. Ben buranın çocuğuyum. Burada 8-10 metre yüksekliğinde dalgalar olur. Bu tahkimat bu dalgalara dayanmaz." Proje bugüne kadar tamamlandığı güzergâhlarda hangi yerel sorunları ortaya çıkardı? Trabzon'da Trabzon'un vitrini olacak Ganita-Beşirli arasında dolgu çalışmaları devam ettiriliyor. Gerek Trabzon'un doğusunda liman-üniversite arasındaki proje ve yapım işleri ve gerekse de batıda Ganita-Beşirli arasındaki yol yapım işlemlerini Trabzon İidare Mahkemesi iptal ediyor. Buna rağmen Karayolları çalışmaları devam ettirerek, suç işlemeye devam ediyor. Rize'de bir devletin yaptığını, bir başka devlet yıkmaya çalışıyor.. Ve bir kentin yüzünü karartıyor. Yapılan çirkin yapılaşmaya her kesimden tepkiler edvam ediyor. Rize Valiliği önündeki viyadükler şimdiden yıkılmaya başlandı bile. Rize Belediyesi gereksiz, abartılı kavşak uygulamalarına karşı çıkıyor. Trabzon'da havaalanı önüne yapılan viyadük aynı anlayışın eseri. Hiç gerekli olmadığı halde milyarlarca lira gözümüzün önünde toprağa gömüldü. Kafamı taşlara vurasım geliyor, ama kafa vurulacak temiz bir taş da kalmadı. Projenin içerdiği yasal sorunları özetleyebilir misiniz? Bir kere Anayasa'nın 43. maddesi ihlal edilmektedir. Yol uygulamaları birçok naktada Kıyı Yasası'nın 6. ve 7. maddelerine aykırılık teşkil ediyor. Kentsel yerleşimlerimiz 1/1000 ölçekli uygulama imar planları onaylanmadan, yol çalışmaları başlatılıyor. Yani açıkça 'kaçak inşaat' statüsünde yol uygulamaları yapılıyor. Kıyı Kanunu'nun uygulamalarına dair yönetmelik yok sayılarak, çiğnenerek kentsel yerleşimler deniz tarafından geçilmektedir. Sahil yolu uygulamaları dehşet verici bir yanlışı simgelemektedir. Karadeniz Sahil Yolu, ÇED yönetmeliğinde 1977'de yapılan bir değişiklikle ÇED dışına çıkarıldı. İhanetin damgası o yıllarda vurulmuştur. Yol açılmış meydan yol holdinglerine bırakılmıştır. Holding mühendisleri ve yöneticileri yolu kıyı alanları üzerinde küçük cetvellerle çizmişlerdir. Karayolu yöneticilerine ve mühendislere düşen görev dozerlerin ve eskavatörlerin icra ettiğini onaylamak, evrakların tanzimini yapmak olmuştur. Karayolları kendini inkâr ederek ve kendine de (misyonuna) ihanet ederek halkın gözünde var olan saygınlığını yine kendi elleriyle yok etmiştir.


POLİTİKALAR SORGULANMALI Proje sürekli yanlışlığı vurgulanmasına rağmen neden birçok farklı hükümet tarafından yıllardır devam ettirilmeye çalışılıyor? İflas eden ulaşım politikalarında derin devletin halen önemli etkileri vardır. Bilim insanlarınca ortaya konan gerçeklere rağmen hâlâ 10 bin km. duble yollardan söz açmak, demiryolu gibi diğer toplu ulaşım araçlarını arka planlara atmak nasıl açıklanabilir? 22 Temmuz'da Sakarya'da yaşanan tren kazası bir tesadüf değil, kader de değil. Hükümetin arkasında hükümetleri de yönlendiren farklı sermaye grupları vardır. Bunlar oturdukları yerden yürüttükleri lobi faaliyetleri ile taşımacılık politikalarını etkilemektedirler. Karadeniz bölgesinde demiryolu yapımı, GAP-Trabzon, Trabzon-Batum sürekli engelleniyor. Burada Ulusoy ve benzeri taşımacılık firmalarının, Uluslararası Nakliyeciler Derneği'nin rollerinin ayrıca sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Benzeri taşımacılık firmaları ulaşım politikalarını yönlendiriyorlar.

ÖNCEKİ HABER

EYALETE GÖRE DEĞİŞEN ORAN

SONRAKİ HABER

Bursa Demokrasi Güçleri ulaşım zammını ve YSK kararını protesto etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa