11 Ağustos 2004 01:00

Hayat kaldığı yerden

Trakya Üniversitesi'nde alternatif şenlik düzenledikleri için 2.5 ay boyunca özgürlüklerinden mahrum bırakılan ve şu anda tutuksuz yargılanan öğrenciler, bugünlerde okul hayatlarını yeniden düzene koymaya çabalıyorlar.

Paylaş
Alternatif 'Bahar Şenliği' düzenledikleri için kendilerini demir parmaklıklar arkasında bulan ve 75 gün süren bir tutukluluğun ardından geçtiğimiz hafta özgürlüklerine kavuşan Trakya Üniversitesi öğrencileri, bugünlerde 'dışardaki' hayata alışmaya ve dağ gibi biriken sorunların altından kalkmaya çalışıyorlar. Kaçırdıkları final sınavları için yönetime dilekçe veren öğrenciler, üniversitenin belirleyeceği bir tarihte sınava girmeyi bekliyorlar. Trakya Üniversitesi Yerleşkesi'nde alternatif şenlik düzenleyen öğrenciler 20 Mayıs'ta polis ve jandarmanın saldırısına uğramışlardı. Panzerler ve gaz bombalarıyla gerçekleştirilen müdahalenin ardından 88 öğrenci gözaltına alınmış, 33'ü nöbetçi mahkemeye çıkarılmış, bunlardan 20'si tutuklanmıştı. Edirne Cezaevi'ne konulan öğrencilerden 6'sı üçüncü duruşmalarında tahliye edilirken, 14 öğrenci de geçtiğimiz hafta görülen mahkeme sonrasında serbest bırakılmışlardı. Tutuklu kaldıkları süre içinde final sınavlarını kaçıran öğrencilerden son sınıf öğrencisi 7 kişi de Kamu Personeli Seçme Sınavı'na girememişti.

Cezaevi günleri Tutuklandığı için 7 dersin final sınavına giremediğini ve okulunun bir sene uzadığını söyleyen öğrencilerden Hasan Çelik, Arkeoloji Bölümü 2. sınıf öğrencisi. Gözaltındayken kaba dayağa ve psikolojik baskıya maruz kaldıklarını belirten Çelik, kolu ve burnu kırılan arkadaşları olduğunu, cezaevindeyken hastaneye götürülme taleplerinin sürekli reddedildiğini söyledi. Tutuklu kaldığı 75 gün boyunca elişleri ve resim yaptığını belirten Çelik, ayrıca bol bol kitap ve gazete okuyup, mektup yazarak zaman geçirmiş. Geçtiğimiz hafta görülen duruşmada serbest bırakılacaklarını tahmin etmediğini söyleyen Çelik, duygularını "Serbest bırakılınca çok şaşırdım. Tutukluluğumuz tamamen keyfi bir olaydı" sözleriyle dile getirdi. Öğrencilerin tutuklanmasının planlı bir olay olduğunu söyleyen Çelik, bu konudaki tespitlerini şöyle anlattı. "Herkes aynı suçtan yargılandı. Öğrenciler emniyetteki bilgilere göre, 17 Mayıs'tan itibaren tutuklu gözüküyordu. Hatta cezaevine 33 kişinin getirileceği hesabı üzerine bize 4 koğuş ayrılmıştı." Olaylardan sonra üniversitede 107 öğrenciye soruşturma açıldığını hatırlatan Çelik, üniversite yönetiminin bu tutumunun yükseköğretimle bağdaşmadığını sözlerine ekledi. Cezaevindeyken her hafta Hasan'ı ziyarete giden anne Suna Çelik de, öğrencilerin kötü bir şey yapmadığını söylerken, aynı zamanda oğluna kavuşma sevincini yaşıyordu. Öğrencilerin içerde tutulmalarını gerektirecek bir gerekçe olmadığına dikkat çeken Suna Çelik, gencecik insanların boşu boşuna özgürlüklerinden edildiğini düşünüyor.


Kalem bile tutamıyorum Fahri Telimen: Biyoloji Bölümü 4. sınıf öğrencisiydim. Cezaevinde tutulduğum 75 gün boyunca 12 dersten finale katılamadım. Üniversiteye dilekçe verdim ve şu anda sonucunu bekliyorum. Tutuklanmam öğrenim hayatımı sekteye uğrattı. Ben zaten ikinci öğretimdeyim, gündüz çalışıp akşam okuyordum. Tutuklu bulunduğum süre boyunca çalışamadım. Okulum da bir sene uzadı. Uğradığımız saldırı sonucu başparmağım sakatlandı. Kalem bile tutamıyorum, parmağımı hiç hareket ettiremiyorum. Cezaevine girdikten 20 gün sonra hastaneye götürüldüm. Hemen ameliyat edildim. Gözaltında ve cezaevinde 'parmağında bir şey yok' diyerek hastaneye gitmemi engellediler. Parmağım için 10 günlük rapor aldım. Gözaltında ve cezaevinde psikolojik baskı gördük.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Bakan, ihale sisteminden şikayetçi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, SSK'nın ilaç alımlarında zarar etmesinin nedeninin Kamu İhale Yasası olduğunu söyledi. Başesgioğlu, Roche firmasının SSK'yı zarar ettirdiğinin ortaya çıkması nedeniyle yaptığı açıklamada, Maliye Bakanlığı'ndan SSK için Kamu İhale Yasası'nda kimi esneklikler sağlamasını istedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, SSK Genel Müdürlüğü'nde düzenlediği basın toplantısında, Kamu İhale Yasasının çıkması ile, SSK'nın ilaçlarda yüzde 15 indirim yaptırma imkânının ortadan kalktığını söyledi. Buna rağmen SSK'nın ilacı diğer sosyal güvenlik kurumlardan daha ucuza temin ettiğini bildiren Başesgioğlu, "Neorocormon" isimli ilacı SSK'nın 239 milyon liradan, diğer sosyal güvenlik kurumlarının ise 341 milyon liradan aldığını kaydetti. Adı geçen ilacın böbrek yetmezliği ve kanser tedavisinde kullanıldığını belirten Başesgioğlu, bu yüzden ilacın kurumlarda sürekli bulunmasının zorunlu olduğunu dile getirdi. Bu grupta ithal edilen iki ilacın bulunduğunu bildiren Başesgioğlu, diğer ilacın şartnameye uygun olmadığını dolayısıyla yalnızca Roche'un ithal ettiği Neorocormon'un alınabildiğini söyledi. Başesgioğlu, SSK'nın 230 milyon liraya aldığı bu ilacın aynı dönem perakende satış fiyatının 309 milyon lira, Emekli Sandığı'nın aldığı fiyatın da 362 milyon lira olduğunu belirtti. İlacın alternatifi olmamasının rekabeti ortadan kaldırmasından yakınan Başesgioğlu, rekabet olmadığı için ihalenin Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği fiyat üzerinden gerçekleştiğini kaydetti. Sorunun, ilacın bir ecza deposuna 88 milyon liradan verilmesi olduğunu bildiren Başesgioğlu, bu konuda kararı yargı mekanizmalarının vereceğini dile getirdi.

Esneklik isteği Çözüm olarak Kamu İhale Yasası'nda sosyal güvenlik kurumları için esneklik sağlanmasını isteyen Başesgioğlu, Maliye Bakanlığı'nın ilaç birimlerinin piyasa koşullarına uygun alım yapabilmesi için Kamu İhale Yasası'nda değişikliğe gitmesini talep etti. Fiyat belirleme prosedürünün yalnız Sağlık Bakanlığı tarafından değil, geri ödeme kurumları ile birlikte belirlenmesi gerektiğini ifade eden Başesgioğlu, geri ödeme kurumları olan sosyal güvenlik kurumlarının da komisyonlarda yer alarak müdahil olmaları isteğini dile getirdi. SSK bünyesinde kurulan İlaç Bilgi Bankaları'nın verilerinin güncelleştirilmesi gerektiğini kaydeden Başesgioğlu, ilaç alımlarında bu verilerden yararlanılması için genelge hazırlığı içinde olduklarını duyurdu. İnceleme ve soruşturma bittikten sonra yorum yapılmasını talep eden Başesgioğlu, ayrıca "sabırlı olunmasını, peşin hükümlerle hareket edilmemesini, kamu kurumlarının ve özel kuruluşların yıpratılmamasını" istedi.

ÖNCEKİ HABER

'Ölümünde şüphe var'

SONRAKİ HABER

Londra’da akademisyenler Üstel ve Altınel için bildiri dağıttı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa