09 Ağustos 2004 01:00

Ne demek bu verimlilik?

Patronların sihirli kelimesi "verimlilik." Peki ama "verimli olmadığı" gerekçesiyle işten atılan, "verimlilik düşer" denilerek ücreti artırılmayan, "verimlilik artacak" diye özelleştirmeyle tehdit edilen işçiler ne düşünüyor bu kelime hakkında?

Paylaş
"Verimlilik" patronların, başbakandan bakanlara tüm hükümet yetkililerinin ağızlarından düşürmediği bir kelime. Sözlükte "randımanlı", "bereketli", "kârlı" gibi karşılıklara denk gelen "verimlilik", acaba işçiler açısından ne ifade ediyor? Öyle ya, her verimlilik dendiğinde ya işlerinden, ya sosyal haklarından ya sendikalarından oluyorlar. Esnek çalışmanın yasal ya da yasadışı tüm uygulamaları söz konusu olduğunda da "verimlilik" ilk gerekçelerden biri. Sonuçları ortada olan özelleştirmenin amaçlarından biri de "kamu işletmelerinin daha verimli hale getirilmesi" olarak açıklanıyor.

Patronlara göre Metal patronlarının sendikası MESS'in, işyerlerine yönelik olarak çıkardığı Biz Bize adlı derginin geçen ay ele aldığı konulardan biri de verimlilik. Dergide "Türkiye'nin verimlilik merkezi" olarak nitelendirilen Milli Prodüktive Merkezi Genel Sekreteri Dr. Mustafa Kemal Akgül, verimliliği şöyle tanımlıyor: "...fazladan bir değer ortaya koymak, girdilerden daha fazla çıktılar elde etmek demektir." Akgül, teknoloji, işgücünün niteliğindeki gelişmeler, kurumsal, yönetsel ve diğer alanlardak yeniden yapılanlamar, ekonomik ortam ve politikaların, verimliliği etkileyen etkenler olduğunu belirtiyor. İşçilerin verimlilikten anladığı ise daha basit ve anlaşılır. Düzenli bir iş, sıkıntılarını dile getirebileceği, huzurlu bir çalışma ortamı, daha fazla işçi ile daha çok üretim ve buna bağlı olarak daha fazla ücret... Yani fabrikanın verimli olması.

Verimli fabrika yok Gerçi patronlar "verimlilik" isterken, işçilere "Biz kazanalım ki siz de kazanın" diyorlar, ama şimdiye kadar bu sözün tutulduğu tek bir fabrikaya rastlanmadı. Tekstil işçisi Mehmet Taşkır, günde 10 saat çalışmak için girdiği işyerinde çalışma saatlerinin bir anda 14 saate çıkarıldığını söylüyor. "Adam sana iş verecek ve sen sadece çalışacaksın. İşte patron için önemli olan bu" diyen Taşkır, böyle bir çalışma sistemi ile sadece yemek yemeye ve yatmaya zamanı kaldığını anlatıyor. Ona göre verimlilik, disiplinli ve düzenli bir çalışma, iyi bir ücret ve pazar gününün tatil olması. "Sen patrona para kazandır ki o da sana kazandırsın. Ama hiçbir işyerinde böyle insanlar yok. Hiçbir yerde böyle verimli fabrika yok" diyor.

Hep çalış, hep çalış Yusuf İmre ise 15 yaşından beri çalışıyor. Patronların çalışma düzenini şöyle anlatıyor: "Sigortan yapılmayacak. Hastalandığında hastaneye gitmeyeceksin, ilaç için para da vermeyecek. Cumartesi pazar tatil olmayacak. Hep çalışacaksın. Ama biz de insanız hep çalış, hep çalış nereye kadar?" İmre, hafta sonunun tatil olması, fazla mesai yapılmaması ve fabrikalarda daha çok işçinin çalışması gerektiğini düşünüyor.

Çok üret, az al "İnsan fabrikada kendini ifade edemiyor. İsteğini dile getirdiğinde hakaret duyuyorsun. 15 dakika çay molan varsa onu da elinden almaya bakıyor. Çok çalış, daha fazla üret ama az ücret al" diyen Şahin Çakı, 10 yıldır işçi. Çakı'ya göre verimli bir fabrika şöyle olur: "Aylıklar zamanında verilir. Fazla mesai ücretleri tam ödenir. İkramiyen olur, çalışma saatleri dengeli olur, taleplerini dile getirebilirsin. Hakaret ve haksızlık olmaz."


Onların verimliliği batırmak üzerine Bağcılar Telekom Müdürlüğü İşyeri Temsilcisi Ahmet Birgin, işçinin verimliliğinin huzurlu olup olmamasına bağlı olduğunu düşünüyor. Huzurlu olan işçinin daha iyi çalışacağını söyleyen Birgin, kendileri için huzurlu çalışmanın koşullarını, özelleştirme tehdidinin olmaması, yeni işçilerin alınması ve daha iyi ücret olarak sıralıyor. "Yani daha iyi koşullarda çalışırsak verimli oluruz" diyen Birgin, işverenlerin verimlilik anlayışının ise tam tersi olduğunu ifade ediyor. İşverenin işlerin günlük yürümesinden ve üstlerine karşı iyi görünmek dışında bir şey düşünmediğini anlatan Birgin, "Bir de özelleştirme ile daha verimli olunacak diyorlar. Özel şirketlerde halk kimi muhattap alabiliyor. Halk bir kere mağdur olacak. Kötü koşullarda çalıştırılacağı için işçi de mağdur olacak. Şimdi yapılanlar ise Telekom'u batırmaya yönelik. Müşteriyi özel şirketlere kaydırmak istiyorlar. Onların verimliliği batırmak üzerine." THY İşyeri Temsilcisi Ferhan Bugay da işini doğru yapan ve işine saygı duyan bir işçinin verimli olacağını söylüyor. Bugay, patronların ise verimlilikten daha çok sömürüyü anladığını dile getiriyor.

ÖNCEKİ HABER

TT&TİM: Telsim'le ilgileniyoruz

SONRAKİ HABER

Erdoğan: 29 bin 689 sağlıkçıyı kamuda istihdam etme sürecini başlattık

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa