AIDS neden önlenemiyor? -1

AIDS hızla ve yoğun biçimde yayılmaktadır. Bu hastalık dil, din, ırk, renk ayrımı gözetmeksizin tüm dünya ülkeleri için ciddi bir sorun oluşturmaktadır.

AIDS hızla ve yoğun biçimde yayılmaktadır. Bu hastalık dil, din, ırk, renk ayrımı gözetmeksizin tüm dünya ülkeleri için ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Bulaşması açısından bölgeler arası ayrım gözetmeyen bu hastalığın tedavisine bakıldığında, aynı eşitlik ilkesinin bu alanda pek söz konusu olmadığı görülüyor.


AIDS'in vatanı yok Hangi savaş her 11 saniyede, bir kişinin ölümünü yol açıyor? Yeryüzünde hangi hastalık her 6 saniyede bir, yeni bir buluşa neden oluyor, bu denli ürkütücü boyutta yayılma nelere yol açıyor? Tedavi alanında olup bitenlerin nasıl tanımlayabiliriz? Yıllardır tartışılan bir kavram gündeme mi geliyor; AIDS 'ilaçları' diğer ticari ürünler gibi bir ticari meta mıdır?

SALGININ BOYUTLARI İlk kez tanımlandığı 1981 yılından günümüze dek geçen 21 yıllık süreçte, AIDS'ten ölenlerin sayısı 20 milyon olarak hesaplanmakta. Eğer korunma ve tedavi gibi konularda gerekli adımlar atılmaz ise, 2020 yılına kadar hastalığın en yaygın olduğu 45 ülkede ölü sayısının 68 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bu arada, AIDS'in etkeni olan HIV ile enfekte olmuş 40 milyon kişinin yüzde 95'inin gelişmekte olan (!) ülkelerde yaşamakta olduklarını ve bunların sadece yüzde 4'ünün anti-retroviral tedaviden yararlanabildiklerini anımsatmak uygun olacaktır. Bugün için Zimbabve'de erişkinlerin 1/37'sinin; Botsvana'da toplumun yüzde 39'unun HIV ile enfekte oldukları ve bu ülkelerde 1950 yılından beri ilk kez ortalama yaşam süresinin 40 yaşın altına düştüğü bildirilmektedir. Mozambik, Lesotho gibi ülkelerde ise, 2010 yılına dek ülke nüfuslarında gittikçe artan oranda azalma söz konusudur. Ortalama 5 milyon kişinin HIV taşıdığı saptanmış olan Güney Afrika'da doğum kliniklerine başvuran anne adaylarınından yüzde 24.5'inde serapozitiflik saptanmıştır. Savaşların ve ekonomik nedenlerin yol açtığı yoğun göçlere bağlı olarak, kara kıtada HIV enfeksiyonunun yayılması kolaylıkla gerçekleşmekte; bununla birlikte salgının toplumsal yaşamı ciddi biçimde etkilediği görülmektedir. Yeryüzünde, günde ortalama 8000 kişinin ölümüne neden olan AIDS'in sadece Afrika'da bugün için 14 milyon yetimin ortaya çıkmasına yol açtığı, bu sayının 2010'lu yıllarda 20 milyona ulaşacağı hesaplanmaktadır.

EĞİTİM AZALDI GELİRLER DÜŞTÜ Afrika'nın bazı ülkelerinde AIDS'e bağlı olarak, eğitim önemli ölçüde aksamaktadır, her yıl öğretmen okullarından mezun olanlardan daha fazla eğitimci AIDS nedeniyle yaşamını yitirmekte, hasta olan ebeveynlerine bakmak için okula gönderilmeyen, ya da evdeki çalışan nüfusun azalması sunucu ailenin bütçesine katkı sağlaması için okuldan alınıp çalışma hayatına sokulan eğitim çağındaki gençler dikkate alındığında, okula kayıt için başvuranların sayısı gittikçe azalmaktadır. Nitekim Güney Afrika'da Natal Üniversitesi'nde kayıtlarda son iki yıl içinde yüzde 21 azalma saptanmıştır. Çalışan kesimin AIDS'ten yitirilmesi sonucu Zambiya ve Fildişi Sahili'nde hasta olan ailelerin aylık gelirlerinde yüzde 80 oranında azalma belirlenmiş; bu arada, aynı ülkelerde, içlerinde AIDS vakası bulanan ailelerin aylık sağlık giderlerinin yüzde 400 oranında arttığı hesaplanmıştır. Yine Afrika'nın bazı bölgelerinde, AIDS'in toplum yaşamına köklü değişikliklere neden olduğu, örneğin Zimbabve'de ailelerde AIDS hastası olanların yüzde 41'inin topraklarını sattıkları, geleneksel olarak erkeklerin uğraşı olan marangozluk mesleği, artık kadınların üstlendiği gözlenmektedir.

HASTALIK AYRIM YAPMIYOR Doğal olarak AIDS salgını sağlık sektörü açısından da ülkeler için büyük yük olmuşturmakta. Bazı yörelerde, hastane yataklarının neredeyse yarısı HIV ile enfekte olan hastalar tarafından işgal edilmektedir. Hastanelerde ilaç, tedavi ve araç giderleri yüzde 40 oranında artış göstermektedir. Eğitim alanında olduğu gibi, sağlık personeli arasında da AIDS bağlı mortalite oranının çok artmış olması, yetişmiş sağlık çalışanının bulunmasını gün geçtikçe güçleştirmektedir. Tüm sektörlerdeki insan gücü kayıpları hesaplandığında ise üretimin yüzde 8 oranında azaldığı, AIDS'e bağlı gerekçeye dayanarak işe gelmeme konusu incelendiğinde, işgücü kaybına yol açan nedenler arasında bu hastalığın yüzde 54 oranı ile ilk sırayı aldığı hesaplanmaktadır. Örneğin; 1999 yılında Botsvana'daki Debswana elmas madeninde çalışan işçiler arasında AIDS bağlı ölüm oranı yüzde 59'lara ulaşmış ve işveren bu konuda birşeylerin yapılması gereğine inanabilmiştir(!) Yukarıda belirtmeye çalıştığım örneklere bağlı olarak, Afrika kıtasındaki ülkelerin makroekonomik sorunlarla karşılaştıkları, milli gelirlerin yanı sıra, kişi başına düşen gelirin kısa sürede AIDS bağlı olarak yüzde 2.6 oranında düştüğü, üretimin ise ortalama yüzde 17 oranında azaldığı hesaplanmıştır. Bu gelişmeler AIDS'in ne denli hızlı ve yoğun biçimde yayıldığını, bu önemli enfeksiyon hastalıklarının dil, din, ırk, renk ayrımı gözetmeksizin tüm dünya ülkeleri için ciddi bir sorun oluşturduğunu göstermektedir. Bulaşması açısından bölgeler arası ayrım gözetmeyen bu hastalığın tedavisine bakıldığında, aynı eşitlik ilkesinin bu alanda pek söz konusu olmadığı görülmektedir.

YARIN: AIDS'e patent koydular


ASYA'DA DURUM Ama Afrika bize uzak bir ülke diyorsanız gelin bir de Asya ülkelerini bakalım. Çin'de 2001 yılında 850.000 kişinin HIV ile enfekte oldukları saptanmıştır. AIDS'in hızlı yayılımı, bölgedeki diğer ülkeler için de söz konusudur: Vietnam, Kamboçya, Tayland ve Nepal'de HIV virisü iki yıl içinde ortalama yüzde 20 oranında artmış; dünyanın dördüncü en büyük kalabalık ülkesi olan Endonezya'da 2000 yılında yüzde 15.4 olarak belirlenen serapozitiflik, 2001 yılında yüzde 40'ları aşmıştır. 2001 yılında bildirilen 3.97 milyon enfekte kişi ile, Hindistan'ın, Güney Afrika'dan sonra AIDS'den etkilenmiş ikinci ülke olduğunu belirtmek gerekir.


DOĞU AVRUPA Doğu Avrupa ülkelerinde de AIDS'in hızlı yayılmasının söz konusu olduğu görülmektedir. Rusya, Belarus ve Ukrayna'da, olgu sayısı her yıl ikiye katlanarak ürkütücü boyutlara ulaşmış durumda. 1998 yılında 10.993 olan Rusya'daki resmi bildirim olgu sayısı, 2001 yılında 173.000'e fırlamıştır; ancak bildirim yetersizliğini göz önüne alan sağlık otoriterleri, gerçek sayının bildirilenin dört misli olduğunu hesaplamaktadırlar. Bugün Moskova'da kayıtlı 16.000 hastanın, bütçe yetersizliği nedeniyle sadece 400'ü tedavi olanaklarından yararlanabilmektedir.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Tren seferleri nihayet başladı Sakarya'da meydana gelen tren kazasından sonra durdurulan İstanbul-Ankara yolcu treni seferlerine dün başlandı. Pamukova'da meydana gelen tren kazasından sonra İstanbul-Ankara demiryolu, Cumhuriyet tarihinde ilk kez 16 gün süreyle kapalı kalmıştı. Dün sabah yapılan ilk sefer, Ankara'dan 183 yolcusuyla saat 08.00'de hareket eden Boğaziçi Ekspresi ile başladı. Doğu Ekspresi ise Haydarpaşa Garı'ndan 484 yolcusuyla saat 08.35'te Ankara üzerinden Kars'a hareket etti. Tren normalde 364 yolcu taşımasına karşın, yoğun talep nedeniyle 2 vagon daha eklenerek yolcu sayısı 484'e çıkarıldı. TCDD 1. Bölge Müdürü Üzeyir Ülker'in yaptığı açıklamaya göre Haydarpaşa'dan Anadolu'ya hareket eden ekspreslerin tamamı dolu, diğerlerine de yüksek talep var. Trenler, çalışmalar bitene kadar kaza bölgesinden saatte 20 kilometre hızla geçecek.

www.evrensel.net