04 Ağustos 2004 01:00

Dersimiz mahpusluk!

Trakya Üniversitesi'nde her yıl geleneksel olarak düzenlenen 'Bahar Şenliği'ne katıldıkları gerekçesiyle tutuklanan 13 öğrencinin mahkûmiyeti yaklaşık 2.5 aydır devam ediyor.

Paylaş
Trakya Üniversitesi'nde mayıs ayında düzenlenen 'Bahar Şenliği'nde yaratılan bir provokasyon nedeniyle tutuklanan öğrencilerden 13'ü yaklaşık 2.5 aydır Edirne E Tipi Kapalı Cezaevi'nde tahliye edilecekleri günü bekliyor. Tutuklulukları nedeniyle final sınavlarına giremeyen, memuriyet sınavını kaçıran gençlerin aileleri, yetkililere, "Çocuklarımızın hayatı karartıldı. Bunun hesabını kim verecek" diye sesleniyor. Trakya Üniversitesi'nde her yıl geleneksel olarak bahar şenlikleri düzenleniyor. Bu yıl ki şenlik de 15 Mayıs tarihinde Ayşekadın Kampusu'nde başladı. Ancak, şenliğin dördüncü günü, bir standta yer alan Abdullah Öcalan posterini bahane eden polis, jandarma ve itfaiyenin desteğiyle okulu basıp, tazyikli su, cop ve gaz bombalarıyla müdahalede bulununca etkinliklere gölge düştü. Polis ve jandarmanın sert müdahalesi nedeniyle çok sayıda öğrenci yaralandı, bu öğrencilere 3 ila 15 gün arasında iş göremez raporu verildi. Gözaltına alınan 87 öğrenciden 33'ü tutuklandı. Tutuklanan öğrencilerden 20'si çıkarıldıkları mahkeme tarafından serbest bırakılırken, 13 öğrencinin tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Kampüsten koğuşa Edirne E Tipi Cezaevi'nde tutulan öğrencilerin yargılanmasına 5 Ağustos perşembe günü Edirne Adliyesi'nde devam edilecek. Haklarında 'emre itaatsizlik', "cürüm teşkil eden fiili övmek', "eğitim ve öğretimi engellemek" iddialarıyla dava açılan öğrencilerin aleyhlerindeki tek 'delil' ise, şenlik nedeniyle halay çekerken ve kampuste dolaşırken polis tarafından kaydedilen kamera görüntüleri. Bu duruma tepki gösteren aileler, çocuklarının biran önce serbest bırakılmasını istiyor. Halen cezaevinde bulunan İbrahim Rahman Bayrı'nın ablası Esra Kakça, olay günü okula panzerlerle giren polisin öğrencileri bayıltana kadar dövdükten sonra gözaltına aldığını, kullanılan gaz bombaları ve tazyikli su nedeniyle camların kırıldığını hatırlatarak, "Polis, bir stanttaki fotoğraf nedeniyle sanki savaş varmış gibi kampuse giriyor. Karşılıklı dizilmek suretiyle oluşturduğu koridorda öğrencileri öldüresiye dövüyor. Öğrencilerin tümü ciddi şekilde yaralanıyor. Ardından tüm öğrenciler hakkında 'eğitim öğretimi engellemekten' dava açılıyor. Oysa, eğitimi engelleyen, bahçede şenlik yapan öğrenciler değil, sınıflara gaz bombaları atanlardır. Çocuklar aylardır hapishanede tutuluyor. Hapishanelerden ölüm haberlerinin geldiği bir ülkede içimiz nasıl rahat etsin? Öğrencilerin bir çoğu bırakılırken bizimkiler neden hücrelere konuldu. Bu çocukların aileleri Anadolu'nun dört bir yanından her hafta görüş için Edirneye gelmek zorunda kalıyor. Mahkemelerde bize de mahkum gibi davranıyorlar" diyerek tepkisini dile getirdi.

Rektörü kınıyorum Tutuklu bulunan öğrencilerden Kamu Yönetimi son sınıfa devam eden Saygın Metin'in emekli öğretmen olan Annesi Aynur Metin ise, polis ve jandarmanın panzerlerle okula girmesine izin veren okul yönetimi eleştirerek, şunları söyledi: "Yıllarımı eğitime vermiş bir öğretmen olarak, dönemin Rektörü Osman İnci'yi, polis ve jandarmayı okula alarak, onlarca öğrencinin hayatını karattığı için kınıyorum. Bu çocukların hiçbiri terörist değil. Bir masada bulunan fotoğraf yüzünden hepsinin hayatı karardı. Finallerine giremediler, Mezun olacak olanlar memuriyet sınavını kaçırdılar. Gençliklerinin bayında hapishanelerde çürütüyorlar." Çocuklarının ve yakınlarının biran önce serbest bırakılmasını isteyen aileler, kamuoyunu kendilerine destek olmaya ve davaya katılmaya çağırıyorlar.

ÖNCEKİ HABER

Yönettiği şehirde yasaklı

SONRAKİ HABER

Tanrıkulu gazetecilere yönelik saldırılarla ilgili Meclis Araştırması istedi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa