02 Ağustos 2004 01:00

Mona Lisa'nın bıyıkları olursa

Önce; Rönesans, modern dünyanın eğlencesi olur. Bu, kuşkusuz Rönesans ve onun temsil ettiği değerler sistemine bir saldırıdır.

Paylaş
Önce; Rönesans, modern dünyanın eğlencesi olur. Bu, kuşkusuz Rönesans ve onun temsil ettiği değerler sistemine bir saldırıdır. İngiltere'de gelişen sanayi devrimi, kapitalist ekonomik sisteme bağlı, iki sosyal sınıfı var ederken, onlara ilişkin bir değerler sistemi de yarattı. Sermaye sınıfı, artık kendisine layık görmediği her şeyi sisteme kölece bağladığı işçilerden istiyordu. Bu nedenle ona hitap ederken yalnızca el, "hand" diyordu. Yani işçiler, tıpkı Kapital'i tuvale taşıyan Yüksel Arslan'ın resimlerinde olduğu gibi, kafasının olduğu yerde de bir el taşıyan, çok kollu ahtapotlardı artık. Gelişen sanayi ve artan üretim ihtiyacı, işçiyi tüm gövdesiyle makinaya bağlıyor, onu canı çıkana kadar çalıştırıyordu. Burjuvazi, el becerisine dayalı üretim biçimini, işçi sınıfının değerler sistemine oturturken, buna koşut olarak aynı zamanda zihinsel üretim biçimini de, kendi değerler hanesine yazıyordu. Kafa ve kol emeği arasında bir değer farkı yaratan burjuvazi, el becerisine dayalı her şeyin aşağılanacağı, hor görüleceği bir modern sanat dünyasını da, bu yıllardan başlatıyordu.

Sermayenin çekim alanı Modern sanatçı, kendisini zihinsel üretim dünyası içerisinde var ederken, gelişen sermaye otomasyon teknolojisini yaratıyor ve işçi sınıfına olan bağlılığını minimuma indirmeye çabalıyordu. Sanatçılar sermayenin çekim alanı içerisinde yaşıyor, onun yarattığı özgürlük ortamında yapıtlarını üretirken, bir taraftan da onun nedeni olduğu emperyalist paylaşım savaşlarına duygusal tepkiler veriyor, fakat aynı zamanda onlara satmak üzere yapıt vermekten de geri kalmıyorlardı. Sanat; daha 1890 yılında, estetikçi-ressam Maurice Denis tarafından "boyalı maddelerle kaplı düzene sokulmuş bir yüzey" olarak tanımlanıyordu. Bu modern sanatın düşünsel bir ilk açılımı olurken, sermayeye eklemlenen sanatçı da, onunla birlikte "el becerisi demek olan" görünür gerçekler ve nesneler dünyasından sıkıldığını gösteriyor ve elin, dünya üzerindeki hakimiyetini silmek üzere burjuvaziyle maddi bir birliktelik kuruyordu.

Mona Lisa'nın bıyıkları El becerisinden yoksun bu amatör ruhlu adamlar, giderek yalnızca zihinsel üretime dönüşecek olan kentligillerin dünyasına yakışacak bir sanatı yaratırken, işçi sınıfını ve onun olağanüstü el becerisini hatırlatan her şeye savaş açıyordu. Duchamp, Mona Lisa'ya bıyık takarak, yüzlerce yıl değişiklik geçirmeden modern dünyaya kadar gelen bu asi kadını, yine modern dünyaya özgü bir biçimde lekeliyor, eşcinsel bir komik haline getiriyordu. Yakıştırdığı bıyıklarıyla eşcinsel damgası vurup onu aşağılık bir şebeğe çeviriyor, bir taraftan da artık yavaş yavaş tarih olması gerektiğini hatırlatıyordu. Bunu yaparken de işçi sınıfını; onun gücünü ve el emeğini kudretle anıştıran bu çalışmayla birlikte, onun zihinlerde yarattığı imgelemi hedef alıyor, bütünüyle yok edemeyeceğini bildiği bu imgelemin yerine -en kötü ihtimalle biçimini değiştirip- kendisinin dışında kurgulanan, modern dünyaya gülümseyen, elleri önüne bağlı çaresizliğini vurgulayan, yeni bir imgelemi ikame ediyordu. Bu şekilde modern dünyanın kapısında görülen bu kudretli misafire, arkasında görülen yaşadığı vahşi dünyaya geri dönmesi öğütleniyordu. Kendisini seyreden modern dünyayla olan ilgisi ancak bıyığı kadardı. Üstelik giderken de mutlu görünmeli, "yufka yürekli sermaye" dünyasını da üzmemeliydi. Çünkü sanayinin olmadığı yitik bir zamana ait iyi işlenmiş bu kentli, el becerisi ve tiksinilen bir köylü güzelinden başka bir şeyi çağrıştırmıyordu.

ÖNCEKİ HABER

Tarihi köprünün trajik hikâyesi...

SONRAKİ HABER

Kayseri Büyük Bürüngüz köylüleri siyanürle altın aramaya karşı çıkıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa