02 Ağustos 2004 01:00

Aydinlardan bariş mektubu

İsrailli aydınlar, İsrail'in uyguladığı inkâr ve baskı politikasıyla kendisinin ve vatandaşlarının geleceğini belirsizleştirdiğini vurgulayarak, aklı başında politikalarla barışın hayal olmayacağını belirtiyorlar.

Paylaş
İsrailli aydınlar, İsrail Filistin arasında yıllardır süren çatışmanın çözümü için kamuoyuna açık bir mektup yayınladı. Aralarında Profesör Anat Biletzki, Andre Draznin, Haim Hanegbi, Yehudith Harel, Michel Warschawski ve Oren Medicks'in bulunduğu aydınlar, barış anlaşmalarına rağmen çözümsüzlüğün hüküm sürdüğü bölgede ancak Filistinlilere uygulanan işgalin ortadan kalkmasının ardından 'gelecek' hakkında karar verilebileceğini belirtti. Aydınların "İsrail, 2004 yılında gidecek bir yeri olmayan bir ülke" diyerek başladıkları mektubu kısaltarak yayınlıyoruz. İsrail, 2004 yılında gidecek bir yeri olmayan bir ülke. Kuruluşundan 55 yıl sonra tarım, bilim, teknoloji alanındaki gelişmelere ve bölgede büyük bir askeri güç olmasına ve büyük silahlarla donanmasına rağmen, gelecek kaygısı taşıyan vatandaşları sürekli endişeli.

Siyonizme karşı Kurulduğundan bu yana İsrail silahlarıyla yaşaıyor. 'Misilleme' başarıları ve savaşlar, İsrail Yahudilerinin yaşam ilacı oldu. Yerleşimleri genişletir ve ileri karakolların sayılarını artırırken kendi kendine "Bizim barış ortağımız yok" cümlesini tekrarlayıp duruyor. Oslo'nun üzerinden on yıllar geçti biz karanlığın ortasında sömürgeci bir gerçeklikte yaşıyoruz. 'Filistin Devleti' terimi, İsrailli politikacılar tarafından hayali bir terim olarak kullanılıyor: "Gelecekte" diyorlar göz kırparak "Topraklardaki Filistin varlığı belki devlet olarak adlandırılabilir." Bu arada İsrail, sanki tüm Filistinlileri toza çevirmeye yemin etmiş gibi, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ndeki yıkımlarını artırıyor. Her hafta kaç Arap'ın ve Yahudi'nin doğup öldüğünü hesaplayan demografi şeytanları tarafından korkutulan kişiler İsrail'in tecrit duvarını destekliyor. Bu bağlamda aşağıdaki prensipler çerçevesinde alternatif bir bakış açısı edinmemiz gerekli: Karşılıklı tanınmaya dayanarak halkların beraberliği, eşit ortaklık ve tarihi adaletin sağlanması. Biz bu ülkenin yerli halkının ve onların haklarını yok sayan, halkı toprağından eden, ve ayrımcılığı günlük hayat politikası olarak benimseyen siyonizmin eleştirisinde birleşiyoruz.

Mültecilere hakları verilmeli İsrail, yıkımlarına aşağılamayı da ekleyerek öldürdüğü kişilerin sorumululuğunu kabul etmiyor. Biz, bu ülkenin, ülkede yaşayan ve ülkede bulunmayanlara (1948'de mülteci durumuna düşen Filistinlilere) hiçbir ayrımcılık gözetmeksizin ait olduğu fikrinde birleşiyoruz. Araplar ve Yahudiler arasında ayrımcılık yapan tüm yasaların iptalini, uygulamaların durdurulmasını, ve bu mantık üzerinden hareket eden kurumların, örgütlerin ve yönetim mekanizmalarının dağıtılmasını istiyoruz. Barış ve uzlaşmanın ancak İsrail'in Filistinlilere yaptıkları adaletsizliğin sorumluluğunu kabul etmesi ve bunları telafi etmeyi kabul etmesine bağlı olduğunu düşünüyoruz. Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkı prensiplerimiz arasında yer alıyor. Nesillerdir mülteci durumunda yaşan Filistinlilere yapılan adaletsizliğin telafi edilmesi barışın en önemli koşullarındandır. Böylece biz de kendimizi evimizde hissedeceğiz. Yıllarca İsrailli politikacılar, Filistinlileri ikinci sınıf insan olarak gördü ve onların bu aşağılaması elit tabaka, medya baronları ve bazı ucuz kalemler tarafından desteklendi. Bu ırkçı küstahlığı, Filistinlilerin melek ya da şeytan değil bizim gibi eşit insanlar olduğunu söylerek kınıyoruz. Çünkü biz kardeşiz zehirli ağızların söylediği gibi ahiretlik düşmanlar değiliz.

İşgal bitmeden çözüm gelmez İki devlet, tek devlet, konfederasyon ya da kantonlar olarak önerilen çözümlerin ilk koşulu bellidir: İşgal sona ermeli. Ancak bu koşulda Filistin toprakları Yahudi yerleşimleriden arınabilir, ırkçılık kâbusundan kurtulabilir, 37 yıldır gece gündüz süren İsrail yıkımları son bulur. Ancak Filistinliler tamamen özgürlüklerine kavuştuğu zaman kendi geleceklerini tartışabilir ve buna karar verebilirler. Biz, bu prensiplerin bu ülkenin halkları tarafından ortak bir yaşam için konulabileceğini düşünüyoruz. Bizi birden bire cehennemden cennete götürecek fantaziden ya da mucizeden bahsetmiyoruz. Şimdiye kadar denenmeyen bir yoldan bahsediyoruz: Kendimize, komşularımıza ve özellikle de Filistinlilere karşı dürüst olmak. Gözleri ve kulakları olan herkes tercihin, yok etmeyle sonuçlanacak ve bir yüzyıl daha sürecek çatışma ya da bizi, yani İsrail Yahudilerini, ülkelerinde yabancı olanlardan ülkenin sahiplerine dönüştürebilecek ortaklıktan bahsediyoruz. Biz, gerçek bir kamuoyu tartışması başlatmak istiyoruz. Her İsrailli bunun ülkenin halklarının geleceğini ilgilendirdiğinin farkında.


Filistinlilerin yüzde 63'ü yoksul, yüzde 70'i işsiz Yıllardır İsrail işgali altında tutulan Filistin topraklarında 2 milyon insanın günde 2 dolara hayatını sürdürmeye çalıştığı açıklandı. İşsizlik oranı ise, yüzde 70 olarak belirlendi. BM'nin Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu tarafından açıklanan verilerine göre, 2003 yılının sonlarına doğru Filistin topraklarında yoksulluk sınırı altında yaşanların oranı yüzde 63'e yükseldi. "İsrail İşgalinin İşgal Altında Bulunan Filistin Topraklarındaki Ekonomik ve Sosyal Etkileri" başlıklı raporda yasadışı İsrail yerleşimlerinin sayılarının artmasının, tarım alanlarının budozerlerle yok edilmesinin, su kuyularının yok edilmesinin ve Batı Şeria duvarının inşası yoksulluğun önde gelen nedenleri arasında sıralandı. Filistinde ailelerin yüzde 42'sine yardım ulaşmıyor. Öte yandan, İsrail askerleri, Gazze Şeridi'nin Han Yunus kentinde protesto gösterisi düzenleyen kadınların üzrine rastgele ateş açtı. Beyt Hanun'a düzenlenen saldırıları protesto eden Filistinli kadınların üzrene aniden ateş açan İsrail askerlerinin Erez yakınlarında da gösteriyi engellemek Filistinlileri tehdit ettiği ve üzerlerine ateş açtığı haber verildi.

ÖNCEKİ HABER

Irak'ta 37 bin sivil öldü

SONRAKİ HABER

KHK ile ihraç edilen kanser hastası Haluk Savaş, pasaportunu aldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa