Emekli kardeş haydi birleş!

Emekli kardeş haydi birleş!

Hava sıcaklığının 40 derecenin altına düşmediği Adana'da, maaş çekmek için kuyrukta bekleyen emeklileri dinledik. Hepsi dertli. İçlerinden birisi bu durumun değişmesi gerektiğine inanıyor ve emeklilerin birleşmesi için çağrı yapıyor.

Meteoroloji yetkilileri Adana'da hava sıcaklığını 42 derece olarak açıklıyorlar… Yakıcı güneşin altında uzadıkça uzayan bir kuyruk var. Kimileri ellerini başına dayamış sıcaktan korunmaya uğraşıyor kimileri de başlarına ıslak mendil koyarak güneş ışınlarından kaçmaya çalışıyor… Eski Maliye Binası'nın altında bulunan devletin bankasının bankamatikleri önünde uzayan kuyruğa yaklaşıyoruz. SSK ve Bağ-Kur emeklileri maaşlarını çekmek için toplanmışlar. Bankamatiklerden birisi bozuk olduğu için ikinci makinenin önünde kuyruk uzamış. Resim çekmek için fotoğraf makinemizi çıkarttığımızda kuyruktan bir uğultu yükseliyor. Uyumsuz koronun ne söylediğini anlamaya çalışırken, "Halimizi kim görecek, sesimizi kim duyacak" diyen bir emekli yanımıza yaklaşıyor. "Hep çekiyorsunuz da ne oluyor ki? Kim bizlerin halini görüyor" diye sitem ediyor. 72 yaşındaki Mehmet Bozdağ, Güney Polgat Tekstil A.Ş'de 30 yıl çalıştıktan sonra emekli olmuş. 4 çocuğu 10'a yakın da torunu var. Hasta olduğunu, nefes darlığı çektiğini anlatıyor. Sohbetimiz sırasında da gerek hastalığı gerekse de sıcak nedeniyle alnından boncuk boncuk ter akıyor. "Sıkıntımız çok büyük. Memlekete bu kadar hizmet etmenin karşılığı böyle mi olmalı. Kodamanlar bizleri görürler mi. Emekli kuyrukta ölmüş kimin umurunda ki…" diye bir nefeste içinde bulunduğu durumu özetliyor. Yorulmuş olacak ki nefes almak için izin istiyor. Eli sigarasına uzanıyor... Sonra gazetemizde yayınlanmasını istediği şu sözleri sarf ediyor; "Bütün emeklilere çağrımızdır. Maaş kuyruklarında hastane kapılarında ölenler bizleriz. Ey emekli kardeş! Bu durumu değiştirmek elimizde."

Nasıl olabilirim ki? Emekliler ve yakınları bankamatikten para çekerken, bankanın güneş vurmayan, gölge tarafına oturmuş başı eşarplı bir teyze görüyoruz. Yüzünde oldukça mahzun bir ifade beliriyor. Bizi görünce sayıp sıralamaya başlayan emeklilerin aksine hiçbir tepki göstermiyor. Yüzündeki umursamaz ifade nedeniyle yanına temkinli yaklaşıyoruz. Bin bir güçlükle destur alıp, halini hatırını soruyoruz. 'Bir dokun bin ah işit' misali bu koşullar içinde yaşlı bir insanın nasıl olabileceği üzerine bizlere sert sitemlerde bulunuyor. Hiddeti (!) geçtikten sonra yaşının 76, adının Azime Doğan olduğunu öğreniyoruz. O da yıllar önce kaybettiği eşinin aylığını almaya gelmiş. Bankamatikten 220 milyon lira çekecekmiş. "Evim kira. Elektrik, su, telefon faturaları derken elimde neredeyse yemek yapacak para kalmıyor. İki defa ameliyat oldum. Çocuğum şimdi sen bana, 'nasılsın teyze?' diyorsun. Sen söyle bakalım ben kendimi nasıl hissediyorumdur" diyerek bize dönüp beklemeye başlıyor. Sohbetimize kulak kabartan emekliler -kendi tabirleriyle maaş kuyrukçuları- , "Çocuğu niye sıkıştırıyorsun? Sen anlatacaksın ki o da yazacak. Sanki çocuk mu seni bu hale soktu?" diye Azime Doğan'a yükleniyorlar. Aynı minval üzerinden yaptığımız sohbet bitince diğerleri gibi Azime Doğan da "Ama söylediklerimi eksiksiz yaz" diye bizi sıkı sıkıya tembihleyerek uğurluyor...


FRİK FINDIK... Kuyruğun hemen yanında "frik fındık" (Taze fındık) diye bağıran genç birisi duruyor. Emekliler ile sohbet ederken dakikada bir "Abi beni de yaz, belediye ekmeğimi elimden almaya çalışıyor bunu da yaz" diye konuşuyor. Mardin'den geldiklerin ve adının Ahmet olduğunu öğreniyoruz. "Abi istersen fotoğrafımı da çek. Daha inandırıcı olur. Abi ama kesin yaz, ekmeğini elinden almak istiyorlar diye yaz" şeklinde tembihlerde bulunuyor. Ahmet'e yazacağımıza dair söz verip yanından ayrılıyoruz. O arkamızdan bağırmaya devam ediyor; "Abi ama kesin yaz, ekmeğini elinden almak istiyorlar diye yaz…"

www.evrensel.net