31 Temmuz 2004 01:00

TİSK'ten sert açıklama sıcak uğurlama

Kapatılan DEP'in eski milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle ve Orhan Doğan dün de TİSK ve Hak-İş'i ziyaret ederek Baydur ve Uslu ile görüştüler.

Paylaş
Cezaevinden çıktıktan sonra, "toplumsal barışa katkı" amacıyla, çeşitli parti, kitle ve meslek örgütleri ve sendikalar ile görüşen kapatılan DEP'in eski milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle ve Orhan Doğan Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Başkanı Refik Baydur ile Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu'yu ziyaret ettiler. İlk ziyaret TİSK'e yaparak, Genel Başkan Refik Baydur ve yöneticilerle görüştüler. Baydur, milletvekillerinin basına konuşmama kararlarından dolayı, alışılmışın dışında ilk sözü kendisinin aldığını söyledi. Yazılı metni okuyarak konuşan Baydur, Türkiye'nin resmi dilinin Türkçe olduğunu belirterek, her etnik topluluğun anadiliyle konuşup, yayın yapabileceğini söyledi.

Sert ifadeler Oldukça sert ifadeler kullanıp, "PKK ve onun izinde yürüyen terörist kurum ve kuruluşlar Türk insanının ve devletinin düşmanıdır. Öcalan vatanına ihanet eden ve milletini katleden bir canidir" diyen Baydur, "Hiçbir siyasetçinin terörle devlet arasında bulunamayacağını" savundu. "Önyargısız, sapık düşünce ve soyut hedeflere sahip olmayan her kurum ve kuruluşa; devletine ve milletine, insanına saygılı olanlara kendilerinin de saygılı olduklarını" ileri süren Baydur, idamın kalkmasının, imtiyaz değil, demokratik inanç, demokratik bir yaklaşım olduğunu söyledi. İnançlarını suiistimal eden her kişi ve kuruluşa en şiddetli tepkilerini göstereceklerini iddia eden Baydur, "Bayan Zana ve arkadaşları" diye hitap ederek "geçmişteki hatalarını yenilememeleri, dini ve etknik kökeni siyasete alet etmemeleri, PKK ve onu takip eden terör örgütlerine karşı olmaları, Türk bayrağına, cumhuriyete ve Atatürk ilkelerine sadık olmaları" öğüdünde bulundu. Baydur, yarın Meclis'e gelmeleri halinde anayasa ve yasalara saygılı, ulus devlete ve cumhuriyete ihanet edenlere karşı olmalarını bir dost olarak önerdiğini de söyledi. Böyle bir yolda yürüyen her siyasi kurum ve kuruluşa, toplum örgütüne kucak açıp, yardımcı olmaya hazır olduklarını ileri süren Baydur, kendisinin de doğulu olduğunu belirterek, doğunun öncelikle eğitime, yatırıma, istihdama, sağlığa, nüfus kontrolüne, ekip biçeceği araziye acil ihtiyacı olduğunu ifade etti. DEP'lilerin tahliye olduğu dönem, DEP'lilere karşı sert ifadelerinin hatırlatılması üzerine Baydur, Zana ve arkadaşlarının kendisine gönderdiği mektupta, "Demokratik anlayışınıza olan inancımızla sizinle görüşmek istiyoruz" dediklerini belirterek, "Onlar benim vatandaşlarım. Bir adım daha ileri gidiyorum, ben doğulu bir ailenin çocuğuyum. Doğuda her yara beni rahatsız ediyor. Ama böyle bir yaklaşımın yarayı sarma niteliğinde olduğu için başımızla beraber" diye konuştu. Görüşmenin demokratik ve dostça yaklaşım olduğunu belirten Baydur, görüşmeyi "Türkiye'nin geleceğinde rol oynayacak siyasetçilerin attığı müspet bir adım" diye değerlendirdi. Açıklamanın ardından Baydur'un odasında bir saat süren bir görüşme yapıldı. Görüşme sonunda hiçbir açıklama yapılmazken, Baydur'un asansöre kadar gelip, milletvekillerini tek tek öperek uğurlaması dikkat çekti.


'Tabular yıkılmalı' Milletvekilleri öğleden sonra da Hak-İş'i ziyaret ederek, Genel Başkan Salim Uslu ve Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Arslan ile görüştüler. Milletvekillerini "Geçmiş olsun" diye karşılayan Uslu, düşüncelerini açıklamaktan başka sorumlulukları olmayan, seçilmiş insanların parlamentodan derdest edilerek götürülmesinin ciddi bir yanlış olduğunu " söyledi. Bölünme fobisine dikkat çeken Uslu, sürekli bölünme korkusunun halka güvenmemekten kaynaklandığını, oysa halkın özgürce, barış içinde, birlikte yaşamak istediğini dile getirdi. Özgürlüklerin eksiksiz uygulanması halinde yurttaşlarla devlet arasında güven oluşacağını kaydeden Uslu, "Ayıpsız, defosuz bir Türkiye'nin üzerinden gelemeyeceği hiçbir sorunun olmayacağını" vurguladı. Olaya salt siyasi değil, ekonomik ve sosyal açıdan da yaklaşmak gerektiğini vurgulayarak, dünyada daha fazla demokrasiden dolayı yıkılan ülke olmadığını ama tabular ve dokunulmazların yıkılacağını söyledi. Halkın özgürce yaşaması, hatta giyinmesi gerektiğini ifade eden Uslu, Türk, Kürt, Laz, Çerkez herkesin şiddete karşı çıkmasının görevi olduğunu hatırlattı. Basına konuşmama kararı olmasına rağmen söz alan Hatip Dicle, "başkanın konuşmasına tümüyle katılıyoruz. Yüreğimizdeki ve beynimizdeki düşüncelerimizi dile getirdi" diyerek teşekkür etti. Selim Sadak'ın "bölgede demekle neyin kastetildiğinin" sorulması üzerine Orhan Doğan, hem görevli olduğunu hem de aile sorunları nedeniyle bölgede bulunduğunu belirttikten sonra, kendilerinin sağlık sorunları için Ankara'da bulunduklarını, bu arada dost örgütlerle görüştüklerini söyledi.

ÖNCEKİ HABER

Apê Musa sahnede

SONRAKİ HABER

Çerkes Soykırımının 155. yılında yaşamını yitirenler anıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa