29 Temmuz 2004 01:00

Altinbaşak işçisi direniyor

Altinbaşak Un Fabrikasi işçileri, geçen hafta başlattiklari direnişi, polis ve patron baskisina ragmen sürdürüyor. Sendikalaşmak isteyen işçiler, başta sendikalar olmak üzere her kesimi dayanişmaya çagiriyor.

Paylaş
Un üreten Altınbaşak işçileri, bu kez kendi ekmekleri için direniyor. Geçen hafta başlattıkları direnişi polis ve patron baskısına rağmen sürdürmekte kararlı işçiler, dayanışma çağrısı yapıyor. Yıllarca alınteri döktükleri fabrikanın önünde bekleyişlerini sürdüren işçiler, 40 derecenin üzerindeki sıcaktan iki çıta üzerine attıkları örtünün altındaki gölgeye sığınarak korunmaya çalışıyor. "Yıllarca patronun keyfine göre çalıştırıldık. Her şey patrorunun iki dudağı arasındaydı" diyen işçiler, bu koşullara karşi dört ay önce DISK'e bağlı Gıda-İş Sendikası'nda örgütlenince kapı önüne konulmuşlar. Onlar da hak arayan tüm işçilerin yaşadıklarına benzer zorluklar yaşıyor. Ancak kararlılar ve bunu dile getirirken dayanışmaya ihtiyaçları olduğunu da ekliyorlar.

Çocukları için sendikalaştı Kudret Keleş, çocuğunun başına gelenlerden sonra sendikalaşmaya karar vermiş: "Sendika ismi daha yeni yeni duyuluyordu. O sıra çocuğumu köpek ısırdı. İzin istedim, izin alırsam, bir daha fabrikaya dönemeyeceğimi söylediler. Çocuğumun aşıları halen yapılmadı. Ben de sendikaya üye oldum. Patron sendikaya üye olduğumu öğrenince beni yanına çağırdı. Yaşadıklarımı ona anlatım. 'Kızım ben nerden bileyim bunları' dedi. Oysa ustabaşi Bülent Fidan'a çocuğumun durumunu defalarca anlattım. Ancak o 'Çocuğunun tohumuna ben mi para verdim' diyerek hakaret etti." İki çocuk annesi Kudret Keleş, direniş başlayınca çocuklarını Kars'a, annesinin yanına göndermiş. Annesine "Ben gelemiyorum. İşten çıkarıldım ve hakkımı alana kadar işyeri önündeyim" diyen Keleş'e fabrikanın yakınlarında çalışan eşi de destek veriyor.

Açıktan para teklifi Gülnur Kayacık, Altınbaşak'ta sendikalaşma nedeniyle işten atilan ilk işçi. Patronun oglu Hürriyet Dogan'ın sendikadan istifa etmesi ve arkadaşlarını da bu yönde ikna etmesi için işyerinin gizli kasasından para teklif ettiğini anlatan Kayacık, hem işten atıldığını hem de hakaretlere maruz kaldığını belirtiyor. Fabrikada 14 yıl çalışan Mustafa Ekiz, eskiden 50 kilo un, kömür yardımı, yemek ve yol parası verildiğini, bu haklarının yavaş yavaş kesildiğini belirtiyor. "Beş yil önce 50 kilo unu 10 kiloya indirdi. Biz unu eve götürürken agirligindan yoruluyormuşuz. O nedenle kiloyu düşürmüş. Diger yardimlarin hepsini kaldirdi. Sendikaya üye oldugumuzu ögrenince yemek ve yolu da iptal etti" diyor. Sendikalaşmak için "güvenilir adamları" beklediğini belirten Yusuf Arıkan, "Patron hep 'yasa benim' diyordu. Sendikalaştigimizi ögrenince baskilarini artirdi. Son yaptigi toplantida bize 'Siz eğer sendikaya üye olmasaydınız ben sizi iki ay sonra sendikalı yapacaktım' dedi. Arkadaşlarla kendi aramizda 'Yoksa bizi TİSK'e ya da TÜSİAD'a mı üye yapacaktı' diye konuşuyorduk. O zaman fabrikanin içinde takim kravatla çalişan işçiler olurduk."


Saldırılara karşı hazırlıklıyız Izmir'de sendikasız ve ağır çalışma koşullarının hüküm sürdüğü 12 un fabrikası bulunduğunu belirten Gıda-İş Temsilcisi Hakkı Tali, Anayasa'da güvence altına alındığı yazılan sendikal hakların gerçek yaşamda karşılığı bulunmadığına dikkat çekerek, "Özellikle işyerlerinde örgütlenme aşamasi yetki sürecine girince işten çikarmalar yaşaniyor. Işçilerin yillarca verdigi emek bir anda boşa gidiyor. O nedenle sadece yetki sürecini beklememek ve yaşanacak saldirilara karşi mücadeleye hazir olmak gerekiyor" dedi. Tali, patron ve polis baskısına karşı geri adım atmayacaklarını ifade etti.

ÖNCEKİ HABER

CHP, gensoru önergesi verdi

SONRAKİ HABER

Milletvekili Toğrul'un "Seni başkan yaptırmayacağız" sözüne fezleke

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa